Keşfet

4. BÖLÜM SESSİZ SAVAŞ

Kan Yemini

Ece, birkaç saniye boyunca boş gözlerle uzaklaşan araçları izledi.

Murat omzuna dokundu.

"Gidiyoruz."

Ece elini çekti.

"Hayır."

Murat şaşkınlıkla baktı.

"Bana artık hiçbir şey söylemiyorsun. Sürekli benden bir şeyler saklıyorsun."

"Ece..."

"Hayır baba!"

Ece'nin sesi titriyordu.

"Ben kimim? Neden herkes beni istiyor? Viktor Morozov kim? Sen onu nereden tanıyorsun?"

Murat başını öne eğdi.

"Şu an bunları anlatamam."

Ece acı acı güldü.

"Yine aynı cevap."

Arkasını dönüp yürümeye başladı.

"Ece!"

"Bir süre beni yalnız bırak."

Murat onu durdurmadı.

Çünkü ilk kez, kızının gözlerindeki güvenin kaybolduğunu görmüştü.

Aynı saatlerde...

Viktor Morozov'un malikanesi...

Viktor çalışma odasına girdi.

Ceketini çıkarıp koltuğa bıraktı.

Sağ kolu Aleksandr sessizce içeri girdi.

"Efendim..."

Viktor pencerenin önünde duruyordu.

Aleksandr konuşmaya devam etti.

"Ece Karahan artık size güvenmeyecek."

Viktor kısa bir süre sustu.

Ardından Rusça konuştu.

"Я не хочу, чтобы она мне доверяла сейчас."

Okunuşu: Ya ne haçu, ştobı ana mne daveryala seychas.

Türkçesi: "Şu an bana güvenmesini istemiyorum."

Aleksandr anlam veremedi.

"Neden efendim?"

Viktor yavaşça arkasını döndü.

"Когда она узнает правду... всё изменится."

Okunuşu: Kagda ana uznayet pravdu... vsyo izmenitsya.

Türkçesi: "Gerçeği öğrendiğinde... her şey değişecek."

Tam o sırada masanın üzerindeki telefon çaldı.

Viktor aramayı açtı.

Karşı taraftaki adam telaşla Rusça konuşuyordu.

Viktor'un yüzü bir anda sertleşti.

Telefonu kapattı.

Aleksandr merakla sordu.

"Ne oldu?"

Viktor derin bir nefes aldı.

"Они нашли его."

Okunuşu: Ani naşli yego.

Türkçesi: "Onu bulmuşlar."

"Kimi?"

Viktor'un cevabı kısa oldu.

**"Murat Karahan."

O sırada...

Ece evine yeni girmişti.

Kapıyı kapatıp sırtını duvara yasladı.

Yaşadığı her şey gözünün önünden geçiyordu.

Tam mutfağa yönelmişti ki...

Tak... Tak... Tak...

Kapı çaldı.

Bu saatte kimseyi beklemiyordu.

Yavaşça kapıya yaklaştı.

Dürbünden baktığında...

Kapının önünde siyah bir kutu duruyordu.

Ama kutuyu bırakan kişi çoktan gitmişti.

Ece kutuyu içeri aldı.

Kapağını açtığında içinden eski bir kaset ve tek satırlık bir not çıktı.

"Gerçeği öğrenmek istiyorsan bunu tek başına izle."

Notun altında imza yoktu.

Ama Ece'nin aklına gelen ilk isim...

Viktor Morozov'du.

Ece, kutunun içindeki eski kaseti eline aldı.

Ellerinin titrediğini hissediyordu.

"Bu da ne..."

Kasetin altında küçük bir not daha vardı.

"Bunu babana göstermeden izle."

Ece derin bir nefes aldı.

Salondaki eski video oynatıcısını yıllardır kullanmamıştı. Dolabın içinden çıkarıp televizyona bağladı.

Kaseti yavaşça yerine yerleştirdi.

"Klik..."

Ekran önce karıncalandı.

Ardından görüntü geldi.

Tozlu bir odada genç bir kadın kameraya bakıyordu.

Kadının gözleri Ece'ninkilere çok benziyordu.

Ece'nin nefesi kesildi.

"Anne..."

Kadın kameraya gülümsedi.

"Bu videoyu izliyorsan, demek ki gerçeklerden artık kaçamıyoruz."

Ece'nin gözleri dolmaya başladı.

Tam kadın konuşmaya devam edecekken...

Tak!

Elektrikler kesildi.

Ev zifiri karanlığa gömüldü.

"Eyvah..."

Ece telefonunun fenerini açtı.

Tam sigorta kutusuna gidecekken dışarıdan cam kırılma sesi geldi.

Şang!

Ece irkilerek pencereye döndü.

Perdeyi araladığında bahçede siyah giyimli üç adam gördü.

Adamlar hızla eve doğru ilerliyordu.

"Kim bunlar?"

Telefonunu alıp babasını aradı.

Murat ilk çalışta açtı.

"Ece!"

"Baba! Evimdeler!"

"Kapıları kilitle! Ben geliyorum!"

Telefon kapanır kapanmaz ön kapı sert bir tekmeyle sarsıldı.

GÜÜM!

Bir tekme daha...

Kapı çatlamaya başlamıştı.

Ece panikle mutfağa koştu.

Arka kapıdan çıkmayı düşündüğü anda arkasında bir ses duydu.

Cam kapının önünde siyah takım elbiseli bir adam durmuştu.

Adam elindeki silahı kaldırdı.

"Kaçışın bitti."

Ece geriye doğru adım attı.

Tam o anda...

Bahçenin diğer tarafından peş peşe silah sesleri yükseldi.

Siyah giyimli adam yere düştü.

Ece şaşkınlıkla dışarı baktı.

Bahçeye başka araçlar girmişti.

Araçlardan inenler...

Viktor Morozov'un korumalarıydı.

Ve onların arkasından ağır adımlarla Viktor yürüyordu.

Viktor eve girdi.

Ece'yi görünce derin bir nefes aldı.

İlk kez yüzündeki sert ifade biraz yumuşamıştı.

Türkçe bilmediği için cebinden telefonunu çıkardı.

Çeviri uygulamasını açtı.

Rusça konuştu.

Telefon Türkçe seslendirdi:

"Geç kaldığım için özür dilerim."

Ece şaşkınlıkla ona baktı.

"Sen... yine beni mi kurtardın?"

Viktor cevap vermedi.

Sadece başını hafifçe eğdi.

Dışarıdan yeniden silah sesleri yükseliyordu.

Ve Viktor'un yüzündeki ifade tek bir şeyi söylüyordu.

Asıl savaş daha yeni başlıyordu.

Dışarıdan gelen silah sesleri gittikçe yaklaşıyordu.

Viktor, korumalarından birine Rusça sert bir emir verdi.

"Уведите её отсюда!"

Okunuşu: Uvedite yeyo otsyuda!

Türkçesi: "Onu buradan çıkarın!"

Koruma hemen Ece'ye doğru ilerledi.

Ece geri çekildi.

"Hayır! Ben hiçbir yere gelmiyorum."

Koruma Türkçe bilmediği için ne dediğini anlamadı.

Viktor cebinden telefonunu çıkardı.

Çeviri uygulamasını açtı.

Rusça konuştu.

Telefon Türkçe çevirdi:

"Burada kalırsan ölebilirsin."

Ece öfkeyle telefonu eline aldı.

"Beni sürekli kurtarıyorsun. Ama neden? Ben senin için neyim?"

Telefon bunu Rusçaya çevirdi.

Viktor uzun süre sustu.

Gözlerini Ece'nin gözlerinden ayırmadı.

Sonunda telefona tek bir cümle söyledi.

Telefon Türkçeye çevirdi.

"Henüz bunu söyleyemem."

Ece sinirle telefonu masaya bıraktı.

"Yine aynı cevap!"

Tam o anda...

Bang!

Kurşunlardan biri pencereyi parçaladı.

Cam kırıkları salonun içine saçıldı.

Viktor hiç düşünmeden Ece'nin önüne geçti.

Kurşun omzunu sıyırıp geçti.

Korumalar hemen karşılık vermeye başladı.

Birkaç dakika süren çatışmanın ardından dışarıdaki araçlar hızla uzaklaştı.

Ev yeniden sessizliğe büründü.

Ece, Viktor'un omzundan süzülen kanı görünce istemsizce irkildi.

"Yaralandın..."

Viktor omzuna baktı, sonra başını salladı.

Önemli olmadığını anlatmaya çalışıyordu.

Ece bir an duraksadı.

Sonra doktor kimliği ağır bastı.

"Dur."

Viktor anlamadı.

Ece el hareketleriyle oturmasını işaret etti.

Viktor sessizce koltuğa oturdu.

Ece ilk yardım çantasını getirip omzundaki yarayı dikkatlice temizlemeye başladı.

İkisi de tek kelime konuşamıyordu.

Aralarındaki sessizliği sadece çeviri uygulaması bozuyordu.

Ece pansumanı bitirince derin bir nefes aldı.

"Tamam."

Viktor telefonunu eline aldı.

Kısa bir cümle söyledi.

Telefon Türkçe çevirdi:

"Teşekkür ederim, Doktor Ece."

Ece ilk kez hafifçe gülümsedi.

"Rica ederim."

Tam o sırada Murat Karahan eve girdi.

Karşısındaki manzarayı görünce donup kaldı.

Kızı...

Viktor Morozov'un omzuna pansuman yapıyordu.

Murat'ın yüzü öfkeden kıpkırmızı kesildi.

"Ece! Ondan hemen uzaklaş!"

Viktor yavaşça ayağa kalktı.

İki adam yeniden göz göze geldi.

Ve Ece, farkında olmadan iki düşmanın tam ortasında kalmıştı.

Murat'ın öfkeli sesi bütün evi doldurdu.

"Ece! Ondan hemen uzaklaş!"

Ece irkilerek ayağa kalktı.

"Ben sadece yarasını sardım."

Murat, Viktor'a nefret dolu gözlerle baktı.

Viktor ise tek kelime etmedi.

Sadece korumalarından birine döndü.

"Пора уходить."

Okunuşu: Pora uhodit.

Türkçesi: "Gitme vakti."

Koruma başını eğdi.

"Да, господин Морозов."

Okunuşu: Da, gospodin Morozov.

Türkçesi: "Evet, Bay Morozov."

Tam çıkacakları sırada Viktor durdu.

Cebinden telefonunu çıkardı.

Çeviri uygulamasını açtı.

Rusça konuştu.

Telefon Türkçe çevirdi:

"Ev artık güvenli değil."

Ece sessizce ekrana baktı.

Viktor konuşmaya devam etti.

Telefon yine çevirdi.

"Bu gece burada kalma."

Ece kaşlarını çattı.

"Bunu nereden biliyorsun?"

Telefon soruyu Rusçaya çevirdi.

Viktor dinledi ama cevap vermedi.

Telefonunu cebine koydu.

Arkasını dönüp yürümeye başladı.

Tam kapıya geldiğinde sağ kolu Emre yanına yaklaştı.

Rusça alçak sesle konuştu.

"Господин Морозов... люди Орлова снова появились."

Okunuşu: Gospodin Morozov... lyudi Orlova snova poyavilis.

Türkçesi: "Bay Morozov... Orlov'un adamları yeniden ortaya çıktı."

Viktor'un yüzü sertleşti.

Kısa bir cevap verdi.

"Удвойте охрану. Никто не должен приблизиться к ней."

Okunuşu: Udvoyte ohranu. Nikto ne doljen priblizitsya k ney.

Türkçesi: "Güvenliği iki katına çıkarın. Kimsenin ona yaklaşmasına izin vermeyin."

Emre başını eğdi.

"Понял."