Keşfet

Kırılan Duvarlar

Kara Bulut`un Güneşi

Ceren, Aras'ın o soğuk tavrına hiç bozulmadan ekmeklerin parasını uzattı.Sıcacık ekmek paketini eline alırken Aras'ın gözlerinin içine bakıp kocaman, içten bir şekilde gülümsedi. " Kolay gelsin sıra arkadaşım, yarın okulda görüşürüz! " dedi ve fırından dışarı adımını attı.

Eve doğru yürürken adımları her zamankinden daha yavaştı.Kulaklığında çalan hareketli şarkıyı bile duymuyordu çünkü aklı tamamen fırındaki o sahnede kalmıştı.Okulda herkesten kaçan, etrafına duvarlar ören o mutsuz çocuğun, un çuvallarının arasında alnından terler akarak bu kadar sıkı çalışması Ceren'i çok etkilemişti." Kim bilir ne derdi var, neden bu kadar yükü tek başına omuzlamış?" diye düşünmeden edemedi.Yol boyunca hep Aras'ın o kömür karası , hüzünlü gözlerini düşündü.

Sonunda apartmanın kapısına gelip anahtarıyla içeri girdi.Evin kapısını açtığında burnuna mis gibi yemek kokuları geldi.Ece mutfaktan seslendi:"Kuşum geldin mi? Ekmekleri aldın mı?"

Ceren çantasını ve ekmekleri hızla masaya bırakıp mutfağa,Ece'nin yanına koştu.Gözleri heyecanla parlıyordu. " Ece inanmayacaksın! Sana bugün okulda ve az önce fırında başıma gelenleri anlatmam lazım.Hayatımda gördüğüm en gizemli,en mutsuz ama bir o kadar da garip çocuğu buldum!"diyerek sandalyeye oturdu ve okul bahçesindeki o ilk andan, fırındaki, "Beni mi takip ediyorsun?" Suçlamasına kadar her şeyi bir solukta Ece'ye anlatmaya başladı.

Ece, elindeki tahta kaşığı tencerenin kenarına bırakıp kollarını göğsünde kavuşturdu.Ceren'in yüzünde muzip bir gülümsemeyle, baştan aşağı süzdü.Ceren hâlâ heyecanla nefes nefese Aras'ı anlatıyordu.

Ece kendini tutamayıp kahkahayı bastı. " Kuşum, sen bu çocuğu resmen kafaya takmışsın!" dedi gözlerini devirerek." Kızım daha okulun ilk günü, ilk dersi! Çocuk seni sınıfta terslemiş, kantinde yüzüne bile bakmadan kalkıp gitmiş, fırında 'ajan mısın' muamelesi yapmış... Ama sen burada gözlerin parlayarak bana çocuğun gizemini anlatıyorsun. "Desene bu dönemki yeni projen belli oldu!"

Ceren yanaklarının hafifçe kızardığını hissetti,hemen masadaki ekmekten bir parça koparıp ağzına atarken kendini savundu: " Ya dalga geçme Ece! proje falan değil. Sadece...Bilmiyorum, herkes ondan vazgeçmiş gibi. Ama o mutsuzluğun altında başka bir şey var, hissediyorum."

Ece yemeğin altını kapatıp tabakları masaya dizerken Ceren'in saçlarını şefkatle toplarken." Ah benim koca yürekli kuşum... Sen o neşenle fırındaki buz kütlesini bile eritirsin de, dikkat et çocuk senin o güzel kalbini kırmasın," dedi .İki arkadaş,neşeli bir sohbet eşliğinde akşam yemeklerini yemeye başladılar.Ama ikisi de biliyordu ki, yarın okulda Ceren'i yine hareketli bir gün bekliyordu.

Ceren, sıcacık ekmek paketini eline alıp " Kolay gelsin sıra arkadaşım,yarın okulda görüşürüz!" diyerek fırından neşeyle çıktı.Kapıdaki küçük çanın sesi sokaktaki yağmur sesine karışırken,Aras tezgahın arkasında öylece kalakaldı.

Gözleri bir süre Ceren'in çıktığı cam kapıda asılı kaldı. Okuldaki o ısrarcı,neşeli kız...Şimdi de kendi mahallesinde,her gün çalıştığı fırında karşısına çıkmıştı.Üstelik kendisi onu sertçe suçlamasına rağmen, o hiç bozulmamış, aksine o kocaman, bulaşıcı gülümsemesiyle cevap vermişti.

Aras derin bir nefes aldı.Uzun zamandır göğsüne oturan o ağır, karanlık histen sonra, ilk defa içine garip bir hafiflik yayılmıştı.Etrafına baktı; un çuvalları, fırının sıcaklığı, müşterilerin gürültüsü... Her şey aynıydı ama içindeki o katı duvar hafifçe sarsılmıştı.

Çevresindeki insanların onu fark etmeyeceği den emin olmak ister gibi sağa sola kısa bir bakış attı.Ardından, aylardır,belki de yıllardır yüzüne uğramayan o eylem gerçekleşti. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı doğru kıvrıldı.Aras, kendi kendine belli belirsiz,çok hafif bir şekilde gülümsedi.Kendi dünyasındaki o siyah bulutların arasından ilk kez küçük bir güneş ışığı sızmıştı.Başını iki yana sallayıp mırıldandı: " Deli bu kız..." Ve küreği eline alarak işine geri döndü.

Yorumlar

  • Ayşegül: teşekkür ederim 🌸
  • Güzel olmuş