Keşfet

Aşk Hariç Her Şey

Kalbin imtihanı

Ceylan Dalkan

Bir kitabı iki kere okumak belki sonunu değiştirmez, evet. Ama hissettirdiklerinizi değiştirir. Çünkü aynı kitabı, aynı duygularla iki kez okuyamazsınız. Her okuyuşunuzda başka bir duygu uyandırır; bazen de içinizde çoktan ölmüş bir duyguyu yeniden diriltir.

Sonunda eve varabilmiştik. Üçümüz de sakince arabadan inip kapısına yaslandık. O sırada dış kapı açıldı; yanımıza abim, Gülhan ve Selinay geldi.

Selinay yüzündeki heyecanla kollarını açıp Paşa'ya sarılmak için hamle yaptı. Ancak Paşa, sert ve ani bir hareketle onu geriye itti.

"Sakın... Sakın bana dokunma!"

Dudaklarından dökülen kelimelerde sarsıcı bir kırgınlık ve ağır bir suçlama gizliydi.

"Abi..." diye mırıldandı Selinay.

Paşa öfkeyle parmağını kaldırdı. "Sus!"

Derin, sıkıntılı bir nefes alıp Paşa'nın koluna dokundum. Doğan'ın bakışlarını üzerimde hissetsem de umursamadım. "Hadi gel, bize gidip konuşalım."

Paşa kolunu benden silkerek çekti. "Hayır Ceylan," dedi sertçe. Bana kızgın olmadığını, hatta halime üzüldüğünü biliyordum. Ama içimdeki o kırgınlık hiç geçmeyecekti ve bunu onlara hissettirmeye kararlıydım.

"Yürü! Daha fazla aile şerefimizi iki paralık etme!" diyerek Selinay'ı kolundan çekiştirmeye başladı.

Tam o sırada Selinay, çaresizce benim koluma tutundu. Gözlerindeki yalvarışı gördüğüm an kontrolümü kaybettim. "Paşa!" diye bağırdım. Bu öfkeyle gözü hiçbir şeyi görmezdi; herkese, her şeyi yapabilirdi.

Doğan bu sefer yüksek sesle seslendi, abim ve Gülhan da araya girmeye çalıştı. Ama Paşa'nın gözü dönmüştü; ne kimseyi görüyor ne de birini dinliyordu.

Tam o sırada, yüksek sesli bir şarkı mahallenin sokaklarında adeta çalkalandı. Siyah bir araba, büyük bir gürültü ve hızla tam kapının önünde durdu.

Hepimiz olduğumuz yerde çakılıp arabaya baktık. Tam o anda kapı açıldı; gelen Miran'dı.

"Kahretsin..." dedim sessizce.

Paşa daha ne olduğunu anlamadan bir hışımla Miran'nın üzerine yürüdü ve tek hamlede yakasından tuttu.

"Senin burada ne işin var lan orospu çocuğu!" diye kükredi. "Seni öldürürüm!"

Cümlesini bitirir bitirmez yüzüne sert bir yumruk indirdi. Abim ve Doğan neye uğradıklarını şaşırıp hemen öne atılarak Paşa'yı durdurmaya çalışıyordu.

Miran, Paşa'nın cenderesinden güçlükle kurtulup geriledi. Bütün gücüyle bağırmaya başladığında sesindeki çatlaklık her şeyi özetliyordu.

"Seviyorum lan! Ölmüşüm zaten ben, anladın mı?" Gözyaşları gözlerinin pınarında birikmişti. "Ceylan beni terk ettiği gün öldüm ben!"

Bir anda derin bir sessizlik çöktü. Abim, Doğan, gülhan, paşa, Selinay... Herkes susmuş, yalnızca Miran'a kilitlenmişti.

Zorlukla yutkundum. Onun kadar bağırmasam da karşısına geçip sesimi yükselttim.

"Neden anlamıyorsun Miran?" dedim. "Ben seni sevmiyorum! Sevemiyorum işte, niye zorluyorsun? Benim kalbim hiçbir zaman senin için atmadı. Bizim aramızda aşk hariç bütün duygular oldu ama aşk... Aşk hiç olmadı. Bunu en başından beri biliyordun."

Elimle Selinay'ı işaret ettim. "Onunla olsan ya da olmasan ne fark eder?"

Doğrudan gözlerinin içine bakıyordum. İkimiz de bakışlarımızı bir an olsun birbirimizden kaçırmıyorduk.

"Sen yıllardır bana yalan söyle-"

Sözümü kesmek istedi ama izin vermedim.

"...Senin kiminle olduğun umurumda değil! Yeter ki bana artık zarar verme!"

Bu sözlerim ona o kadar ağır gelmişti ki geriye doğru sendeleyip arabanın kapısına çarptı. Gözlerini son kez yüzüme değdirdi; ardından hiçbir şey söylemeden arabasına binip hızla uzaklaştı.

Kimsenin yüzüne bakamıyordum. Etrafa öyle ağır bir sessizlik hakim olmuştu ki... Sanki bulutlar dönmeyi bırakmış, hayvanlar oldukları yerde kalakalmış, güneş bile durup dünyayı ısıtmaktan vazgeçmişti.

"Oğlum..." diyen bir sesle irkildim. Bakışlarımı gayriihtiyari sesin geldiği yöne çevirdiğimde Doğan'ın annesi ve kız kardeşini gördüm.

Doğan annesini karşısında görünce şaşkınlıkla, "Siz niye geldiniz?" diye sordu.

Ancak annesinin cevap vermesine fırsat kalmadan, Paşa'nın dudaklarından dökülen sözler ortamı tamamen buz kestirdi:

"Hocam, Selinay bir süre sizde kalabilir mi?"

Herkes şaşkınlık içinde gözlerini Paşa'ya kilitlerken, tutamadım kendimi. "Ne?" diyiverdim sessizce.