Keşfet

Gözler Kalbin Aynasıdır

Kalbin imtihanı

Gözler Kalbin Aynasıdır

Ceylan Dalkan

Gözlerinin karanlığında kaybolmuyorum,

orada zaten var olan ışığa koşuyorum.

Ve sen acılarımı hafifletmiyorsun,

sen bana acılarımı unutturuyorsun.

Bircan abla ile Melek gideli henüz on beş dakika olmamıştı. Arkalarından kapanan kapının ardından herkes sessizce yeniden masaya yerleşmişti ama kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.

Diğerlerinin kafasından nelerin geçtiğini bilmiyordum; açıkçası şu an umurumda bile değildi.

İçimde yankılanan o derin şaşkınlık ve hayal kırıklığı, dünyadaki tüm sesleri susturmaya yetmişti.

"O kadınla görüşmek zorunda değildin," dedim Doğan'a bakarak.

Doğan da bana baktı. "Başka ne yapabilirdim ki? Görmüyor musun? Annem eve gelmem için şart koşuyor," dedi.

Sitem dolu bir ses tonuyla, "Sana benim evimde kalabilirsin dedim," diye üsteledim.

Yeter hemen araya girdi: "Elbet evimize gideceğiz ama abim Melek'le buluşursa daha hızlı gideriz. Eğer buluşmazsa, gerçekten bir iki gün daha burada kalmak zorunda kalabiliriz."

"Ne kadar gerekiyorsa kalabilirsiniz," dedim.Yeter gözlerini kısıp, "Melek'le buluşacak olan abim. Buluşmazsa size katlanacak olan benim," dedi. "Sen niye bu kadar ısrar ediyorsun?"

"Arkadaşımın yanlış kararlar vermesini istemiyorum," diye karşılık verdim.

"Ay, şiştim bu meseleden!" diyerek ayağa kalktı Selinay. Benimle birlikte herkesin dikkati ona dönmüştü.

Kollarını göğsünde bağladı ve "Şimdi Doğan Hoca... Senin Melek'e en ufak bir hoşlantın var mı?" diye sordu.

Doğan'a baktım. Gözlerimin içine bakarak, "Hayır, yok," dedi.Selinay, "Tamam, güzel! O zaman hepimiz gidiyoruz, Melek'le konuşup geliyoruz," deyince Paşa bir anda sesini yükseltti:"Selinay, sabah sabah canımı sıkma! Zaten milletin işi başından aşkın!"

Selinay tam yerine oturacakken bir anda ayağa fırlayıp onu kolundan tuttum.

Selinay'ın kolunu bırakıp ellerimi sandalyenin arkalığına yasladım. "Selinay haklı," dedim ve doğrudan Doğan'a döndüm.

"Abimin çalıştığı kafeye gidelim. Siz orada konuşurken biz de orada oluruz. Zaten Melek büyük ihtimalle rahatsız olacak ve bir an önce buluşmayı bitirecektir."

Doğan umutsuzca, "Annem bu işin peşini bırakmaz," dedi.

Doğan ile Melek'e engel olduğum için o anlık heyecan ve sevinçle, "Ben seni onların eline bırakmam zaten!" deyiverdim. Bir anda odadaki herkes ciddiyetle bana bakınca ne yapacağımı bilemedim. "Yani biz bırakmayız..." diyerek ellerimle odadakileri gösterdim.

Doğan, Yeter'e bakıp göz kırparak, "Ne diyorsun bu işe?" diye sordu.Yeter başını olumsuz anlamda salladı. "Bu kızla arkadaş olmanı hiç tasvip etmiyorum abicim, baksana şuna," deyip eliyle beni işaret etti. Gülerek, "Bu kız eşeği suya götürür, susuz getirir!" dedi.

"Hadi, hadi!" dedim ortamı dağıtmak isteyerek. Herkes ayaklanıp hazırlanmaya başladı.