Keşfet

5. BÖLÜM GÜVENME

Kan Yemini

Kimseye güvenme. Özellikle babana..."

Mesajın altında yalnızca tek bir harf vardı.

V.

Ece derin bir nefes aldı.

"Viktor..."

Tam mesajı cevaplayacakken ekran karardı.

Numara çoktan ulaşılamaz hâle gelmişti.

Ertesi sabah...

Ece hastaneye gitmek için evden çıktı.

Dün gece yaşadıklarından sonra etrafına daha dikkatli bakıyordu.

Sokağın karşısında siyah bir araç vardı.

Camları tamamen siyahtı.

İçeride kimin olduğu görünmüyordu.

Ece birkaç saniye araca baktı.

Sonra omuz silkip hastaneye girdi.

Fakat fark etmediği bir şey vardı.

Aracın içinde Viktor Morozov oturuyordu.

Yan koltukta Emre vardı.

Emre sessizce Rusça konuştu.

"Она в безопасности."

Okunuşu: Ana v bezapasnosti.

Türkçesi: "O güvende."

Viktor gözlerini Ece'den ayırmadan cevap verdi.

"Пока..."

Okunuşu: Paka.

Türkçesi: "Şimdilik..."

Emre tekrar konuştu.

"Может, скажем ей правду?"

Okunuşu: Mojet, skajem yey pravdu?

Türkçesi: "Ona gerçeği anlatalım mı?"

Viktor başını iki yana salladı.

"Ещё рано."

Okunuşu: Yeşço rano.

Türkçesi: "Henüz çok erken."

Hastanede...

Ece odasına girer girmez sekreteri yanına geldi.

"Doktor Hanım."

"Evet?"

"Sizi bekleyen biri var."

"Kim?"

"İsmini söylemedi."

Ece şaşkınlıkla bekleme salonuna yürüdü.

Koltukta oturan yaşlı bir kadın ayağa kalktı.

"Ece Karahan?"

"Evet, benim."

Kadın çantasından eski bir zarf çıkardı.

"Annen bunu sana vermemi istemişti."

Ece donup kaldı.

"Ne dediniz?"

"Yıllar önce bana emanet etti."

"E-emin misiniz?"

Kadın başını salladı.

"Bugün teslim etmem gerekiyordu."

Zarfı Ece'nin eline bıraktı.

"Emanetimi yerine getirdim."

Kadın arkasını dönüp uzaklaştı.

Ece peşinden gitmek istedi.

Ama kadın kalabalığın içinde gözden kaybolmuştu.

Titreyen elleriyle zarfı açtı.

İçinden tek bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta annesi...

Babası...

Ve Viktor Morozov vardı.

Üçü yan yana gülümsüyordu.

Fotoğrafın arkasında ise tek bir cümle yazıyordu:

"Bir gün Viktor'a güvenmek zorunda kalacaksın."

Ece'nin nefesi kesildi.

Tam o anda telefonu çaldı.

Arayan...

Murat Karahan'dı.

Ece telefonu açtı.

"Baba?"

Karşı taraftan panik dolu bir ses geldi.

"Ece! Hastaneden hemen çık!"

"Neden?"

"Orlov'un adamları seni buldu!"

Ece'nin yüzü bembeyaz kesildi.

Tam arkasını döndüğü anda...

Hastanenin koridorunda siyah takım elbiseli dört adamın kendisine doğru yürüdüğünü gördü

Ece, koridorda kendisine doğru yürüyen dört siyah takım elbiseli adamı görünce olduğu yerde kaldı.

Adamların bakışları doğrudan ondaydı.

Tam geri çekilecekken hastanenin güvenlik görevlileri araya girdi.

"Buyurun, kime bakmıştınız?"

Adamlar hiçbir şey söylemeden birbirlerine baktılar.

Birkaç saniye sonra arkasını dönüp hastaneden çıktılar.

Ece derin bir nefes verdi.

Telefonunu eline aldı.

Babasını aradı.

"Baba..."

"İyi misin?"

"Evet... Ama söylediklerin doğruymuş."

"Ece, bugün hastaneden tek başına çıkma."

Telefon kapandı.

Ece odasına döndü.

Masasına oturdu.

Aklında tek bir kişi vardı.

Viktor Morozov...

Onun söylediklerini hiç anlayamıyordu.

Her seferinde telefonla konuşmak zorunda kalıyorlardı.

Bir an durdu.

Bilgisayarını açtı.

Arama motoruna yazdı:

"Rusça nasıl öğrenilir?"

Karşısına onlarca sonuç çıktı.

Kendi kendine fısıldadı.

"Ben de öğreneceğim..."

"Bir dahaki karşılaşmamızda ne söylediğini anlamak istiyorum."

O gün internetten Rusça dersleri izlemeye başladı.

İlk öğrendiği kelimeyi defterine yazdı.

Привет

Okunuşu: Privyet.

Türkçesi: "Merhaba."

Altına bir kelime daha yazdı.

Спасибо

Okunuşu: Spasiba.

Türkçesi: "Teşekkür ederim."

Ece gülümsedi.

"Zor olacak... Ama öğreneceğim."

Aynı saatlerde...

Viktor Morozov'un malikanesinde...

Viktor çalışma odasında oturuyordu.

Masasının üzerinde Türkçe kitapları vardı.

Sağ kolu Emre içeri girdi.

Rusça konuştu.

"Господин Морозов, учитель турецкого приехал."

Okunuşu: Gospodin Morozov, uçitel turetskogo priyehal.

Türkçesi: "Bay Morozov, Türkçe öğretmeni geldi."

Viktor başını kaldırdı.

"Пусть войдёт."

Okunuşu: Pust voydyot.

Türkçesi: "İçeri gelsin."

Öğretmen içeri girince Viktor masadaki Türkçe kitabını açtı.

Kendi kendine alçak sesle konuştu.

"Я должен говорить с ней без переводчика."

Okunuşu: Ya doljen govorit s ney bez perevodçika.

Türkçesi: "Onunla çevirmen olmadan konuşmalıyım."

O sırada...

Ece odasında Rusça çalışıyor...

Viktor ise malikanesinde Türkçe öğreniyordu.

Farkında olmadan ikisi de aynı amaç için emek veriyordu:

Bir gün birbirlerini, hiçbir çeviri uygulamasına ihtiyaç duymadan anlayabilmek.

Aradan iki hafta geçti.

Ece, hastanedeki yoğun temposuna rağmen her akşam en az bir saat Rusça çalışıyordu.

Defterinin ilk sayfaları artık kelimelerle dolmuştu.

Bir yandan telaffuz çalışıyor, bir yandan da kısa cümleler kurmaya çalışıyordu.

O sırada...

Viktor Morozov da her gün saatlerce Türkçe dersi alıyordu.

Ancak henüz konuşmakta zorlanıyordu.

Bir akşam...

Ece hastaneden çıktığında telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

"Boğaz kıyısındaki eski kafeye gel. Tek başına."

Mesajın altında yine sadece tek bir harf vardı.

V.

Ece birkaç dakika düşündü.

Sonunda arabasına binip kafeye gitti.

Kafe yine bomboştu.

Pencere kenarında Viktor oturuyordu.

Masada iki kahve vardı.

Ece bu kez korkmadan karşısına oturdu.

Viktor telefonunu çıkardı.

Tam çeviri uygulamasını açacakken...

Ece yavaşça konuştu.

"Здравствуйте..."

Okunuşu: Zdravstvuyte.

Türkçesi: "Merhaba."

Viktor'un yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi.

Birkaç saniye Ece'ye baktı.

Sonra istemsizce gülümsedi.

Rusça cevap verdi.

"Ты учишь русский?"

Okunuşu: Tı uçiş russkiy?

Türkçesi: "Rusça mı öğreniyorsun?"

Ece cümlenin tamamını anlayamadı.

Sadece "Rusça" kelimesini seçebildi.

Gülümseyerek başını salladı.

"Biraz..."

Viktor bu kez telefonunu açtı.

Çeviri uygulamasına konuştu.

Telefon Türkçe çevirdi.

"Gerçekten Rusça öğrenmeye başladın mı?"

Ece de telefona konuştu.

"Evet."

Telefon Rusçaya çevirdi.

Viktor dinledikten sonra ilk kez içten bir şekilde gülümsedi.

O da telefonuna konuştu.

Telefon Türkçe seslendirdi.

"Ben de Türkçe öğreniyorum."

Ece şaşkınlıkla baktı.

"Gerçekten mi?"

Viktor başını salladı.

Sonra telefonunu kenara koydu.

Yavaşça Türkçe konuşmayı denedi.

"...Mer... ha... ba..."

Kelimeyi zorlanarak söylemişti.

Ece istemsizce gülümsedi.

"Fena değildi."

Viktor ne dediğini anlamadı ama Ece'nin gülümsemesi ona yetmişti.

Tam o sırada Emre aceleyle kafeye girdi.

Doğrudan Viktor'a döndü ve telaşla Rusça konuştu.

"Господин Морозов! Люди Орлова едут сюда!"

Okunuşu: Gospodin Morozov! Lyudi Orlova yedut syuda!

Türkçesi: "Bay Morozov! Orlov'un adamları buraya geliyor!"

Viktor'un gülümsemesi bir anda kayboldu.

Ayağa kalktı.

Ece hiçbir şey anlamamıştı.

"Ne oldu?"

Viktor hızla telefonunu eline aldı.

Telefon Türkçe çevirdi.

"Gitmemiz gerekiyor. Hemen."

Kafenin dışından fren sesleri duyulmaya başladı.

Siyah araçlar birer birer kafenin önünde duruyordu.

Ve bu kez kaçış, eskisinden çok daha zor olacaktı...

Kafenin önünde peş peşe dört siyah araç durdu.

Kapılar aynı anda açıldı.

İçlerinden siyah takım elbiseli, silahlı adamlar indi.

Ece korkuyla pencereye baktı.

"Onlar mı?"

Viktor cevap vermedi.

Hızlıca telefonunu çıkarıp çeviri uygulamasını açtı.

Rusça konuştu.

Telefon Türkçe seslendirdi:

"Arkamdan gel. Ne olursa olsun durma."

Ece başını salladı.

Viktor arkasını döndü ve korumalarına Rusça emir verdi.

"Уведите Едже через задний выход!"

Okunuşu: Uvedite Yedje çerez zadniy vihod!

Türkçesi: "Ece'yi arka çıkıştan çıkarın!"

Emre hemen başını eğdi.

"Да, господин."

Okunuşu: Da, gospodin.

Türkçesi: "Emredersiniz efendim."

Emre, Ece'ye eliyle arka kapıyı gösterdi.

Ece, Viktor'a son bir kez baktı.

"Sen gelmeyecek misin?"

Viktor anlamadı.

Ama Ece'nin gözlerindeki endişeyi fark etti.

Telefonunu tekrar açtı.

"Önce sen."

Tam o sırada...

Kafenin ön kapısı büyük bir gürültüyle kırıldı.

Silahlı adamlar içeri girmeye başladı.

Viktor tek bir hareketle Ece'yi arkasına aldı.

Ardından Rusça bağırdı.

"Никого не подпускать к ней!"

Okunuşu: Nikavo ne padpuskat k ney!

Türkçesi: "Kimseyi ona yaklaştırmayın!"

Korumalar anında saldırganların önünü kesti.

Emre, Ece'yi arka kapıdan çıkarmaya çalışırken Ece durdu.

"Viktor!"

Viktor arkasını döndü.

Ece birkaç saniye tereddüt etti.

Sonra, son iki