# 2. BÖLÜM — GÜN İÇİNDE
# 2. BÖLÜM — GÜN İÇİNDE
Üniversitenin kapısından içeri girdiğimde yağmur hâlâ yağıyordu.
Şemsiyemi kapatıp girişte biraz bekledim.
Ayakkabılarımın altı bile sırılsıklam olmuştu.
Telefonumu çıkarıp saate baktım.
Derse on dakika vardı.
— İyi, yetiştim.
Çantamı düzelterek merdivenlere yöneldim.
Tam sınıfa girecekken telefonum çaldı.
Ayaz.
Telefonu açtım.
— Alo?
— Neredesin?
— Üniversitedeyim.
— Ben de.
— Senin fakülte başka tarafta değil mi?
— Evet.
— O zaman niye arıyorsun?
Kısa bir sessizlik oldu.
— Bir şey soracaktım.
— Sor.
— Akşam birlikte mi döneceğiz?
Gülümsedim.
— Neden?
— Yağmur yağıyor.
— Ayaz, şemsiyem var.
— Benim de var.
— O zaman?
— Birlikte gideriz işte.
Başımı salladım.
— Tamam. Ders çıkışı haberleşiriz.
— Tamam.
Telefonu kapattım.
Tam içeri girecekken arkamdan bir ses geldi.
— Nefes!
Döndüm.
Arkadaşım bana doğru geliyordu.
— Sonunda geldin.
— Geldim işte.
— Yine mi son dakika?
— Yağmur vardı.
Gülerek başını salladı.
— Rize'de yağmur var diye geç kalmak da ayrı bir şey.
— Ne yapayım? Havayı ben mi değiştireyim?
— Keşke değiştirebilsen.
İkimiz de gülerek sınıfa girdik.
---
Öğle arasında kampüsün bahçesinde oturuyorduk.
Yağmur biraz hafiflemişti.
Arkadaşım çantasından telefonunu çıkarırken bana baktı.
— Bugün akşam ne yapıyorsun?
— Eve gideceğim.
— Hiç planın yok mu?
— Şimdilik yok.
Tam o sırada telefonum titredi.
Ayaz'dan mesaj gelmişti.
**Çıktın mı?**
Mesaja cevap yazdım.
**Daha değil.**
Cevap hemen geldi.
**Ben çıktım.**
Bir mesaj daha geldi.
**Bekleyeyim mi?**
Gülümsedim.
**Bekle. On dakika.**
Arkadaşım ekrana bakmaya çalıştı.
— Ayaz mı?
— Evet.
— Ne diyor?
— Seni ilgilendirmez.
— Tamam, tamam.
Gülerek telefonumu çantama koydum.
---
Ayaz fakülteden çıktığında yağmur yeniden başlamıştı.
Şemsiyesini açıp girişin önünde beklemeye başladı.
On dakika sonra Nefes'i gördü.
— Sonunda.
Nefes yanına geldi.
— Ne var?
— Bir şey demedim.
— Suratından belli.
Ayaz güldü.
— Hadi.
Yan yana yürümeye başladılar.
Bir süre sonra Nefes, Ayaz'ın şemsiyeyi sürekli kendisine doğru tuttuğunu fark etti.
— Şemsiyeyi biraz ortaya tutsana.
— İyi böyle.
— Senin omzun ıslandı.
Ayaz omzuna baktı.
— Bir şey olmaz.
— Sonra hasta olursun.
— Sen de hasta olma.
Nefes gözlerini devirdi.
— Tamam, baba.
Ayaz güldü.
— Çok komiksin.
— Biliyorum.
Yürümeye devam ettiler.
---
Akşam eve girdiklerinde mutfaktan yemek kokusu geliyordu.
Nefes ayakkabılarını çıkarırken seslendi.
— Anne, geldik!
Leyla mutfaktan cevap verdi.
— Geldiniz mi? Ellerunuzu yıkayın da sofraya geçun.
— Tamam.
Ayaz montunu çıkarıp askıya astı.
Doruk salondan seslendi.
— Ula ikiniz de sonunda geldiniz.
Nefes salona baktı.
— Ne sandın?
— Kayboldunuz sandım.
— Rize'de mi?
— Olur mu olur.
Kuzey koltuktan güldü.
— Siz ikiniz kaybolsanız birbirinizi bulursunuz zaten.
Nefes çantasını bıraktı.
— Çok komiksiniz.
Doruk ayağa kalktı.
— Ben ciddiyim.
Ayaz ona baktı.
— Sen önce kendi eşyalarını bul.
Doruk durdu.
— Benim eşyalarım nerede?
Kuzey kahkahayı bastı.
— İşte sorun da bu.
Nefes gülerek mutfağa geçti.
Ev yine her zamanki gibiydi.
Herkes birbiriyle uğraşıyor, annem sofrayı hazırlıyor, babam salondan arada bir:
— Çocuklar, yeter.
diye sesleniyordu.
---
Yalçınların evinde de akşam yemeği hazırlanıyordu.
Efulin mutfakta annesine yardım ederken Barlas masaya tabakları taşıyordu.
— Şunu da koy.
— Nereye?
— Masaya.
— Masanın neresine?
Efulin ona baktı.
— Barlas...
— Ne?
— Bazen gerçekten zor anlıyorsun.
Barlas gülümsedi.
— Sen anlatamıyorsun.
Lodos salondan seslendi.
— Ula yine başladınız mı?
Efulin cevap verdi.
— Sana ne?
— Bana da yemek lazım.
Boran gülerek mutfağa girdi.
— Ben yardım edeyim.
Efulin tabağı ona uzattı.
— Al, bunu götür.
— Emredersin.
Karan masadan seslendi.
— Boran, bir kere de kendi isteğinle yardım et.
Boran güldü.
— Ediyorum ya.
Nergis sofraya son tabağı da koydu.
— Hadi, herkes otursun.
Kemal de yerine geçti.
Bir süre sonra herkes masanın etrafında toplandı.
Konuşmalar başladı.
Günün nasıl geçtiği, kimin nerede olduğu, ertesi gün yapılacak işler...
Boran bir şey anlatırken Lodos araya girdi.
— Ula onu üç kere anlattın zaten.
— Dinlemiyorsan git.
— Dinliyorum da ezberledim artık.
Efulin gülmeye başladı.
Barlas da başını eğip gülümsedi.
Nergis çocuklarına bakıp:
— Yemeğinizi yiyin de sonra konuşursunuz.
dedi.
Dışarıda yağmur devam ediyordu.
Evlerin içinde ise akşam telaşı yavaş yavaş sona eriyordu.