Keşfet

7.BÖLÜM

Kanla Ayrılanlar

Kapı sertçe açıldı. Üstat Slever, toplantı salonuna girdiğinde içerideki soğuk yüzüne çarptı. Gördüğü kişi Lord Flewen Black oldu. Flewen iki metreyi bulan boyu, geniş omuzları ve beyaz saçlarıyla koltuğunda dimdik oturuyordu. Kahverengi gözleri, kapıdan giren Slever’ı baştan aşağı süzdü. Sonra başını hafifçe eğdi ve karşısındaki koltuğu işaret etti.

“
Haberler iyi mi, Üstat Slever?”

Slever yerine oturmadan önce kısa bir süre ayakta kaldı. Yüzünde uykusuzluk ve yorgunluk vardı. Omzunu silkti.

“İyi haber vermek için gelmedim, Lord Flewen. Onto Raygar’ın, abisi George’u kurtarmak için gittiği sarayda tutuklandığı haberi ulaştı. George’la birlikte hücreye atılmış.”

Flewen’ın bakışları sertleşti. Hubar’a güvenmeyen biriydi. Kışkökü’nde yapılan toplantılarda Hubar’ın adı ne zaman geçse konuşmaları keser, o toprakların hanelerinden “Hubarlı yılanlar” diye söz ederdi. Bunun nedeni yalnızca kişisel bir öfke değildi. Black Hanedanı’nın toprakları küçük olsa da Elvanios Savaşı’nda Kışkökü’nü bir yıl boyunca korumuşlardı. Açlığa, susuzluğa ve bitmeyen saldırılara rağmen kaleyi teslim etmemişlerdi.

Bu görevi yerine getiren kişi Flewen’ın kendisiydi. O günlerde henüz gençti. Kışkökü’nün duvarlarında kar birikmiş, içerdeki erzak azalmış, muhafızların çoğu geceleri ayakta durmakta zorlanmıştı. Yine de Flewen kapıları açmamıştı. Savaş bittiğinde Black Hanedanı’na büyük bir ödül verileceğini düşünmüştü. Fakat hiçbir ödül gelmemişti.

Bu ihmalin doğurabileceği isyanı bastırmak isteyen dönemin Raygar lideri Clenor Raygar, kızı Wercen’ı Flewen’a vermişti. Flewen karısından memnundu; Wercen’a karşı gerçek bir sevgi besliyordu. Fakat Hubarlı hanelere duyduğu öfke hiçbir zaman azalmamıştı.

Slever, Flewen’ın karşısındaki koltuğa oturdu.

“Rune Wercen, George ve Onto’nun tutuklandığını öğrenir öğrenmez dün Kışkökü’ne doğru yola çıktı. Toplantıya katılmak istediğini söyledi.”

Flewen kaşlarını çattı. Karısının kendisine haber vermeden yola çıkmasına içten içe sinirlenmişti. Yine de bu öfkeyi şimdilik bir kenara bıraktı. Önünde daha büyük bir mesele vardı.

Masanın üzerindeki kaleme uzandı. Önüne boş bir kâğıt çekti ve yazmaya başladı:

“Ben Black Hanedanı’ndan Flewen Black. Suçu kesinleşmemiş George Raygar ile onu savunan Onto Raygar’ın serbest bırakılmasını talep ediyorum. Olası bir savaş çıkmadan önce bu belirsiz mesele, diyarın huzuru bozulmadan çözülmelidir. Tüm Luzan hanelerinin sevdiği bir adamı tutukladınız. George Raygar’ı suçlu ilan edecek güçte kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Bu yüzden Lord George’un daha uygun şartlarda tutulmasını ve tarafsız bir mahkemede yargılanmasını talep ediyorum.”

Flewen mektubu katladı. Black Hanedanı’nın mührünü kızgın balmumuna bastı. Mühürde, baltanın sapına geçirilmiş bir taç bulunuyordu. Balta, Black Hanedanı’nın en sevdiği silahtı. Tahta kesmek için değil, savaş alanında Retayi biçmek için kullanılırdı.

Mektubu Slever’a uzattı ve koltuğuna yaslandı.

“Hubar’a bir kuzgun yollayın. Naral Hayura için.”

Slever mührün üzerinde parmaklarını gezdirdi.

“Mektupta ne yazıyor?”

“Özel bir şey değil. Lordların daha uygun şartlarda yargılanması için bir dilekçe. Bunu anlayışla karşılayacaklardır.”

Slever mektubu pelerininin içine yerleştirdi. Ayağa kalktı, kapıya yöneldi ve dışarı çıkmak üzereyken Flewen’ın sesiyle durdu.

“Bir at hazırlatın. Gün batmadan yola çıkacağım.”

Slever başını salladı ve kapıyı örttü.

Flewen, salonun sessizliğinde tek başına kaldı. Hayura’nın George ve Onto’yu bırakmayacağını biliyordu. Böyle bir dilekçenin kabul edilmesi için Hayura’nın ya korkması ya da geri adım atması gerekirdi. Flewen, Hayura’nın korkacak biri olmadığını biliyordu. Geri adım atması ise daha da uzak bir ihtimaldi.

Bu nedenle mektup bir barış isteğinden çok, savaş öncesi gönderilmiş son uyarıydı.

Kışkökü, karla kaplı Elvanios’un en büyük kıtasında, Lenton Hanedanı’nın topraklarında yükseliyordu. Kale, içinde yirmi bin Smolder barındırabilecek kadar genişti. Kapıları kalın ağaç gövdelerinden yapılmış, surları birbirine ölüm bağı gibi kenetlenmiş Zakiro taşlarıyla örülmüştü.

Zakiro sıradan bir taş değildi. Soğuğu ve sıcağı ayırt eder, hava değiştikçe rengi değişirdi. Kış geldiğinde kale duvarları masmavi parlar, sıcak günlerde taşların üzerinde alev turuncusu çizgiler belirirdi. Bu yüzden Kışkökü uzaktan bakıldığında yaşayan bir yaratığın gövdesi gibi görünürdü.

Surların üzerinde Luzan hanelerinin armaları asılıydı. Fakat hepsinin üzerinde birliğin ortak sembolü olan rüzgâr arması bulunuyordu. Mavi flamaların üzerinde beyaz bir kış rüzgârı işlenmişti. Kaledeki en büyük motif buydu.

Flewen Black, Kışkökü’ne vardığında muhafızlar tarafından içeri alındı. Kalın pelerininin yakası Rleyn adı verilen yaratıkların simsiyah kürküyle kaplıydı. Bu kürk, Kışkökü’nün ayazını kesmek için hazırlanmıştı. Flewen kapının iç tarafındaki meşalelerden birinin yanına geçti ve ellerini ateşe doğru uzattı.

Bir süre sonra pelerinini topladı ve toplantı salonuna doğru yürüdü. Koridorlarda farklı hanelerin armaları, eski savaşlardan kalma kılıçlar ve yemin levhaları asılıydı. Her arma, Luzan’ın geçmişinden bir parçayı taşıyordu. Bazı levhalarda hayatını kaybedenlerin isimleri vardı. Bazılarında ise Raygar Hanesi’ne verilmiş bağlılık yeminleri yazılıydı.

Toplantı salonuna geldiğinde muhafızlar kapıyı açtı. Flewen içeri girdiğinde karşısında iki aksakallı figür ve çevrelerine oturmuş başka Lordlar vardı. Odadaki en genç kişilerden biri Flewen’dı.

Raygar Hanesi’nin lideri Tart Raygar onu başıyla selamladı ve boş koltuğunu gösterdi. Flewen yerine ilerlediğinde koltuğun karısının yanında olduğunu gördü. Wercen, Flewen’ın kendisine bakışından ne düşündüğünü hemen anladı. Kocasının gözlerinde “Bana haber vermeden neden geldin?” sorusu vardı.

Flewen yerine oturdu. Elleri soğuktan sertleşmişti. Wercen’ın elini tuttu ve kendi pelerininin üzerine yerleştirdi. Meşalelerin ateşi onu ısıtmamıştı ama karısının eli kısa sürede parmaklarındaki soğuğu aldı.

Wercen ona hafifçe gülümsedi. İfadesini bozmayarak kocasına doğru eğildi.

“Arrys nerede?”

“Kalemizde kılıç idmanı yapıyor.”

Arrys henüz sekiz yaşındaydı. Wercen oğlunun bu yaşta eğitim almasına karşı değildi. Bir Luzanlının küçük yaşta sertleşmesi, kılıç tutmayı ve ailesini korumayı öğrenmesi gerektiğine inanıyordu. Fakat Flewen, oğlunun savaşla tanışması konusunda karısından daha kaygılıydı.

İkisi sessizce otururken salondaki sıcak hava bir anda dağıldı. Tart Raygar ayağa kalkmıştı.

“Kardeşlerim Myteath Hanedanı tarafından esir alındı.”

Tart’ın sesi salonda yankılandı. Altı kardeşin en büyüğüydü. Kardeşlerini bir anlaşma için gönderdiği hâlde George’un günlerdir zindanda yatması ve Onto’nun da aynı kaderi paylaşması, omuzlarına ağır bir yük bindirmişti.

Yanındaki kardeşi Trayen Raygar’a döndü. Trayen’in yüzündeki öfke saklanamayacak kadar açıktı. George’un bir Alakses’i sevmiş olsa bile onu öldüreceğine inanmıyordu. Abisinin gururu, böyle bir cinayete izin vermeyecek kadar güçlüydü.

Tart, Trayen’a konuşma işareti verdi.

Trayen ayağa kalktı ve salondaki bütün Lordlara baktı.

“Abim ve kardeşim Hubarlı zalimlerin eline düştü. Bundan hoşlandığımı söyleyemem. Sizleri buraya topladım çünkü Luzan’ın onuru tehlikede.”

Bakışlarını tek tek Lordların üzerinde gezdirdi.

“Myteath Hanedanı abimi esir almakla kalmadı, kardeşim Onto’yu da hücreye tıktı. Bu karar geri döndürülebilir. Fakat George için idam kararı verilmiş durumda. Eğer harekete geçmezsek kardeşlerimizden biri hayatını kaybedecek.”

Trayen durdu. Yumruklarını sıktı.

“Sizleri buraya topladım çünkü varisimiz onların elinde. Sizleri buraya topladım çünkü yeminlisiniz. Sizleri buraya topladım çünkü Luzan’ı canınız pahasına koruyacağınıza söz verdiniz. Bu yüzden bugün büyük bir karar alınacak.”

Tart sözü devraldı.

“Lordlarla birlikte Hubar’a inme kararı aldık. George ve Onto adil bir mahkemede yargılanmıyor. İdamdan önce Hubar’a ulaşmalı ve Myteath Hanedanı’ndan kardeşlerimizi kendi ellerimizle geri almalıyız.”

Salondaki Lordlar hep bir ağızdan “Evet!” diye

Yorumlar

  • Pınar Eryılmaz: Birbirlerine güçlü sözler vermek yerine kısmen korku içinde yaşıyorlar gibi
  • Efe Hendek: slever flewenın antetli mektubu için
  • Hasan Igertaş: Bakalım neler olucak bu konuda
  • Hasan Igertaş: Haberler iyi değilki nasıl iyi taşısın
  • Umut Dündar: wercenın kararlı tavrı çok etkileyici ama flewena daha fazla güvenmeliydi
  • Ahmet Esen: üstat slever haberleri bu kadar kötü taşımak zorunda mıydı?
  • Hasan Igertaş: Anlamadım ne demek istediniz?
  • Fulya Büyük: Harfler gizli bir kayıt tutması gerek bence