Keşfet

4. Bölüm — Tanıdık Bir Yabancı

Kalbim Seni Hatırlıyor

4. Bölüm — Tanıdık Bir Yabancı

Elif, sabah kahvesini içerken defterini açtı. Bir önceki gece yazdığı sayfalara göz gezdirdi. Hikâyesinin yarım kalan cümlelerini düzeltmeye çalışırken gözü yine aynı satıra takıldı.

Yağmur başladığında onu yine bulacağım.

Kaşlarını çattı.

Bu cümleyi ne zaman yazmıştı?

Kalemi eline alıp satırın altına bir şeyler karalamayı düşündü, sonra vazgeçti. Belki gece yazmış, sabah hatırlayamamıştı. Son günlerde kafası hikâyesiyle o kadar meşguldü ki böyle bir şeyi unutması imkânsız değildi.

Defteri kapatıp telefonuna baktı.

Emir'den mesaj gelmişti.

Emir: Dün önerdiğim kitaba baktın mı?

Elif: Daha sabah oldu. İnsan bir kahvesini bitirsin.

Emir: Peki, kahveni bitirince bakarsın.

Elif: Başka emriniz var mı?

Emir: Şimdilik yok. Ama öğleden sonra kitapçıya gideceğim. Gelmek istersen haber ver.

Elif mesajı okuyunca gülümsedi.

Elif: Düşüneyim.

Emir: Bu kadar zor bir karar olduğunu bilseydim davet etmezdim.

Elif kahvesinden bir yudum aldıktan sonra cevap yazdı.

Elif: Saat kaçta?

Emir'in cevabı hemen geldi.

Emir: Üç gibi?

Elif: Tamamdır.

Telefonu bıraktığında yüzündeki gülümsemeyi fark etti. Kendine kızacak gibi oldu ama sonra vazgeçti. Birisiyle yeniden görüşmek istemesinde yanlış bir şey yoktu.

Üstelik Emir'le konuşmak hoşuna gidiyordu. Onun yanında sürekli kendini kanıtlamak ya da sessizlikten kaçmak zorunda hissetmiyordu.

Şimdilik bununla yetinmeye karar verdi.

Saat üçe doğru kitapçıya vardığında Emir kapının önünde bekliyordu.

“Geç kalmadım, değil mi?” diye sordu Elif.

“Hayır. Ben erken geldim.”

“Bunu özellikle mi söylüyorsun? Sonra geç kalırsam yüzüme vurmayasın diye mi?”

Emir güldü.

“Seninle anlaşmak için şimdiden savunma hazırlamam gerekiyorsa işimiz var.”

“Daha yeni tanışıyoruz. Kendini kurtarabilirsin.”

“Biraz geç kaldın o tavsiyede bulunmak için.”

Elif güldü ve birlikte içeri girdiler.

Rafların arasında dolaşırken Emir bir kitabı eline alıp ona uzattı.

“Buna bak.”

Elif arka kapağını okudu. Hikâyenin kahramanı, geçmişinde yaşadığı bir olayın nedenini anlamaya çalışıyordu.

“Bunu neden seçtin?” diye sordu.

“Geçen gün kendi hikâyenden bahsetmiştin. Gizemli şeyleri sevdiğini düşündüm.”

“Seviyorum. Ama her şeyin sonunda bir açıklaması olmalı.”

“Gerçek hayatta da mı?”

Elif bir an düşündü.

“Her şeyin değil belki. Ama insan en azından ne yaşadığını anlamak istiyor.”

Emir başını salladı.

“Buna katılıyorum.”

Elif kitabı yerine koydu.

“Peki, sen ne tür kitaplar okursun?”

“Genelde birinin tavsiye ettiği kitapları.”

“Yani kendi zevkin yok mu?”

“Var. Ama bazen insan kendi seçmediği bir şeye de şans vermeli.”

Elif ona baktı.

“Bu sözün de mi bir kitaptan?”

“Hayır. Onu kendim uydurdum.”

“Emin misin?”

“İstersen telifini sana verebilirim.”

Elif kahkaha attı. Emir de güldü.

Bir süre daha kitaplara baktılar. Sonra dışarı çıkıp yakınlardaki küçük bir kafeye oturdular.

Konuşmaları bir konudan diğerine geçti. Elif yazdığı hikâyeyi anlatırken bazı ayrıntıları paylaşmaktan çekindi. Emir de onu zorlamadı.

“Bir gün bitirirsen okumak isterim,” dedi.

“Ya beğenmezsen?”

“Beğenmediğim yerleri söylerim.”

“Ne kadar düşüncelisin.”

“Yalan söyleyip seni mutlu etmektense dürüst olmak daha iyi.”

Elif gülümsedi.

“Peki. Ama bitirmem biraz zaman alabilir.”

“Acele ettirmiyorum.”

Bu basit cevap Elif'in hoşuna gitti. Çünkü hayatında çoğu insan ondan bir şeyleri hemen yapmasını bekliyordu. Emir ise sanki bir şeyi yetiştirmek zorunda değillermiş gibi davranıyordu.

Kahvelerini bitirince birlikte yürümeye karar verdiler.

Sokakta hava serinlemişti. Birkaç dakika sonra hafif bir yağmur başladı. Yakındaki bir dükkânın tentesinin altına geçtiler.

Elif çantasını açıp şemsiyesini aradı.

“Getirmedin mi?” diye sordu Emir.

Elif çantanın içini kontrol etti, sonra ona baktı.

“Getirdiğimi hatırlamıyorum.”

“Bu, getirmediğin anlamına geliyor.”

“Teşekkürler, dedektif.”

Emir gülümsedi.

Yağmurun dinmesini beklerken Elif karşı kaldırımdaki eski taş binaya baktı. Binanın yan tarafında dar bir merdiven vardı. Islak basamakların görüntüsü, zihninde bir anlığına başka bir yerin görüntüsünü canlandırdı.

Aynı taşlar değildi belki. Yine de içinde açıklayamadığı bir tanıdıklık uyandı.

Sanki o merdivenleri daha önce görmüştü.

Elif gözlerini kırpıştırdı. Görüntü kayboldu.

“Ne oldu?” diye sordu Emir.

“Bir şey yok. Şu merdivenlere bakıyordum.”

Emir onun baktığı yere döndü.

“Eski görünüyorlar.”

“Bana da tanıdık geldi.”

“Daha önce buraya gelmiş olabilir misin?”

Elif başını iki yana salladı.

“Sanmıyorum.”

Bir süre merdivenlere baktıktan sonra omuz silkti.

“Belki bir yerde benzerini görmüşümdür.”

Emir cevap vermedi. Elif ona döndüğünde, onun da merdivenlere dikkatle baktığını fark etti.

“Sen de mi bir şey hatırladın?” diye sordu.

Emir bakışlarını ona çevirdi.

“Hayır. Sadece neden tanıdık geldiğini anlamaya çalışıyorum.”

Elif daha fazla soru sormadı. Belki de ikisinin de açıklayamadığı şey, sıradan bir tesadüften ibaretti.

Yağmur hafifleyince yürümeye devam ettiler.

Bir süre sonra Elif'in ayağı kaldırımın kenarında kaydı. Emir kolundan tutarak düşmesini engelledi.

“İyi misin?”

“İyiyim. Sanırım bugün yere düşmemeye çalışarak geçireceğim.”

“İstersen seni güvenli bir yere bırakayım.”

“Çok komiksin.”

Emir elini çekti ama yüzündeki endişe hemen kaybolmadı.

Elif bunu fark etti.

“Gerçekten iyiyim,” dedi bu kez daha yumuşak bir sesle.

“Tamam. Yine de dikkat et.”

Bir an göz göze geldiler. Elif, Emir'in elini kolunda hissettiği o kısa anı gereğinden fazla düşündüğünü fark etti. Bakışlarını kaçırıp yürümeye devam etti.

Kendi kendine gülümsedi.

Daha onu yeni tanıyordu. Her küçük hareketin anlamını çözmeye çalışmasına gerek yoktu.

Ayrılacakları yere geldiklerinde Emir durdu.

“Bugün için teşekkür ederim,” dedi.

Elif şaşırdı.

“Ben mi teşekkür etmeliyim, sen mi?”

“İkimiz de edebiliriz.”

“Anlaştık.”

Emir telefonunu çıkardı.

“Eve varınca haber verir misin?”

Elif ona baktı.

“Merak mı edeceksin?”

“Yolda başına bir şey gelmediğinden emin olmak istiyorum.”

“Peki,” dedi Elif, gülümseyerek. “Haber veririm.”

Birbirlerinden ayrıldılar.

Eve vardığında Elif, Emir'e kısa bir mesaj attı.

Elif: Eve geldim. Sağ salim.

Emir: Güzel. Ben de şimdi geldim sayılır.

Elif: Bugün güzeldi.

Elif mesajı gönderdikten sonra birkaç saniye ekrana baktı.

Emir'in cevabı geldi.

Emir: Bence de. Bir ara yine görüşelim.

Elif: Olur.

Telefonu bıraktığında içi hafifçe kıpır kıpırdı. Bu duygunun adını koymak istemedi. Henüz erkendi. Ama Emir'i yeniden görmeyi istediğini biliyordu.

Gece, Elif defterini açıp gün içinde yaşadıklarını yazdı. Kitapçıdaki konuşmalarını, kahvenin tadını ve Emir'in yaptığı kötü esprileri bile not etti.

Sonra eski cümle gözüne çarptı.

Yağmur başladığında onu yine bulacağım.

Bu kez cümlenin yanına küçük bir soru işareti koydu.

Ardından yeni bir satıra yazdı:

Bugün bir merdiven gördüm. Nedenini bilmiyorum ama onu daha önce görmüş gibiydim.

Kalemini bıraktı.

Emir de aynı merdivenlere bakmıştı. O da bir şey hissetmiş miydi, yoksa yalnızca Elif'in merakına mı kapılmıştı?

Bunu sormak istedi. Ama daha şimdiden her tuhaflığı onunla paylaşmak istemiyordu. Önce kendisinin anlamaya çalışması daha mantıklıydı.

Defteri kapatıp ışığı söndürdü.

O gece yine bir rüya gördü.

Bu kez yüzü belirsiz birini ya da uzatılan bir eli hatırlamıyordu. Yalnızca taş basamakların başında durduğunu biliyordu. Basamakların devamı karanlıkta kayboluyordu.

Aşağıdan bir ses geldi ama ne söylediğini anlayamadı.

Elif uyandığında rüyanın ayrıntıları çoktan silinmeye başlamıştı.

Yatağında doğrulup bir süre karanlığa baktı.

Belki yalnızca gün içinde gördüğü merdivenler rüyasına girmişti.

Bu açıklama yeterli olmalıydı.

Yine de komodinin üzerindeki deftere baktı.

İçinde bir şey, bu hikâyenin henüz başlamadığını söylüyordu.

Elif bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu.

Ama öğrenmek istiyordu.

Yorumlar

  • Pınar Eryılmaz: emirle yine görüşmeye karar vermesi karşısında kendine kızmasını yersiz buluyorum
  • Kaan Duman: Yağmurda yaşanılanları yazması onda derin izler bırakmış gibi görünüyor
  • Doğan Sancak: elif kahve muhabbetleriyle kafasını dağıtmaya çalışıyor ama acaba gerçekten mutlu mu?
  • Aleyna ş.: Neden bu kadar önemli onun için?
  • Eren Ali Dağ: emir mesaj atınca bir gülümseme belirmiş elifin yüzünde