Keşfet

Mecburiyet

Kalbin imtihanı

Ceylan Dalkan

Eylemler kişinin şahsına münhasırdır,

Fark edilmeyenler de yok sayılır.

Kaderin değersiz gördüğü her kişi,

Değerli bireylerden farksızdır.

Karşımda duran iki kadını süzdüm. İkisi de beni sevmiyordu, bunu hissetmemek imkansızdı. Ama Bircan ablanın başımın üstünde yeri vardı, onun yeri başkaydı. Melek ise umurumda bile değildi; evime adım atmasını hayatta istemezdim. Yine de misafirperverliğimden ödün vermedim. İçimden gelen o ayak üstü savuştur dürtüsüne rağmen, misafir ağırlama adabını elden bırakmadım.

"Buyurun," diyebildim sonunda, sesimdeki o zoraki tınıyı gizlemeye çalışarak. Kenara çekildim; önden Bircan abla, arkasından da varlığına bile katlanamadığım Melek peşisıra mutfağa girdiler. Kapıyı kapatır kapatmaz mutfağın girişindeki duvara sırtımı verdim, kollarımı göğsümde bağladım.

"Anne, ne işiniz var burada?" diyerek ayağa fırladı Doğan. Gözlerindeki şaşkınlık, annesinin Melek'le birlikte buraya gelmiş olmasından kaynaklanıyordu. Yeter ise kimseyi umursamadan, kafasını bile kaldırmadan kahvaltısına devam ediyordu. Masadakilerin birer birer ayaklandığını fark edince, yüzündeki hoşnutsuz ifadeyle o da zoraki bir şekilde ayaklandı.

"Sana bir teklifim var," dedi Bircan abla. Doğan gözlerini açıp, "Korkuyorum ama yine de söyle," dedi. O an tüm dikkatim Melek'e kesilmişti. Doğan'ı öyle bir süzüyordu ki, en ufak bir çekinme ya da göz kaçırma belirtisi bile yoktu; aksine dik dik bakıyordu.

"Melek'le görüşmeyi kabul et, ben de eve dönmenizi kabul edeyim," dedi Bircan abla. Doğan donakalmış bir halde, "Ne diyorsun anne ya?" derken, Yeter duruma el koydu: "Biz senin çocuklarınız biliyorsun dimi, eninde sonunda alacaksın bizi eve." Kendinden emin hali bozulmuyordu. Bircan abla ise kararlıydı: "Valla ben bilmem ötesini berisini; ya melekle görüşürsün ya da kapım kapalı." Bütün bu pazarlığın orta yerinde, durduğum yerden hızla ayrılarak Doğan'ın yanına adımladım. Herkesin bakışları üzerime çevrilmişken tek kelimeyle kestirip attım: "Tamam, o zaman burada kalırlar."

Bircan abla alaylı bir ses tonuyla, "Ne zamana kadar kalacaklar? Arkadaşlık da bir yere kadar, misafirlik de..." diye üsteledi. Hiç umursamadan Doğan'a döndüm ve, "Burada gerçekten istediğiniz kadar kalabilirsiniz," dedim. Doğan ne diyeceğini bilemez halde, sessizce yüzüme bakıyordu. Ona güç vermek istercesine devam ettim: "İstemediğin biriyle görüşmek zorunda değilsin." O an aniden başım dönmeye başladı; mideme doğru yayılan o tuhaf hisle birlikte, hayatım sanki o anki tek bir karara ve bu söze bağlıymış gibi hissediyordum.

Melek hemen araya girip doğrudan bana baktı. "Bence sen hiç karışmasan daha iyi," dedi küstahça. Doğan'ı işaret ederek, "O benim arkadaşım ve şu an benim evimdeyiz, yeterince konuşma hakkım var bence," diye lafı ağzına tıktım. Melek, "Ama kon-" diyecek gibi oldu ama Bircan teyze aniden sözünü kesip, "Hiç misafirperverliğini görmedik doğrusu, geleli kaç dakika oldu ayakta duruyoruz!" deyince, zaten iyice gerilmiş olan sinirlerime daha fazla hakim olamadım. Elimle tam karşımızdaki boş misafir odasını gösterip, sesimdeki bütün sertlikle, "Buyurun, orada oturup konuşalım," dedim.

Bircan abla adımlarını odaya yöneltmişti ki Doğan kolunu tutarak onu hafifçe durdurdu. "Anne, kabul ediyorum teklifini," dedi; sesi kırgın ama net çıkıyordu. "Bizi yeterince rezil ettin, bari Melek'i peşinde dolaştırmasaydın." Doğan'ın bu hamlesiyle öylece kalakaldım, boğazıma düğümlenen kelimeler yutkunmama bile izin vermedi. Bircan abla sevinçle kollarını oğluna dolarken, Melek dik dik yüzüme bakıyordu. Doğan vakit kaybetmeden annesinden ayrılıp, "Tamam, hadi eve gidelim," dediğinde, Bircan ablanın yüzündeki o mutlu ifade anında buz kesti; ciddi bir tavırla parmağını kaldırarak durdu.

"Önce Melek'le buluşuyorsun, sonra eve mi geliyorsun, evden hiç mi çıkmıyorsun, sana kalmış," dedi Bircan abla. Melek'le yan yana kapıya doğru yürümeye başladılar. Doğan arkalarından, "Anne, üstüm başım yok burada! İmam kıyafetiyle mi buluşayım?" diye şaşkınlıkla çıkıştı. Bircan abla kapıyı aralık tutarak, "Orasını bilemem, biz aşağıdayız seni bekliyoruz, çabuk ol!" dedi ve hızlıca kapıyı kapattı.