Keşfet

2. Bölüm Geçmişin Gölgesi

Kan Yemini

Kadınlar çığlık atıyor, insanlar panikle çıkış kapılarına koşuyordu.

Ece, Deren'in kolunu tuttu.

"Yere eğil!"

İkisi de masanın arkasına saklandı.

Tam o sırada salonun ana kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.

İçeri uzun boylu, siyah takım elbiseli ellili yaşlarında bir adam girdi.

Ece'nin gözleri büyüdü.

"B... Baba?"

Murat Karahan...

Yıllardır yurt dışında yaşayan babası, karşısındaydı.

Murat Karahan doğrudan kızına doğru yürüdü.

"Ece! Hemen benimle gel."

"Baba, burada ne oluyor?"

"Şimdi açıklayamam. Çabuk!"

Murat, Ece'nin kolundan tuttuğu anda salondaki Rus iş adamı sert bir sesle konuştu.

"Остановись, Мурат!"

Okunuşu: Astanavis', Murat!

Türkçesi: "Dur, Murat!"

Salondaki herkes olduğu yerde kaldı.

Murat Karahan yavaşça arkasını döndü.

İki adamın bakışları yılların hesabını soruyormuş gibi birbirine kilitlendi.

Murat'ın yüzü bir anda sertleşti.

Rusça cevap verdi.

"Ты опоздал. Она не твоя."

Okunuşu: Tı apazdal. Ana ne tvaya.

Türkçesi: "Geç kaldın. O artık senin değil."

Rus adamın çenesi sıkıldı.

Yanındaki korumalar silahlarına davranırken o, eliyle durmalarını işaret etti.

Gözlerini Ece'den ayırmadan tekrar konuştu.

"Bu iş burada bitmedi."

Murat, Ece'yi arkasına aldı.

"Koş!"

Ece ne olduğunu anlayamıyordu.

"Baba, biri bana neler olduğunu anlatsın!"

"Arabaya binince."

İkisi kalabalığın arasından koşarak otelin arka çıkışına ulaştı.

Dışarıda siyah bir cip hazır bekliyordu.

Murat kapıyı açtı.

"İçeri!"

Ece son kez arkasına baktı.

Rus adam otelin kapısında durmuş, tek kelime etmeden onları izliyordu.

Yüzündeki ifade öfkeden çok... kararlılıktı.

Motor çalıştı.

Araç hızla gecenin karanlığına karışırken Ece'nin aklında tek bir soru vardı:

Babası, Rusça'yı nereden biliyordu?

Siyah cip, İstanbul'un boş sokaklarında hızla ilerliyordu.

Arabanın içinde ölüm sessizliği vardı.

Ece, babasına dönerek öfkeyle konuştu.

"Bana artık biri ne olduğunu anlatacak mı?"

Murat Karahan gözlerini yoldan ayırmadı.

"Şu an değil."

"Şu an değil mi? Yıllardır yurt dışındaydın. Bir anda ortaya çıkıyorsun, beni zorla götürüyorsun, sonra salondaki adam seninle Rusça konuşuyor!"

Cevap gelmedi.

Ece'nin sesi daha da yükseldi.

"Sen Rusça biliyor muydun?"

Murat derin bir nefes aldı.

"Eskiden..."

"Eskiden ne?"

"Ece... bazı şeyleri bilmen için doğru zaman değildi."

"Demek şimdi doğru zaman?"

Murat bu kez sessiz kaldı.

Telefonu çaldı.

Ekrana baktığında yüzü bir anda ciddileşti.

Aramayı açtı.

Rusça konuşmaya başladı.

"Где они?"

Okunuşu: Gde ani?

Türkçesi: "Neredeler?"

Telefondaki kişi birkaç saniye konuştu.

Murat'ın yüzü gerildi.

Kısa ama sert bir cevap verdi.

"Нет. Я сам её защищу."

Okunuşu: Nyet. Ya sam yeyo zaşişçu.

Türkçesi: "Hayır. Onu ben koruyacağım."

Telefonu kapattı.

Ece şaşkınlıkla babasına bakıyordu.

"Sen... kimsin baba?"

Murat gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi.

"Keşke bunu hiç öğrenmek zorunda kalmasaydın."

Tam o sırada...

Arkalarından gelen siyah farlar arabanın içini aydınlattı.

Şoför aynaya baktı.

"Efendim..."

Murat başını kaldırdı.

"Ne oldu?"

"Bizi takip ediyorlar."

Ece de arkasına döndü.

Üç siyah SUV, hızla onlara yaklaşıyordu.

Murat'ın yüzü bir anda buz kesti.

"Gazla!"

Şoför gaza yüklendi.

Motor kükredi.

Arkadaki araçlardan biri aniden yanlarına yaklaşırken camı açıldı.

İçeriden siyah takım elbiseli bir adam doğruldu.

Elindeki telsize konuştu.

"Kaçamazlar."

Ve o sırada...

En öndeki aracın içinde oturan Rus iş adamı, önündeki dosyayı açtı.

Dosyanın ilk sayfasında tek bir fotoğraf vardı.

Ece Karahan.

Adam fotoğrafa birkaç saniye baktı.

Ardından soğuk bir sesle tek bir cümle kurdu.

"Bu kez seni kaybetmeyeceğim..."

Siyah cip, İstanbul trafiğinde zikzaklar çizerek ilerliyordu.

Arkadaki üç araç peşlerini bir an olsun bırakmıyordu.

Şoför aynadan baktı.

"Efendim, gittikçe yaklaşıyorlar."

Murat Karahan sakinliğini koruyordu.

"Sağa dön."

Araç keskin bir manevrayla dar bir sokağa girdi.

Ece hâlâ olanları anlamaya çalışıyordu.

"Baba, bunlar kim? Neden bizi takip ediyorlar?"

Murat cevap vermedi.

Bir eliyle ceketinin iç cebinden eski, gümüş renkli bir kolye çıkardı.

Kolye, yılların eskittiği bir aile mührünü taşıyordu.

Murat kolyeyi Ece'nin avucuna bıraktı.

"Ne olursa olsun bunu sakın kaybetme."

Ece şaşkınlıkla kolyeye baktı.

"Bu ne?"

"Ailenin emaneti."

"Ailemizin mi?"

"Evet..."

Tam o anda...

BANG!

Arka cam büyük bir gürültüyle çatladı.

Ece korkuyla irkildi.

"Silah mı sıktılar?"

Şoför bağırdı.

"Lastikleri hedef alıyorlar!"

Murat arkasına baktı.

"Devam et!"

Arkadaki siyah araçlardan biri yanlarına kadar geldi.

Camı yavaşça indi.

İçeride oturan Rus iş adamı, sakin gözlerle Ece'ye baktı.

Ne öfkeli görünüyordu ne de telaşlı.

Sadece kararlıydı.

Camı tamamen açtı ve yüksek sesle Rusça konuştu.

"Еджe! Я не причиню тебе вреда!"

Okunuşu: Yedje! Ya ne priçinyu tebye vreda!

Türkçesi: "Ece! Sana zarar vermeyeceğim!"

Ece şaşkınlıkla ona baktı.

"Nereden adımı biliyor?"

Murat sertçe bağırdı.

"Sakın onu dinleme!"

Rus adamın bakışları bu kez Murat'a çevrildi.

Yüzündeki sakin ifade kaybolmuştu.

Soğuk bir sesle konuştu.

"Ты нарушил клятву..."

Okunuşu: Tı naruşil klyatvu...

Türkçesi: "Yeminini bozdun..."

Murat'ın elleri direksiyonun kenarını tutarken yumruk olmuştu.

Ece ise ilk kez o kelimeye takıldı.

"Yemin..."

"Ne yemini?"

Murat cevap vermedi.

Tam o sırada şoför bağırdı.

"Efendim, önümüz kesildi!"

Sokağın çıkışını siyah araçlar kapatmıştı.

Kaçacak hiçbir yer kalmamıştı.

Siyah cip sert bir frenle durdu.

Lastiklerin asfalta sürtünme sesi gecenin sessizliğini yırttı.

Önlerinde üç siyah araç yolu tamamen kapatmıştı.

Arkalarında ise peşlerindeki araçlar durmuştı.

Kaçacak hiçbir yer kalmamıştı.

Ece'nin kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu.

"Baba..."

Murat Karahan, kızına döndü.

Ne olursa olsun arabadan inme. Ben söylemeden kapıyı açmayacaksın."

"Peki ya sen?"

Murat cevap vermedi.

Ceketinin düğmesini ilikledi ve ağır ağır araçtan indi.

Karşı taraftaki siyah araçtan da Rus iş adamı indi.

Uzun boyu ve sert duruşuyla gecenin karanlığında daha da ürkütücü görünüyordu.

İki adam birkaç metre arayla karşı karşıya geldi.

Aralarındaki sessizlik bile yıllardır süren bir düşmanlığı anlatıyordu.

Rus adam ilk konuşan oldu.

"Двадцать пять лет... И ты всё ещё бегаешь."

Okunuşu: Dvadsat pyat let... İ tı vsyo eşço begayeş.

Türkçesi: "Yirmi beş yıl... Hâlâ kaçıyorsun."

Murat'ın yüzünde en ufak bir ifade değişmedi.

"O zaman da seni durdurmuştum."

Rus adam hafifçe gülümsedi.

"Hayır... O gece sadece zaman kazandın."

Ece arabadan onları izliyor, tek kelimeyi bile anlamıyordu.

Bir süre sonra sabrı taştı.

Kapıyı açıp dışarı çıktı.

"Baba!"

İki adam aynı anda Ece'ye döndü.

Murat'ın yüzü bembeyaz kesildi.

"Sana arabadan çıkma demedim mi?"

Ece, gözlerini Rus adama çevirdi.

"Ben kimim?"

Kimse cevap vermedi.

"Neden herkes benim peşimde?"

Sessizlik...

"Konuşun!"Rus adam ağır adımlarla Ece'ye yaklaştı.

Murat hemen Ece'nin önüne geçti.

"Yaklaşma."

Adam onu duymazdan geldi. Gözlerini Ece'den ayırmadan Rusça konuştu.

"Едже... ты совсем не помнишь меня?"

Okunuşu: Yedje... tı savsyem ne pomniş menya?

Türkçesi: "Ece... Beni hiç hatırlamıyor musun?"

Ece kaşlarını çattı.

"Ne dedi?"

Murat sessiz kaldı.

Rus adam bu kez biraz daha yaklaştı.

"Я ждал тебя много лет."

Okunuşu: Ya jdal tebya mnoga let.

Türkçesi: "Seni uzun yıllardır bekledim."

Ece bir adım geri çekildi.

"Ne konuşuyor? Hiçbir şey anlamıyorum!"

Murat sert bir sesle araya girdi.

"Onunla konuşma."

Rus adam, bakışlarını Murat'a çevirdi.

Ardından son kez Rusça konuştu.

"Правду нельзя скрывать вечно."

Okunuşu: Pravdu nelzya skrıvat veçno.

Türkçesi: "Gerçek sonsuza kadar saklanamaz."

Ece iki adamın arasında gidip gelen bakışlarla kaldı.

"Yeter artık!" diye bağırdı. "Biriniz bana neler olduğunu anlatacak mı?"

İki adam da sustu.

Ve bu sessizlik, Ece'nin içindeki korkuyu daha da büyüttü.

Yorumlar

  • Sena Kara: @disiaslan söv söv bir şey olmaz alışkınım ben
  • Nursenaa: @senaa MAALESEF BİLİOM VALLA BACIM OLMASAN FENASAL SÖVCEM DE İSDE
  • Sena Kara: Novelyada çıldırttım seni şimdi sıra burda aşkım ya bir şey olmaz alışırsın zaten kitabı biliyorsun az çok
  • Nursenaa: ABİ SAYENDE HER OKUDUĞUMDA DELİRİOM MAL MAL KONUSUOLAR SİNİR HASTASI OLCAM SENİN YÜSÜNDEN