Keşfet

3. BÖLÜM — KARŞI KARŞIYA

kan bağı

3. BÖLÜM — KARŞI KARŞIYA

Ertesi gün öğleden sonra üniversiteden çıktığımda yağmur yeniden başlamıştı.

Ayaz beni kapının önünde bekliyordu.

Beni görünce saatine baktı.

— Geç kaldın.

— Ders uzadı.

— Hadi, gidelum.

Şemsiyemi açıp yanına geçtim.

— Sen ne zamandur buradasun?

— On beş dakikadır.

— On beş dakika mı?

— He.

— Niye haber vermedin?

Ayaz omuzlarını kaldırdı.

— Dersin bölünmesin dedum.

Gülümsedim.

— İyi düşünmüşsün.

Birlikte yürümeye başladık.

Yağmur çok şiddetli değildi ama kaldırımlar yine su içindeydi. İnsanlar şemsiyeleriyle hızlı hızlı yürüyordu.

Sokağın başına geldiğimizde karşıdan bir araba geldi.

Araba yavaşlayıp hemen yanımızda durdu.

İçinden Lodos indi.

Arkasından Karan ve Boran da çıktı.

Ayaz'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Ben de durdum.

Lodos kapıyı kapatıp bize baktı.

— Ula, karşılaşacağumızı düşünmemiştum.

Ayaz sakin görünmeye çalışarak cevap verdi.

— Biz de sizi beklemiyorduk.

Karan hemen araya girdi.

— Neyse, yolumuza bakalım. Uzatmayalım.

Ayaz başını salladı.

— Zaten gidiyoruz.

Tam yanlarından geçecekken Lodos arkamızdan seslendi.

— Geçen seferki gibi yine konuşup durmayın.

Ayaz durdu.

Ben de birkaç adım sonra durup ona baktım.

— Ayaz...

Ayaz arkasını döndü.

— Ne demek istedun?

Lodos ellerini cebine soktu.

— Ne anladıysan o.

Ayaz kaşlarını çattı.

— Açık konuş.

— Daha neyi açık konuşacağum?

— Laf sokuyorsun.

Lodos hafifçe başını eğdi.

— Sana mı soktum?

Ayaz'ın sesi biraz sertleşti.

— Kardeşimle konuşuyorsun.

Lodos bana baktı.

— Nefes kendi konuşabilir. Sen niye hemen araya giriyorsun?

Ayaz cevap verecekti ki ben araya girdim.

— Tamam, boş ver. Gidelim.

Ayaz bana baktı.

— Nefes, bir dakika.

Sonra tekrar Lodos'a döndü.

— Sen de biraz dikkatli konuş.

Lodos'un yüzündeki gülümseme kayboldu.

— Sen de her şeye karışma.

Ayaz bir adım öne çıktı.

— Kardeşimle konuşuyorsun dedum.

Karan hemen Lodos'un önüne geçti.

— Ula tamam. Birbirinize girmeyin.

Lodos Karan'a baktı.

— Ben bir şey yapmıyorum.

— Yapmıyorsun ama sesini yükseltiyorsun.

Boran etrafa baktı.

— Millet bakmaya başladı. Hadi, uzatmayın.

Gerçekten de çevrede birkaç kişi durmuştu.

Ben Ayaz'ın koluna dokundum.

— Hadi.

Ayaz birkaç saniye Lodos'a baktıktan sonra geri çekildi.

Tam gidecekken Lodos tekrar konuştu.

— Hep böyle yapıyorsunuz zaten.

Ayaz döndü.

— Ne yapıyoruz?

— Her seferinde kendinizi haklı çıkarıyorsunuz.

Ayaz kısa bir kahkaha attı.

— Ula, sen ne zamandur böyle konuşuyorsun?

Lodos cevap verecekti ki Karan yine araya girdi.

— Lodos, yeter.

— Niye yeter?

— Çünkü konu büyüyor.

Ayaz başını iki yana salladı.

— Konuyu siz açtınız.

Lodos hemen karşılık verdi.

— Siz de hemen üstüne geldiniz.

— Üstüne gelmedik. Ne demek istediğini sorduk.

— Sormasanız daha iyiydi.

Tam o sırada arkamızdan bir araba daha geldi.

Araba durdu.

Kapı açılır açılmaz Kuzey dışarı çıktı.

— Ula, ne oluyor burada?

Arkasından Poyraz ve Tahir indi.

Poyraz'ın ilk baktığı kişi bendim.

— Nefes, iyi misin?

— İyiyim abi.

Poyraz etrafa baktı.

— Ne oldu?

Ayaz cevap vermedi.

Kuzey Yalçınlara baktı.

— Yine ne oldu?

Karan sakin bir şekilde konuştu.

— Bir şey olmadı.

Kuzey kaşlarını kaldırdı.

— Bir şey olmadıysa niye herkes yolun ortasında duruyor?

Lodos hemen cevap verdi.

— Biz de onu anlamaya çalışıyoruz.

Kuzey kısa bir süre ona baktı.

— He, öyle mi?

Poyraz Kuzey'in önüne geçti.

— Kuzey, tamam. Önce ne olduğunu anlayalım.

Tahir de Ayaz'a baktı.

— Sen anlat.

Ayaz kısa bir süre sustu.

— Bir şey yok. Konuşuyorduk.

Kuzey hemen araya girdi.

— Konuşmak böyle mi oluyor?

Boran başını iki yana salladı.

— Ula Kuzey, sen de daha gelir gelmez başladın.

Kuzey ona döndü.

— Ben başlamadım.

Lodos:

— Hepiniz aynı anda konuşunca zaten ne olduğu anlaşılmıyor.

Kuzey bir adım öne çıktı.

— Sen bir de sakin sakin konuşuyorsun.

Poyraz Kuzey'in koluna dokundu.

— Tamam dedim.

— Abi, ben bir şey demiyorum.

— Dediğini duyuyorum.

Tahir iki tarafa baktı.

— Hepiniz biraz geri çekilin.

Kimse hemen hareket etmeyince Tahir'in sesi sertleşti.

— Ula, geri çekilin dedum.

Karan, Boran ve Lodos birkaç adım geri çekildi.

Ayaz yanıma geldi.

— İyi misin?

— İyiyim.

— Korktun mu?

— Yok.

Kuzey bunu duyunca Lodos'a baktı.

— Ne söylediniz kıza?

Lodos kaşlarını çattı.

— Hiçbir şey.

— O zaman mesele ne?

— Seninle konuşacak değilim.

Kuzey güldü.

— Zaten herkesle konuşuyorsun da bir tek benimle konuşmuyorsun.

Boran araya girdi.

— Ula Kuzey, bırak artık.

— Boran, sen karışma.

— Niye?

Kuzey omuzlarını kaldırdı.

— Sen daha sakinsun. Bozma.

Boran istemeden güldü.

— Allah Allah...

Poyraz başını iki yana salladı.

— Siz gerçekten çocuk gibisiniz.

Ayaz hafifçe güldü.

— Bunu bana söyleme abi.

Poyraz ona baktı.

— Sana da söylüyorum.

Tam o sırada başka bir araba daha durdu.

Bu kez Levent ve Leyla indi.

Levent arabadan iner inmez çocuklarına baktı.

— Ne oluyor burada?

Kimse cevap vermedi.

Levent tekrar sordu.

— Uşaklar, kimse konuşmayacak mı?

Nefes cevap verdi.

— Baba, bir şey yok.

Levent kaşlarını kaldırdı.

— Bir şey yoksa herkes niye burada?

Kuzey dayanamadı.

— Tartışma çıktı.

Levent Yalçınlara baktı.

— Ne tartışması?

Karan sakin bir şekilde konuştu.

— Yanlış anlaşılma oldu.

Levent'in bakışları sertleşti.

— Nasıl bir yanlış anlaşılma?

Tam o sırada Kemal'in arabası da geldi.

Kemal'in yanında Nergis vardı.

Kemal arabadan inerken önce kendi çocuklarına baktı.

— Siz burada ne ediyorsunuz?

Lodos cevap verdi.

— Baba...

— Ne oldu?

— Bir şey yok.

Kemal çevreye baktı.

— Bir şey yoksa niye Levent de burada?

Levent hemen Kemal'e döndü.

— Ben de aynı şeyi soruyorum.

İki adam birkaç saniye birbirine baktı.

Leyla hemen araya girdi.

— Levent, çocukların yanında daha fazla büyütmeyin.

Nergis de Kemal'e baktı.

— Kemal, önce çocukları dinleyelim.

Kemal başını salladı.

— Dinleyelim.

Levent çocuklarına baktı.

— Anlatın.

Poyraz konuştu.

— Baba, çocuklar arasında sözlü tartışma olmuş.

Kemal kendi çocuklarına baktı.

— Doğru mu?

Karan başını salladı.

— Evet. Ama büyütülecek bir şey değildi.

Kuzey dayanamadı.

— Büyütülecek bir şey değildi ama herkes birbirine laf söylüyordu.

Lodos hemen karşılık verdi.

— Sen de geldikten sonra daha çok büyüttün.

Kuzey şaşkın şaşkın baktı.

— Ben mi?

— He, sen.

— Ula ben daha yeni geldim.

— Geldin ama iki dakikada ortalığı karıştırdın.

Kuzey cevap verecekti ki Poyraz tekrar araya girdi.

— Kuzey.

Kuzey sustu.

Levent oğluna baktı.

— Sen de sus biraz.

Kuzey başını salladı.

— Tamam baba.

Kemal derin bir nefes aldı.

— Yeter artık.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonunda Kemal çocuklarına döndü.

— Hepiniz arabaya.

Lodos başını eğdi.

— Tamam.

Levent de kendi çocuklarına baktı.

— Siz de eve.

Nefes:

— Tamam baba.

Ayaz şemsiyeyi kapatırken Kuzey'e baktı.

— Hadi gidelim.

Kuzey:

— Hadi.

Poyraz Nefes'in yanına geldi.

— Sen bizim arabaya geç.

— Gerek yok abi, Ayaz'la giderim.

Poyraz gökyüzüne baktı.

— Yağmur da hızlandı.

Nefes dışarı baktı.

— Harbiden.

Leyla gülümsedi.

— Bin kızım. Islanmayun.

— Tamam anne.

Herkes yavaş yavaş arabalarına yöneldi.

Tam arabaya binecekken Lodos uzaktan Ayaz'a baktı.

Ayaz da ona baktı.

İkisi birkaç saniye sessizce durdu.

Karan Lodos'un omzuna dokundu.

— Hadi.

Lodos arkasını dönüp arabaya bindi.

Ayaz da arabaya geçti.

Ben cam kenarına oturup dışarı baktım.

Yağmur camda küçük küçük izler bırakıyordu.

Kuzey ön koltuktan hâlâ söyleniyordu.

— Daha eve varmadan başım ağrıdı.

Tahir güldü.

— Senin başın her gün ağrıyor zaten.

— Çünkü sizinle yaşıyorum.

Poyraz:

— Sus da biraz rahat gidelim.

Ayaz arkadan konuştu.

— Abi, sen de başladın.

Poyraz gülümsedi.

— Ne yapayım? Evde sessizlik kalmadı.

Ben de gülmeye başladım.

Bir süre sonra arabada herkes sustu.

Dışarıda yağmur devam ediyordu.

Bugün olanları düşünüyordum.

Yalçınlarla aramızdaki mesele yeni değildi.

Biz çocukken de büyüklerimizin birbirleriyle pek anlaşamadığını bilirdik.

Ama bugün yaşanan tartışma gereğinden fazla büyümüştü.

Başımı cama ya