Keşfet

1.BÖLÜM

Kanla Ayrılanlar

Vadi’nin gece rüzgârları, denizin karanlık yüzünü parçalıyor; otuz görkemli geminin gövdelerine keskin darbeler indiriyordu. Gemiler, Roguinas örtülerinin altında ilerliyordu. Örtü, onları uzaktan bakıldığında neredeyse yokmuş gibi gösteriyordu. Yine de dalgaların üstünde bıraktığı soluk karaltı, algılayıcılara karşı kusursuz bir saklanma sağlamıyordu.

Güvertelerde sessizce duran Smolderlar, başlarını eğmiş, silahlarını göğüslerine bastırmıştı. İç çekenlerin uğultusu rüzgâra karışıyor, her geminin içindeki gerginliği biraz daha ağırlaştırıyordu. Orta güzergahta ilerleyen ana geminin kaptan köşkünde ise ani ve sert ayak sesleri yankılandı.

Kapı açıldı. Ronn, nefesini toparlamaya çalışarak içeri girdi.

— Efendim, adaya yaklaşıyoruz.

Greyn Foster, koltuğunda hafifçe geriye yaslanmış oturuyordu. Önündeki masada haritalar, mühürlü parşömenler ve Vadi’ye ait işaretlerle dolu küçük taşlar vardı. Bakışlarını masadan kaldırıp Ronn’a çevirdi. Yüzünde şaşkınlık yoktu; yalnızca sabırsız, sert bir ifade vardı.

— Bildiğim şeyleri senden duymama gerek yok.

Ellerini masanın üzerinde gezdirdi. Parmakları, uğurlu kaleminin üstünde durdu. Kalemi alıp deriden yapılmış, altın şeritlerle işlenmiş paltosunun cebine yerleştirdi. Ardından ağır ağır ayağa kalktı. Tahta zemine vuran çizmeleri, geminin gıcırtısına karıştı. Ronn’un önünde durduğunda başını onun yüzüne yaklaştırdı.

— Yanımızdaki gemiye söyle. Patlamaya hazırlansınlar.

Ronn’un cenesi gerildi.

— Efendim... Başka bir yol yok mu? Sayımız onlardan çok daha fazla.

Greyn, ellerini sırtında birleştirerek birkaç adım attı. Köşedeki eski bir resmin önünde durdu. Resimde, sislerle kaplı bir geçit ve geçidin sonunda yükselen taş bir kapı vardı. Greyn’in bakışları bir an o kapıya takıldı.

— Sayı üstünlüğü, karaya aynı anda çıkamadığımız sürece işe yaramaz. Liman dar. Birliklerimiz kıyıya inerken algılanır, sonra ok yağmurunun altında parçalanır. Kuşatmacıların ilerleyebilmesi için önce dikkatlerini başka yere çekmeliyiz.

Ronn, sessiz kaldı. Greyn’in yüzünde en ufak bir tereddüt aradı ama bulamadı.

— Onlar gönüllü, diye devam etti Greyn. — Bu görev için getirildiler. Denize gömülmeleri, bütün ordunun kıyıda yok olmasından iyidir.

Ronn’un bakışları sertleşti.

— Gönüllü olduklarını siz mi söylediniz, yoksa onlara başka seçenek mi bırakılmadı?

Kaptan köşkünde kısa bir sessizlik oluştu. Greyn, ona döndü. Gözleri soğuktu.

— Savaşta seçenek arayanlar, ilk darbede ölür. Emri ilet.

Ronn, başını eğdi. Greyn kapıya yönelirken onun arkasından baktı. İçinde biriken sözleri söylemedi. Çünkü Greyn Foster’in kararları acımasız olsa da çoğu kez ordunun hayatta kalmasını sağlamıştı. Ronn, bunun farkında olduğu için itirazlarını her defasında yarım bırakıyordu. Bir komutanın merhameti, bazen bütün birliğin mezarı olabilirdi. Yine de fedailerin bulunduğu gemiye baktığında göğsünde ağır bir düğüm oluştu. Geminin güvertesindeki Smolderlar, yaklaşan kıyıyı sessizce izliyordu. Bazıları silahlarının kabzasını okşuyor, bazıları ise son kez göğe bakıyordu. Ronn, o bakışların ardında korkudan çok kabulleniş gördü. Bu görüntü, Greyn’in sözlerini haklı çıkarmıyor; yalnızca savaşın ne kadar uzun zamandır herkesi aynı karanlığa sürüklediğini hatırlatıyordu.

Greyn güverteye çıktığında smolderların arasında ağır adımlarla ilerledi. Deniz, gemilerin iki yanında kara bir uçurum gibi uzanıyordu. Tam korkuluklara yaklaşmıştı ki ana gemi şiddetle sarsıldı. Greyn, yılların savaş tecrübesiyle dengesini korudu. Birkaç Smolder yere kapaklanırken o yalnızca korkuluğu kavradı.

Sarsıntının yönünü anlamaya çalıştı. Ardından dürbününü çıkardı ve adaya çevirdi.

Adayı çevreleyen karanlıkta uzun, kalın bir taş parılıyordu.

Ferami Algılayıcısı.

Roguinas örtülerinin sakladığı varlığı uzaktan sezebilen bu taş, önce soluk bir ışık saçtı. Sonra ışık, taşın damarları boyunca yayıldı. Gecenin içine kulakları titreten, boğuk bir ses bıraktı. Gemiler artık gizli değildi.

Greyn’in yüzü değişmedi.

— Yanımızdaki gemiye hızlan emri verin!

Ronn, emri güverte boyunca haykırdı. Fedailerle dolu gemi, ana filodan ayrılarak kıyıya yöneldi. Geminin karanlık gövdesinde sıralanmış Smolderlar, son kez Vadi’nin temiz rüzgârını içlerine çekiyordu. Bazıları gözlerini kapatıp dua ediyor, bazıları ise yanlarında taşıdıkları küçük eşyaları avuçlarında sıkıyordu. Hiçbiri geri dönmeyeceğini söylemedi. Buna gerek yoktu.

Greyn, diğer gemileri sağ hattan ilerletti.

— Hızlanın!

Otuz geminin kürekleri ve itki düzenekleri aynı anda çalıştı. Deniz köpürdü. Ferami limanında nöbet tutan birlikler, algılayıcının şiddetlenen sesiyle silahlarına sarıldı. Limanın başındaki komutan Greil Front, kıyıya çıkan taş basamakların üstünde duruyor, karanlığı anlamaya çalışıyordu.

— Kılıçlar çekilsin! Liman geçitleri kapatılsın!

Ferami birlikleri, Weyler gemisinin çevresine yığıldı. Weyler, limandaki en gösterişli gemiydi; direklerinde Ferami işaretleri dalgalanıyordu. Tam o sırada fedai gemisi son hızla kıyıya ulaştı.

Çarpışma, gecenin ortasında patlayan bir dağ gibi yankılandı.

Weyler’in gövdesi parçalandı. Alevler direklere tırmandı, kopan tahtalar suya savruldu. Feramilerin büyük bölümü patlamaya doğru koştu. Greil Front ise yerinden kıpırdamadı. Patlamanın düzenini, sesin geliş yönünü ve kıyıdaki karaltıları kısa bir bakışta değerlendirdi.

— Bu bir tuzak olabilir! Yarınız benimle gelsin!

Patlamanın ters yönüne koştu. Tam o sırada Roguinas örtülerinin etkisi söndü. Dev gemilerin rampaları açıldı ve Plama Smolderları kıyıya aktı. Karanlık, bir anda zırhların ve silahların hareketiyle doldu.

Greil, yanından geçen bir Feramiyi kolundan yakaladı.

— Orta kampa dön. Hemen bir kuzgun yolla. Geldiklerini bildir!

Ferami, başını sallayıp geri çekildi. Greil kılıcını çekti ve limanı dolduran Plama ordusuna doğru ilerledi.

Beş bin Ferami, otuz bin Plama Smolderının karşısında kıyıyı tutmaya çalıştı. İlk çarpışmada taş döşemeler kan ve külle kaplandı. Patlamanın sıcaklığı, gecenin keskin soğuğunu bastırmıştı. Smolderlar kılıçlarını birbirine geçiriyor, mızraklar zırhlara çarpıyor, bağırışlar denizin uğultusunu eziyordu.

Plama ordusu sayıca üstündü. Ferami hattı geriledikçe Greyn, savaşın içinden ilerliyor ve kırılma noktalarını seçiyordu. Tam o sırada, ayağına ıslak bir parşömen bağlanmış kuzgun havalandı. Kuş, limanın üstünden yükselip ormana yöneldi.

Greyn onu gördü.

Yayını sırtından çekti. Kısa bir nefes aldı ve oku bıraktı. Ok, kuzgunun kanadını sıyırarak geçti. Kuş acıyla çığlık attı, havada yalpaladı ama uçmayı sürdürdü. Greyn’in dudaklarında kısa, soğuk bir gülümseme belirdi. Aynı anda bir mızrak darbesinden yana çekilerek kurtuldu.

— Erzakları indirin! Kuzgun yaralı. Bu bize zaman kazandırır. Gecikmeden yola çıkıyoruz!

Limanın kontrolü ele geçirilmişti. Plama Smolderları, gemilerden erzak sandıklarını ve Roguin depolarını indirdi. Yaralılar kıyıya taşındı. Dört saat sonra ordu, geceyi geride bırakıp iç bölgelere doğru yürümeye başladı.

Gecenin karanlığı, sabahın soluk ışığına dönerken bir nehrin kıyısında durdular. Smolderlar sudan içti, yaralarını sardı ve ateşin çevresine çöktü. Greyn, devrilmiş bir ağaç gövdesine oturmuş, tenekesindeki fasulyeyi sessizce yiyordu. Üstat Thalon, elinde küçük bir taşla yanına geldi.

— Oturabilir miyim?

Greyn başını salladı.

Thalon oturdu, taşı parmaklarının arasında çevirdi.

— Kuzgunu yaraladığınızı söylediniz. Yaralı kanatla bile uçabilir.

— Uçtu.

— O hâlde mesajı ulaştırmış olabilir.

Greyn, fasulyeden bir lokma aldı.

— Bir sonraki Ferami kampı ne kadar uzakta?

— Birkaç günlük yürüyüş. Smolderlar hızlı ilerlerse, pusu kurulmadan önce ulaşırız.

Thalon’un bakışları nehrin ötesindeki ağaçlara kaydı.

— Ne pususu? Burada olduğumuzu henüz bilmiyorlar.

Greyn, yemeğini yuttu.

— Henüz.

Thalon ona döndü.

— Feramiler yarın her şeyi öğrenecek mi diyorsunuz?

— Öğrenecekler. Sonra ne yapacaklarını da biliyoruz.

— Tuzak kuracaklar.

— Ve şanslıysak, tuzakları tamamlamadan onları buluruz.

Greyn tenekesini çamurlu su birikintisine fırlattı. Ayağa k

Yorumlar

  • Hasan Igertaş: evet hepsi hazırlıklı.
  • Aylin Okur: hepsi ölüme hazır gibiydi
  • Hasan Igertaş: sanırım yanlış anlaşılma olmuş Kıyıya çıkanlar Plama ordusu. Feramiler savunan taraf. 😊
  • Ahmet Kaplan: Feramilerin kıyıya çıkma planı daha karmaşık hale geliyor her şey savaşın sonucunu etkileyecek gibi görünüyor
  • Hasan Igertaş: İlk bölümden ölmesine rağmen güzel bir etki bırakmış Greyn Foster. Bu şahane🔥
  • Hasan Igertaş: Duyguyu kapmanız çok güzel ☺️
  • Hasan Igertaş: evet birbirinden farklı zor seçimler gerekliydi bunu fark etmeniz çok güzel👏
  • Hocaaan trabzonlu: bu bölümdeki mücadele de zor bir seçim gerektiriyordu
  • Kaan Duman: Güvertedeki smolderların son bakışları beni gerçekten düşündürdü
  • Ebru Rüzgar: @athanar_9 9 greynin soğuk ifadesi çok etkileyiciydi duyguları gizlediği anlar da yazarın deneyimiyle dolu gibi geldi