Keşfet

BÖLÜM 1 – SESSİZLİĞİN SESİ

Kalp Krampları

BÖLÜM 1 – SESSİZLİĞİN SESİ

Bazı insanları geçmişleri uyutmazdı. Elif bunu çok küçük yaşta öğrenmişti. Yedi yaşındaki bir çocuğun bilmesi gereken şeyler vardı. Çarpım tablosu gibi. Mevsimler gibi. Masalların sonundaki mutlu sonlar gibi... Ama Elif’in öğrendiği şeyler başkaydı. Beklemeyi, sessiz kalmayı öğrenmişti. Ve en çok da, gelmeyecek insanları özlemeyi öğrenmişti.

O gece de diğer gecelerden farklı değildi. Yine yağmur yağıyordu. Yetiştirme yurdunun eski çatısına vuran damlalar, binanın içinde yankılanan yorgun bir melodi gibiydi. Bazen hızlanıyor, bazen yavaşlıyor, sonra yeniden çoğalıyordu. Elif gözlerini tavana dikmiş yatıyordu. Demir ranzanın üst katındaydı. Tavanın bir köşesinde ince bir çatlak vardı. Her gece uyumadan önce o çatlağa bakardı. Sanki yeterince uzun bakarsa çatlağın içinde başka bir dünya açılacakmış gibi. Belki annesinin olduğu bir dünya.

Belki de babasının olduğu bir dünya… Belki de kendisini bekleyen; o özlemini duyduğu fakat asla yaşama fırsatı bulamadığı, içinde sıcak aile sohbetleri, sevgi, şefkat ve ailenin olduğu bir ev.

Yurt, şehrin eski mahallelerinden birinde, yüksek taş duvarların arkasında duruyordu. Dışarıdan bakıldığında büyük ve sessizdi; solmuş sarı boyası yer yer dökülmüş,

demir parmaklıklı pencereleri yılların yağmurunu ve ayazını içine çekmişti. Bahçe kapısı açıldığında önce paslı menteşelerin sesi duyulur, ardından uzun koridorlara sinmiş sabun, haşlanmış yemek ve eski kalorifer kokusu insanı karşılardı.

Girişin sağında küçük bir ziyaret salonu vardı. Duvarlarında çocukların yaptığı resimler asılıydı: bacasından duman çıkan evler, el ele tutuşan aileler, kocaman sarı güneşler… Resimlerde herkes gülümsüyordu. Oysa koridorlarda büyüyen çocuklar, bazı gülümsemelerin yalnızca kâğıt üzerinde kolay olduğunu erken öğrenirdi.

Yatakhaneye çıkan merdivenlerin basamakları ortalarından aşınmıştı. Her katta aynı renge boyanmış kapılar, aynı metal dolaplar ve aynı floresan ışıkları vardı. Yine de her çocuğun yatağının çevresinde kendine ait küçücük bir dünya kurulurdu: bir fotoğraf, kırık bir toka, saklanan bir mektup ya da kimsenin bilmediği bir dilek.

Odanın içinde yirmi üç çocuk vardı. Yirmi üç nefes, yirmi üç farklı hikâye. Kimse oraya ne zaman ve nasıl geldiğini bilmiyordu. Ama geceleri hepsinin yalnızlığı birbirine benziyordu. Özlemini duydukları “aile" kavramını yaşayamıyor olsalar da “siz bir ailesiniz çocuklar" diyen yetkililerin sözleriyle kendilerini avutuyorlardı. Koridorun ucundaki gece lambasının sarı ışığı kapının altından ince bir çizgi halinde süzülüyor, karanlığı tamamen yok etmeye yetmeden yerde kayboluyordu. Yan ranzadaki kız uykusunda dönüp duruyordu. Bir başka çocuk burnunu çekiyor, birisi ise sessizce ağlıyordu. Kim olduğu belli değildi. Belki herkes, belki de hiç kimse…

Elif battaniyeyi çenesine kadar çekti. Gözlerini kapattı. Ama uyku gelmedi. Çünkü ertesi gün ziyaret günüydü. Ve ziyaret günleri, umutla hayal kırıklığının aynı kapıdan içeri girdiği günlerdi. Yine de bekliyordu. Her seferinde. Her şeye rağmen. Çünkü çocuk olmak biraz da imkânsıza inanmak demekti. Belki yarın biri gelecekti. Belki birileri onu görecek, saçlarını okşayacak, belki adını soracaktı. Belki… Belki bu kez giden kişi olmayacaktı.

Yağmur biraz daha hızlandı. Pencerenin dışındaki rüzgâr çıplak ağaç dallarını sallıyordu. Karanlık gecenin içinde dünya sanki küçülmüş, yalnızca bu bina ve içindeki çocuklardan ibaret kalmıştı. Elif usulca yan döndü. Yastığının altına sakladığı küçük kâğıdı çıkardı. Kâğıt eskimişti. Kenarları kıvrılmıştı. Üzerinde çocuk el yazısıyla tek bir cümle vardı: “Bir gün biri beni seçsin." Her gece okurdu. Her gece aynı duayı ederdi. Ve her gece o kâğıdı yeniden yastığının altına saklardı. Sanki dilekler saklanınca gerçekleşebilirmiş gibi. O gece de öyle yaptı. Kâğıdı yerine koydu. Gözlerini kapattı. Yağmurun sesi uzaklaştı.

Oda sessizleşti. Ama bazı hikâyeler... Kahramanları fark etmeden çok önce başlardı. Elif’in hikâyesi de o gece başlamıştı…

Yorumlar

  • Beyza: Ama bazı hikâyeler... Kahramanları fark etmeden çok önce başlardı. Elif’in hikâyesi meraklandırdı
  • Miladim: O odalarda beklenti icinde olmak 👏👏
  • Gecegece99: @safakuter bende benzer konuluyaxıyorum
  • Şafak Kuter: Sizi kırdığım için özür dilerim fakat hayat herkese çok iyi şartlar sunmuyor. Elif’e sunulan hayat da öyle başlamıyor maalesef…
  • Ege Bulut: bir gün beni seçsin demesi kalbimi kırdı keşke bu bölümü okumasaydım ya özür