Keşfet

Beklenmedik Karşılaşma

Kara Bulut`un Güneşi

Ceren,mahallenin köşesindeki mis gibi un kokan sıcak fırının kapısını açıp içeri girdi. Akşam saati olduğu için içerisi biraz kalabalıktı.Sıraya girip tezgahın arkasındaki çalışanlara göz gezdirdi.Tam o sırada,fırından yeni çıkmış sıcacık ekmekleri tezgaha dizen o tanıdık silüeti fark edince gözleri şaşkınlıkla irileşti.

Üzerinde fırının taba rengi önlüğüyle, un çuvallarının arasında ekmek uzatan kişi Aras'tan başkası değildi.Okuldaki o siyah kapüşonlu, kulaklıklı gizemli çocuk gitmiş; yerine kan ter içinde çalışan ,fırın küreğini ustalıkla tutan bambaşka bir Aras gelmişti.

Yüzünde yine o alışılmış mutsuz ve ciddi ifade vardı ama buradaki duruşu çok daha farklıydı.

Sıra yavaş yavaş Ceren'e geliyordu.Kalbi heyecandan ritmini şaşırdı.Aras başını kaldırıp sıradaki bir sonraki kişiye,yani Ceren'e baktığında o da bir anlığına donakaldı.Ceren'i okul dışında,hem de çalıştığı bu yerde görmeyi hiç beklemiyordu.

Ceren, şaşkınlığını hemen üzerinden atıp yüzüne o kocaman, neşeli gülümsemesini kondurdu.Tezgaha hafifçe yaklaşarak, "Selam sıra arkadaşım! Dünya gerçekten çok küçükmüş.Bana oradan iki taze ekmek uzatabilir misin?dedi.

Aras, elindeki ekmek küreğini yavaşça kenara bıraktı.Kaşlarını olabildiğince çatmış, gözlerini kısmış bir şekilde Ceren'e bakıyordu.Okul bahçesi,sınıf sırası ve şimdi de çalıştığı fırın...

Bu kadar tesadüf onun gibi hayata şüpheyle bakan biri için fazlaydı.

Tezgaha doğru biraz eğildi,sesini sadece Ceren'in duyabileceği şekilde kısarak ve hesap sorar gibi sordu: "Beni mi takip ediyorsun sen? Amacın ne?"

Ceren, böyle bir suçlama karşısında affalamak yerine kendini tutamayıp hafifçe kıkırdadı.

Aras'ın bu ciddi ve şüpheci hali ona komik gelmişti."Seni takip mi ediyorum?" dedi neşeyle." İnan bana Aras, okulda sıra arkadaşı olacağımızı da, senin bu mahalledeki fırında çalışacağını da bilmiyordum. Ben sadece ev arkadaşım Ece'nin siparişi üzerine akşam yemeği için iki ekmek almaya geldim.Yani tamamen Kader diyelim!"

Aras,Ceren'in bu rahat ve neşeli savunması karşısında ne diyeceğini bilemedi.Sadece gözlerini devirdi ve arkasını dönüp tezgahtan iki sıcak ekmeği kağıda sararak önüne bıraktı.Soğuk ses tonuyla," Ekmeklerin.Başka bir şey yoksa arkadaki müşterileri bekletme," dedi.

Yorumlar

  • Ayşegül: teşekkür ederim, hiç kimse yorum ve beğeni atmıyor ya umarım hikayeyi beğenirler o kadar emekle yazıyorum ki 🌸
  • çok güzel olmuş