Keşfet

Kalpteki İlk Çatlak

Kara Bulut`un Güneşi

Ceren, Aras'ın evinden çıktıktan sonra kendi mahallelerine kadar nasıl yürüdüğünü, yolları nasıl geçtiğini kendisi bile fark etmemişti.Kafasının içi o kadar doluydu, kalbi o kadar düzensiz ve hızlı ritimlerle çarpıyordu ki, sanki tüm dünya sessize alınmış gibiydi.Aklı hâlâ o kilitli Kapıların Ardında, Aras'ın o derinden yaralı gözlerinde kalmıştı.

Anahtarla kendi evinin kapısını açıp içeri adım attığında, evin içindeki sıcaklık onu biraz olsun gerçek dünyaya Koridordan salona geçtiğinde, ev arkadaşı Ece koltukta elinde telefonla yayılmış oturuyordu.Ceren'in içeri girdiğini görünce hemen yerinden doğruldu ve meraklı gözlerle onu süzdü.

" Kuşum! Sonunda gelebildin," dedi Ece, sabırsız bir ses tonuyla." Ödev bitti mi? Okulun o en asık suratlı,mesafeli çocuğunun gizemli dünyasında hayatta kalmayı nasıl, anlat hadi!"

Ceren çantasını koltuğa bıraktıktan sonra derin bir nefes aldı ve gelip Ece'nin yanına,koltuğa oturdu. Yüzündeki o şaşkın, dalgın ve âdeta büyülenmiş ifade Ece'nin gözünden kaçmamıştı.

"Ece..." dedi Ceren, sesindeki o tuhaf heyecanı gizleyemeyerek. " O çocuk...Aras, okulda göründüğü gibi biri değil. Çok garip şeyler oldu."

Ece telefonunu tamamen koltuğa bırakıp masaya doğru öne eğildi, gözlerini kocaman açmıştı." Nasıl yani? Tersledi mi seni yine?"

" Aslında önce aramızda bir yanlış anlaşılma oldu," dedi Ceren, Aras'ın o kırgın ve buruk sesini hatırlayarak. " Ben onun okulda kendi kendine kurduğu o huzuru kaçmasın diye 'kimse benim senin evine geldiğimi bilmeyecek, aramızda kalacak 'dedim. Ama o bunu o kadar ters anladı ki Ece...Onu kendime yakıştıramadığımı, ondan utandığımı sandı.Hayatinda kime güvendiyse hep hayal kırıklığına uğradığını söyledi.O kilitli kapıların arkasında resmen bana içini döktü,çok kırıldı."

Ece duyduklarıyla şaşkınlıktan donakalmıştı."Vay be...Demek o aşılmaz dedikleri duvarların arkasında aslında böyle hassas bir çocuk var."

" Dahası da var," diye devam etti Ceren, gözleri parlayarak. " Evi çok sadeydi,annesiyle yaşıyor.

Annesi o kadar yorgun ama o kadar tatlı bir kadın ki...Ve koridorda ne gördüm biliyor musun? Dün akşam mahalle fırınında çalışan o çocuğun un lekeli önlüğü asılıydı.Aras hem okula gidiyor hem de fırında kan ter içinde çalışıyor Ece.O mutsuz maskesinin altında aslında kimsenin bilmediği kocaman,fedakar bir kalp var. Ben...ben hayatımda hiç böyle gururlu bir çocuk görmedim."

Ece, Ceren'in gözlerindeki o inatçı parıltıyı ve sesindeki o titremeyi fark edince muzipçe gülümsedi. " Kuşum... Sen bu çocuğu sadece merak etmiyorsun sanki. Senin kalbinin ritmi biraz fazla değişmiş gibi, ne dersin?"

Ceren, Ece'nin bu tespitiyle yüzünün alev alev yandığını hissetti.Koltuktaki yastığı kucağına çekip sıkıca sarılırken içinden sessizce aynı sözü tekrarladı:O siyah sayfaları renklendirmeden durmayacağım.

Aynı saatlerde, mahallenin o sessiz sokağındaki evde ise bambaşka bir hava hakimdi.Ceren gittikten sonra ev yeniden o eski,sessiz ve kasvetli haline bürünmüştü.Ama Aras için bu kez bir şeyler tamamen farklıydı.

Odasındaki çalışma masasının sandalyesine oturmuş,az önce ödevleri bitirdikleri boş sandalyeye bakıyordu. Gözü aniden masanın kenarında,analiz kağıtlarının hemen altında kalmış küçük bir şeye takıldı. Elini uzatıp yavaşça aldı.

Bu,Ceren'in neşeyle saçlarını topladığı o renkli tokasıydı.

Aras, avucunun içindeki küçük tokaya bakarken derin bir nefes aldı.Tokadan hafifçe yayılan o tatlı şampuan kokusu anından Aras'ın burnuna Tıpkı sahibi gibi,bu evdeki tüm kasvetli ve mutsuz havayı tek başına dağıtabilecek kadar canlı bir kokuydu.

Ceren'in gitmeden önce kararlı bir sesle söylediği o son sözler odanın duvarlarında hâlâ yankılanıyor gibiydi: "

Hiçbir yere gitmiyorum Soykan.Ve o siyah sayfaları renklendirmeden de bu masadan kalkmayacağım."

Aras tokaya bakarak hafifçe gülümsedi. O kaza gecesinden beri buz tutmuş olan göğüs kafesinde uzun zamandir ilk defa tuhaf,sıcacık bir sızı vardı.Kendini korumak için ördüğü o kalın duvarlar,o neşe dolu kızın unuttuğu küçük bir tokayla bile darmadağın oluyordu.Aras yavaş yavaş, hiç istemese de o inatçı kızın dünyasına doğru çekildiğini ve ona içten içe aşık olmaya başladığını ilk kez kendine itiraf ediyordu.Tokayı cebine koyarken, fırındaki o vicdan azabıyla dolu karanlık dünyasına ilk kez gerçek bir güneş ışığının sızdığını hissetti.