Keşfet

İçimdeki İlk Umut

Kara Bulut`un Güneşi

Ertesi sabah okulun koridorları her zamanki gürültüsüyle çalkalanıyordu.Aras,okula ilk adım attığı andan itibaren gözleriyle kalabalığın arasında tek bir kişiyi aradı.Ceren gelmiş mi diye etrafa bakındı ama o tanıdık,neşeli yüzü hiçbir yerde göremedi. Ceren henüz gelmemişti.

Aras, içindeki o tuhaf huzursuzluğu bastırmaya çalışarak adımlarını sınıfa doğru yöneltti. İçeri girip arka sıralardaki her zamanki yalnız köşesine geçti,sırasına oturdu.Gözleri kapıdaydı. Çok geçmeden sınıfa yan yana fısıldaşarak Ceren ve Meltem girdi.Meltem kendi sırasına doğru geçerken, Ceren de adımlarını her zamanki neşesiyle kendi sırasına doğru yöneltti.

Aras, o ilk günkü soğuk ve aşılmaz çocuktan biraz farklıydı bugün. En azından içinde,adını koyamadığı küçük bir umut kırıntısı vardı. Çünkü Ceren'in sınıftan içeri girdiği o an, Aras'ın kalbi hayatında ilk defa bu kadar hızlı,göğüs kafesini yırtmak istercesine çarpmıştı. İçindeki bu ani ve güçlü fırtınayı gizlemek için derin bir nefes aldı. Bakışlarını Ceren'e çevirdi.

" Günaydın," dedi Aras. Sesi pürüzlü ama şaşırtıcı derecede sıcaktı.

Ceren, sırasına yerleşirken duyduğu bu sesle bir an duraksadı.Aras'ın kendisine ilk defa kendi isteğiyle günaydın dediğini işitiyordu.Bu küçücük kelime,Ceren'in yüzünde anında kocaman,iç ısıtan bir tebessümün filizlenmesine yetti. İçini tarifsiz bir mutluluk kaplarken gözlerinin içi parladı.

" Günaydın, Kara Bulut ,"diye karşılık verdi Ceren, sesindeki o tatlı neşeyle.

Aras , montunun cebinde gizlediği o renkli tokaya parmak uçlarıyla hafifçe dokundu.Dün gece salondaki masanın üzerinde, analiz kağıtlarının altında bulduğu o şampuan kokulu toka, şu an cebinde âdeta canlı bir sır gibi duruyordu.Ceren'in saçlarına baktı; bugün saçını bambaşka tokayla toplamıştı.Dün gece salonda unuttuğu o küçük hatıranın yokluğunu henüz fark etmemiş gibiydi.Ve Aras,o siyah sayfaları renklendiren kızın bu tatlı gülüşünü gördükten sonra, o tokayı artık asla geri vermeyeceğini çok iyi biliyordu.O, Aras'ın kalbindeki ilk çatlağın gizli bir nişanesi olarak hep cebinde kalacaktı.

Tam o sırada kulakları tırmalayan ders zili çaldı ve matematik hocası sert adımlarla sınıfa girdi. Herkes apar topar yerlerine geçerken Ceren de önüne döndü.Ancak içindeki o meraklı,inatçı kız bir türlü rahat durmuyordu.Aras'ın o şaşırtıcı " günaydın" hamlesi ve gözlerindeki o çözülmeye başlayan buzlar kafasını karıştırmıştı.

Hoca tahtaya hararetle formüller yazmaya başladığında,Ceren yüzünü Aras'a döndü ve sesini sadece Aras'ın duyabileceği bir fısıltıyla dönüştürerek konuşmaya başladı:

" Kara Bulut..."dedi,gözlerini kırpıştırarak.

" Sabah bir tuhaftın.Yani, güzel anlamda bir tuhaflık...Bir şey mi oldu? Yoksa dün gece ben gittikten sonra o kasvetli salonunda canını sıkacak bir şey mi buldun?"

Aras, hocanın dikkatini çekmemek için hafifçe başını öne doğru eğdi." Bir şey olduğu yok ,Ceren. Önüne dön ve dersi dinle," diye fısıldadı. Sesi her zamanki gibi mesafeli çıkmaya çalışıyordu ama Ceren'in onu sırlarını çözmek için can atması , sol göğüsünün altındaki o ritmi yeniden hızlandırıyordu.

" Yalan söylüyorsun ," diye diretti Ceren, dudak bükerek." Gözlerin öyle demiyor. Kesin benden bir şey saklıyorsun."

Aras tam," sadece dersine bak," diye fısıldayacakken cebindeki o küçücük tokanın varlığını yeniden hissetti. Gerçekten de ondan bir şey saklıyordu. Tam o sırada sınıfta sert bir tebeşir sesi yankılandı ve hoca aniden arkasını döndü. Gözlüklerinin üzerinden ikisine de şimşekler çakan bir bakış fırlattı.

" Aras! Ceren! Arkada ne fısıldaşıyorsunuz siz bakayım?"

Bütün sınıfın bakışları bir anda arkaya, onların olduğu sıraya kilitlendi. Ceren suçlu bir çocuk gibi hemen yüzünü tahtaya çevirdi.

" Madem dersi dinlemek yerine kaynatmak bu kadar tatlı geliyor, okul çıkışında da o sohbete devam edersiniz," dedi hoca, elindeki cetveli masaya sertçe bırakarak ." İkiniz de çıkışta kalıyorsunuz. Okul kütüphanesindeki tüm o darmadağınık arşiv kitaplarını listeleyip raflara dizeceksiniz. Ben gelip kontrol edene kadar

da o kütüphaneden çıkışınız yasak!"

Hoca lafını bitirip tahtaya döndüğünde sınıfta kısık sesli gülüşmeler başladı.Ceren canı sıkkın bir şekilde Aras'a doğru baktı.Ama Aras'ın gözlerindeki o kapkara bulutlar bu kez çok derindi. Dün gece onun o pırıl pırıl dünyasına şahit olduktan ve salondaki masada tek başına kaldıktan sonra, kendi içindeki o ağır değersizlik hissini bastıramıyordu.Sesini sadece Ceren'in duyabileceği bir fısıltıya düşürdü, gözlerinde ilk kez bu kadar açık bir kırgınlıkla sordu:

" Benim gibi geçmişi karanlık, her yeri yara bere içinde bir çocuk...Ceren, ben senin için utanılacak birisi miyim?"

Ceren beklenmedik bu soru karşısında âdeta kalbinden vurulmuş gibi donakaldı.Aras'ın kendi içindeki o derin acıyı ve kendini nasıl suçladığını ilk kez bu kadar net dışarı vurduğunu görüyordu. Ona cevap vermek,o kalın duvarlarını yıkmak için dudaklarını araladı ama ders zili o ağır atmosferin üzerine amansızca çaldı.

Yorumlar

  • Recep Uçar: Korkma sevgi paylaşılmayı bekliyor
  • Elif Levent: Zilin çalmasıyla ortaya çıkan o anın gerilimi bambaşka
  • Samet Can Zengin: hoca geldiğinde bu aşkı ve temiz ruhu sıkıştırmamalıydınız ikiniz de
  • Eda: Defalarca hissetmemek için direnemezsin