Keşfet

5.BÖLÜM

Kanla Ayrılanlar

Gecenin zifiri karanlığında Far Saray'dan atlar üstünde ayrılan bir kalabalık vardı. Snock Hanedanı, Narallarının izni ile Myteath kasabalarının toprak ve taş karışımı yollarında ilerliyordu. Far Saray'ın da içinde bulunduğu Başkent Mygonn'dan çıkmışlardı. Snock Hanesi sessiz sedasız Başkent'ten ayrılırken, bu sırada Almor Snock tarafından şehirde kalması için emir verilmiş olan iki konsey üyesi vardı. Almor Snock'un kendi konseyinden seçkin iki kişi: Balonn Traven ve Üstat Tylon.

Snock Hanesi Başkent'ten ayrıldığı esnada Far Saray'daki Balonn Traven'ın odası sakin bir tonda tıklatıldı. Balonn yaşlı bir komutandı; Almor Snock'a yirmi yıl hizmet etmiş, ondan önce de babasına hizmet etmişti. Yaşlı komutan yatağından kalktı ve kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açtığında kendisi kadar yaşlı olan Üstat Tylon ile karşılaştı. Tylon, "Gecenin bir vakti rahatsız etmek istemezdim Balonn" dedi. Balonn, "Sorun değil, bir şey mi oldu?" diye karşılık verdi. Üstat Tylon, Balonn'u eliyle kenara çekti ve kapıyı örterek içeri girdi. Balonn'un dağınık yatağına oturdu ve yüzünü ona dönerek konuşmaya başladı: "Naral Almor Snock ve ailesi saraydan ayrıldı." Balonn kısa süreli bir şaşkınlık geçirse de hızlı toparlandı ve "Peki biz neden hâlâ buradayız?" diye sordu. Tylon, "Bir görev için..." dedi. Balonn uykuluydu ve Tylon'un dediklerini pek anlamamıştı: "Ne görevi?" Üstat Tylon dudaklarını yaladı ve derin bir nefes aldı: "Alakses Ihaylo'yu Hayura Myteath öldürdü." Balonn şaşkınca, "Ne?" diye cevap verdi. "Ama George Raygar'ın yaptığını söylemişlerdi." Tylon, "Hayır" dedi. "Naral'ımız bir araştırma yaptı ve görünen o ki Hayura Myteath kendi karısını öldüren bir pislik..." Balonn odanın içinde bir o yana bir bu yana yürümeye başladı, ellerini arkasında kavuşturdu ve yaşlı sesiyle konuştu: "Neden böyle bir şey yapsın?" Üstat Tylon bakışlarını yere eğdi: "Weslin Halister ile evlenecekmiş ve Ihaylo'yu bu yüzden öldürmüş..." Balonn şaşkınlığını gizlemekte zorluk çekiyordu: "Peki Naral Almor neden saraydan ayrıldı?" Tylon, "Konseyini toplamak için" diye cevap verdi. "Savaş açmak ve yargılamak için yeterli kanıtı toplamamız için bizi görevlendirdi. Kendisi olası bir tehlikeye karşı saraydan ayrıldı, ailesiyle birlikte tabii..." Üstat Tylon ellerini kütletmeye başladı: "Yeterli kanıtı toplayıp ülkeden çıkacağız ve elimizde savaş için bir gerekçe olacak. Aksi takdirde huzur bozucu hanedan oluruz." Balonn Traven, Üstat'ın yanına oturdu, elleri ile yorganını kavradı: "Eğer gerçekten Hayura yaptıysa kanıtları yok etmiştir! Nasıl kanıt toplayacağız?" Tylon, "Kanıtlar zaten apaçık ortada" diyerek cevapladı. "Naral Almor, Ulu Kitap'ı araştırmış ve Hayura'nın gelenek gereği evlenme yalanını ortaya çıkarmış." Balonn hızlıca lafa daldı: "O zaman neden bu yalanı ifşa etmedi? Elimizde yeterli kanıt var zaten..." Üstat Tylon yüzünü Balonn'a doğru döndü ve kaşlarını kaldırdı: "İyi düşünmüyorsunuz komutan. Bunu söyleseydi Elvanios'un koruyucusunu suçlamak ve Ulu Kitap'ı okumaktan dolayı yargılanırdı..." Balonn dinlemeye devam ediyordu. Tylon, "Yarın George Raygar'ı ziyaret edeceğim ve onunla konuşacağım. Sen de bu sırada Alakses'in öldürüldüğü odayı inceleyeceksin ve bir şeyler bulmaya çalışacaksın" dedi. Balonn kafasını sallayarak onayladı. Üstat Tylon yüzündeki kararlılık ile birlikte odadan ayrıldı.

Sabahın ışıkları daha yeni doğmuşken Üstat Tylon görüşme izni almış ve George ile görüşmek için hapishaneye gelmişti. George'un hücresine doğru ilerledi ve onu selamladı: "Hücreye alışabildin mi?" George uyku sersemi bir şekilde parmaklıkların arasını süzdü. Önünde ortası kel, beyaz saçlı ve paslı bir üstat pelerini giyen bir adam duruyordu. Gözlerini açmaya çalıştı ama yorgundu, gözleri ağrıyordu. "Kimsin?" dedi yavaşça. Tylon, "Bir önemi var mı?" diye karşılık verdi. George kafasını kaldırdı, hücresine ışıklar girerken esnedi: "Üstat mısın?" Tylon elbisesine baktı ve pasları eliyle sildi: "Herkes öyle diyor. Peki sana ne diyorlar George Raygar..." George kısık ve keskin bir tonda söylendi: "Alakses katili..." Oturur pozisyona geldi ve bir kez daha esnedi: "Burada ne arıyorsun?" Tylon, "Konuşmak istiyorum" diye cevapladı. George elini karşısına işaret ederek konuştu: "Burada kaç gündür konuştuğum bir deli zaten var, sohbete doydum." Üstat Tylon kırışık ellerini bir araya getirdi ve yere doğru çömeldi: "Alakses'i neden öldürdün?" George, "Sen de mi Hayura'nın üstadısın?" diye sordu. Tylon, "Hayır. Ben Hayura'nın üstadı değilim, Almor Snock'a hizmet ediyorum" dedi. George kafasını Üstat Tylon'a doğru kaldırdı ve uzun uzun baktı: "Almor Snock kız kardeşini neden öldürdüğümü mü merak ediyor?" Tylon, "Onu sen mi öldürdün?" diye konuştu. George tekrardan, "Hayır. Bu hücreye gelen herkese söylediğim gibi onu ben öldürmedim" dedi ve dişlerini gıcırdattı. Üstat Tylon burnunu kırıştırdı, gözleri ile George'u derince süzmeye başladı: "Alakses'in cesedi otuz metre yükseldi." George hemen lafa girdi: "Bundan bana ne?" Tylon, "Canını aldığın Alakses" diyerek konuşmaya başladı. George Üstat'ın lafını böldü: "Onu ben öldürmedim dedim..." Dişlerini daha sert gıcırdattı. Tylon, "Biliyorum" diye cevapladı. "Alakses'i öldüren onu engel olarak gördü. Sen ise engellere ilim ile cevap veren birisin." George, kendisine inanan birini bulmuştu sonunda, Mike dışında tabii. "Öyleyse onu kim öldürdü?" Üstat Tylon çömeldiği ayağını değiştirdi: "Bunu net bir şekilde öğrenene kadar bilmeyeceksin. İki gün sonra mahkemen var, ailen haberleri almıştır." George'un kafasında Mike'ın anlattığı hikâye dönmeye başladı: "Tutuklanmamın ardından günler geçti ama hâlâ bu ülkedeki tek Raygar benim..." Tylon, "Şu anlık" diye cevap verdi. "Siz Raygarlar birbirinize fazla bağlısınız, hem de tehlikeli derece fazla..." George ağzını yaladı: "Ne istiyorsun?" Tylon, "Seni mahkemende savunacak olan sihirli sözlerim var" dedi. George, "Ne gibi sözler?" diye sordu. Üstat Tylon ayağa kalktı: "Alakses'i öldürenin Lonn olduğunu söyleyeceksin." George bir an çıkıştı: "Ama öldüren o değil?" Tylon, "Biliyorum" diye cevapladı. "Alakses'in cesedinde yüksek oranda Tekorin zehri bulundu. Bu, temas yoluyla geçen bir zehir. Ve anlatılana göre siz dördünüz o gece Alakses'le sohbet etmişsiniz." George sakin bir tonda, "Evet" dedi. Tylon, "Şimdi senden istediğim bilgi şu: O gece Alakses'le temasta bulundun mu?" diye sordu. George, "Hayır..." dedi. Üstat Tylon gözlerini açtı: "Peki Lonn bulundu mu?" George, "Evet, dokundu..." diye cevap verdi. Tylon, "Harika, Lonn'u suçlamak için elinde müthiş bir kanıt oldu. Sen Lonn'u suçlayacaksın, ben ise Lonn'a zehri süreceğim. Ardından kontrol talep edeceğiz ve Lonn'un üstünde bulunan zehir nedeniyle şüpheleri kendi üstüne çekecek." George bu plana tamam diyecekken aklına bir şey geldi: "Ama Alakses kılıç darbeleri ile öldürülmüştü..." Tylon, "Lonn, Tekorin'i kılıca sürdü ve elini silmesine rağmen zehir geçmedi..." George uzun bir süre zemini süzdü ve başını salladı: "Peki buna inanırlar mı?" Tylon, "Senin suçlu olduğuna inandıklarından daha çok" dedi ve kaşlarını kaldırdı. "Şimdi iyi dinlen ve mahkemen için hazırlan. Şüpheleri senden Lonn'a çektiğimizde kurtulacaksın..." Üstat Tylon, arkasında düşüncelere dalmış George'u bırakarak oradan ayrıldı.

Myteath topraklarında günler böyle geçerken, Tart ve Trayen Raygar tarafından mahkeme için gönderilen Onto Raygar sonunda saraya varmıştı. Abisi George'u görmek için izin istediğinde izin alamamıştı. Bunun üzerine keskin duygular ile Hayura Myteath'in odasına doğru yürüdü; saraya yerleşir yerleşmez onunla görüşmek istedi. Hayura'nın odasına giderken Lonn ile karşılaştı. Lonn, "Onto Raygar... Yolculuğunuz umarım iyi geçmiştir" diyerek lafa başladı. Onto, "Abimin mahkemesini düşündüğüm zamanlarda değil" dedi, gözlerini keskinleştirdi ve sert bakışlar ile Lonn'a baktı. "Söylesene, abimin süper gübresini kullanmaya başladınız mı?" Dudaklarını ısırdı. Lonn, "Alakses'i öldüren abinizin mi?" diyerek cevapladı. Abisinin masumiyetini kanıtlamak için gelen Onto Raygar bu sözler karşısında kıza

Yorumlar

  • Hasan Igertaş: Bakalım neler olacak
  • Hasan Igertaş: Çok doğrı
  • Ege Pektaş: balonn şaşkın ama kesin bir yol bulmalıyız yoksa kaybetmeye mahkumuz
  • Metin Taner Yavuz: Burada şuan harakiriler savaşıyor kanıtı kazmak zorundasınız balonn