Keşfet

4

Kaderin Oyunu

Nevin Teyze ile sarılıp vedalaştıktan sonra otobüsün kalkacağı perona geçtim. Görevliye kimlik bilgilerimi verip otobüs saatini beklemeye başladım.

​Elimdeki büyük poşetin içine bakındım... "Oha Nevin Teyze, bu kadar şey ne?" diye geçirdim içimden. Ben yukarıda eşyalarımı toplarken benim için yiyecek içecek bir şeyler almıştı ama bayağı abartmıştı! Poğaça, simit, kraker, çikolatalar, cipsler ve içeceklerle doluydu poşet.

​Otobüsün kalkış saati gelince anons yapıldı. Valizlerimi bagaja teslim edip otobüse bindim. Arden Rüzgar Bey benim için tek kişilik bir koltuk bileti almıştı. "Ben kendim alırım" desem de "Olmaz, ben alacağım" diye kestirip atmıştı. Keyfi bilirdi...

​Yol boyunca kah uyudum kah uyandım; bir şeyler atıştırıp film izledim. Ankara’ya varmamıza yaklaşık bir saat kalmıştı, saat sabahın 5’iydi. Arden Bey varmaya yakın haber vermemi söylediği için kararsız kalsam da adresi bilmediğimden mecburen mesaj attım:

​Siz: Merhaba Arden Rüzgar Bey, rahatsız ediyorum ama 1 saat sonra Ankara'da olacağım. Varmaya yakın haber verin demiştiniz.

​Bir süre cevap gelmedi. Ben de film izlemeye devam ettim. Az sonra telefona bildirim geldi:

​Arden Rüzgar: Merhaba Selen Hanım, tamamdır. 1 saat sonra şoför otogarda olur.

​Siz: Tamam, teşekkür ederim.

​Arden Rüzgar: Şoföre numaranızı verdim, o sizi arar ya da siz ararsınız. Numarası: 0555... Kaydedin, lazım olur illaki.

Siz: Peki.

​Numarayı kaydedip telefonu çantama attım. Film izlerken yine uyuyakalmışım. Etraftan gelen seslerle sersemce gözlerimi açtım. Gelmiştik, yolcular birer birer iniyordu. Ben de yerimden kalkıp otobüsten indim. Sabahın temiz havasını ciğerlerime çekip valizlerimi teslim aldım.

​Üç tane büyük valizim vardı. Poşette kalan yiyecekleri çöpe atıp çıkışa doğru ilerledim. Şoförün gelip gelmediğini anlamak için etrafa bakınırken telefonum çaldı. Arayan şofördü.

​— "Alo?"

​— "Merhaba Selen Hanım. Ben geldiğimde tam karşınızda olan siyah arabadayım, siz misiniz?"

​Etrafa bakındım; siyah arabanın içindeki adam aşağı iniyordu.

​— "Evet, benim efendim," dedim ve telefonu kapattım.

​"Hoş geldiniz efendim," diyerek elimdeki valizleri aldı.

​"Hoş buldum, teşekkür ederim."

​Arka kapıyı açtı: "Sen geç hadi Selen kızım, ben de valizleri bagaja koyayım."

​Kafamla onaylayıp arabaya geçtim. Şoför sürücü koltuğuna geçip aynadan bana baktı: "Hoş geldin kızım tekrar, ben Nihat."

​Gülümseyerek, "Hoş buldum Nihat Bey, ben de Selen. Memnun oldum," dedim.

​Nihat bey tatlı bir sitemle baktı: "Abi veya amca de kızım, 'Bey' nedir?"

​Tedirgince, "Bilemedim ki... Ayıp olmaz mı?" diye sordum.

​Aynadan bana tebessüm etti: "Olmaz kızım, aramızda resmiyete gerek yok."

​"Peki efendim... Yani Nihat Abi."

​Kıkırdadı. "Ha şöyle bak! Sen uyu biraz istersen, ev buraya biraz uzak. Gelince kaldırırım seni."

​Çok iyi bir fikirdi, temiz hava uykumu iyice getirtmişti zaten. "Tamam," deyip gözlerimi kapattım.

​"Selen kızım, uyan hadi... Selen kızım..."

​Uyku sersemliğiyle etrafa bakındım. "Geldik mi Nihat Abi?"

​— "10 dakika sonra varacağız kızım. Kendine gel diye uyandırdım. Saat 7 buçuk oldu."

​— "Çok iyi yaptın abi, teşekkür ederim. Arden Rüzgar Bey'in karşısına sersem gibi çıkmayayım."

​Aynadan başını salladı. Bana bir şişe su uzattı. "Teşekkür ederim," deyip sudan bir yudum aldım, yüzümü de ıslak mendille sildim. Camı hafifçe açıp dışarıyı seyretmeye başladım. "Buralar ne kadar güzelmiş, neresi burası abi?"

​— "Şehirden biraz uzak burası. Hep müstakil evler var. Çocuklar doğduktan sonra yaptırdılar. Arden Rüzgar Bey'in evi ayrı, ailesinin evleri de çevrede. Kalabalık bir ailedir yani."

​Etraf gerçekten büyüleyiciydi. Evler dip dize değildi, aralarında kocaman mesafeler ve yemyeşil araziler vardı.

​"Geldik kızım."

​Başımı camdan çıkardım; çok güzel bir yerdi! Kocaman taş duvarlarla örülü, şahane bir malikâne duruyordu karşımızda. Ben hayran hayran etrafı izlerken Nihat Abi seslendi: "Selen kızım, hadi inelim."

​"İnelim abi ama ben çok heyecanlıyım..." Ellerim buz gibi olmuştu.

​— "Biraz su iç ve derin nefes al."

​Arabadan indik, Nihat Abi kapının ziline bastı. İçimden sürekli kendimi telkin ediyordum: Selen sakin ol... sakinim... çok sakinim...

​Kapının otomatiği açıldı ve geniş bahçeye adım attık. Arden Rüzgar Bey bahçedeki masada kahvesini içiyordu. İki kadın da masaya kahvaltı hazırlamakla meşguldü.

​Nihat Abi, "Biz geldik Arden Rüzgar Bey," diyerek beni işaret etti. "Selen Hanım..."

​Arden Rüzgar Bey ayağa kalktı ve elini uzattı: "Ben Arden."

​Ben de elimi uzatarak tokalaştım: "Ben de Selen. Memnun oldum Arden Rüzgar Bey."

​Elimi hemen geri çektim. O da "Ben de Selen Hanım," diye karşılık verdi.

​— "Buyrun şöyle geçin. Ne içersiniz?" (Nihat Abi valizleri taşımak için içeri geçmişti.)

​— "Zahmet olmayacaksa bir kahve alabilirim."

​Arden Bey kadınlardan birine baktı, kadın başıyla onaylayıp mutfağa geçti.

​— "Selen Hanım, henüz yeni mezunsunuz ama tecrübeniz varmış sanırım?"

​Evet anlamında başımı salladım.

​— "Nevin Teyze sizden bahsetti, annem de bana söyledi. Mükemmeli aramıyorum ama çocuklarım benim bu hayattaki her şeyim. Eski dadı onların günlük düzenini bir kâğıda yazdı. Tabi siz zamanla kendi düzeninizi kurarsınız ama en azından günleri nasıl geçiyor bilginiz olsun."

​Uzatılan kâğıdı alıp hızlıca göz gezdirdim. "Tabii, uymaya çalışırım. Ama dediğiniz gibi, çocukları tanıdıkça kendi düzenimiz üzerinden ilerlemek daha sağlıklı olacaktır."

​Başını onaylarcasına salladı. "Benim diyeceklerim bu kadar. Senin sormak veya söylemek istediğin bir şey var mı?"

​O sırada kahvem gelmişti, bir yudum alıp teşekkür ettim.

​— "Bunlar Dilara ve Nefise Abla, evi idare ediyorlar," diyerek çalışanları tanıttı.

​Kadınlara dönüp gülümsedim. Dilara olanı, "Hoş geldiniz Selen Hanım, işiniz hayırlı olsun," dedi.

​— "Teşekkür ederim, hoş buldum."

​Nefise Abla da, "Hoş geldin hanım kızım," diye ekledi.

​— "Hoş buldum, çok teşekkür ederim."

​Onlar içeri geçerken Arden Bey açıklamasına devam etti: "İkisi evin düzenini sağlayıp yemekleri yapıyor. Sen sadece çocuklarla ilgileneceksin, bu yeterli. Evde yatılı kalacak tek kişi sensin. Her gün yemekleri bizimle yersin. Çocuklar birazdan uyanır; sana odanı göstereyim, duş alıp üstünü değiştir. Sonra aşağı inersin, kahvaltı birazdan hazır olur."

​Başımı salladım ve birlikte üst kata çıktık.

​Geniş merdivenleri tırmandığımızda önce kendi odasını gösterdi: "Burası benim odam, yan tarafı ise çalışma odam." Koridorda biraz ilerledik. "Burası çocukların alanı. Sağ taraf Arslan Poyraz'ın, sol taraf ise Almina Öykü'nün odası."

​Tam çocukların odasının yanındaki kapıda durduk. "Burası da senin odan. Eşyaların içeri bırakıldı, dilediğin gibi yerleşebilirsin," dedi ve arkasını dönüp gitti.

​Odaya adımımı attım... Hayatımda ilk defa kendime ait bir odam olacaktı. Çok güzel, ferah ve aydınlık bir odaydı. Vakit kaybetmeden valizimden temiz kıyafetler çıkarıp banyoya geçtim. Odanın içinde kendine ait bir duşunun olması harika bir detaydı.

​Hızlıca duşumu alıp üzerimi değiştirdim. Saçlarımı kurutma makinesiyle kurutup tepeden topladım. Saçlarım benim bu hayattaki en kıymetli şeyimdi... Yetiştirme yurdunda bitlenme riski yüzünden uzun saça asla izin vermezlerdi. Bu yüzden son 4 senedir saçlarıma hiç makas vurdurmamıştım; canım saçlarım upuzundu.

​Aynada kendime ve odama son bir kez baktım. İçimden, "Hadi Selen, yapabilirsin!" diye fısıldadım ve derin bir nefes alarak odadan çıktım.

Yorumlar

  • Kırık Cümleler: kendine ait odanda ki o duygu çok kıymetli selen!
  • Es Es: Adam önceden herşeyi ayarladı
  • Eylül Karaca: arden rüzgar bileti almamalıydı biraz kendi almayı isteseydin keşke
  • Ebru Rüzgar: buralar ne kadar güzel ailenin yerinin böyle doğal bir ortamda oluşu harika
  • Nazlı Kara: Bu şoförün de numarasını kaydetmek zorundasın selen dikkat et