Maskelerin Arkası
Sınıfın duvarlarında yankılanan o amansız teneffüs zili.Ceren için bir kurtuluş değil, aksine hayatının en uzun ve en boğucu sorgusunun başlangıcı oldu.Hoca sınıftan çıktıktan sonra, Aras tek bir kelime bile etmeden hızla bakışlarını yine pencere dışındaki mavi gökyüzüne çevirmişti.Saniyeler önce sorduğu o can yakıcı sorunun ardından dünyayla arasına ördüğü o kalın duvarları yeniden inşa etmişti: " Ceren, ben senin için utanılacak birisi miyim?"
Ceren, Aras'ın kendi içindeki o derin acıyı ve kendini nasıl suçladığını ilk kez bu kadar net duymanın şokuyla yerinden kalkamazken,masanın üzerinde ani bir gölge belirdi. Başını kaldırdığında Meltem'i gördü. Meltem, kollarını göğsünde kavuşturmuş, tek kaşını kaldırmış bir şekilde doğrudan Ceren'in gözlerinin içine bakıyordu.Ders boyunca arkadan onları izleyen o Keskin gözlerden hiçbir şey kaçmamıştı.
" Dökül bakalım Ceren," dedi Meltem, sesini sadece ikisinin duyabileceği bir tonda fısıldayarak ama sesindeki o kararlılık netti." Hiç bana öyle masum masum bakma. Az önce hoca ceza vermeden önce sıranın altından ne fısıldaşıyordunuz ve zil çalarken Aras sana ne dedi de yüzün kireç gibi oldu? Tek tek anlatacaksın."
Ceren yakalanmanın verdiği panikle yutkundu.Aras'a okulda kimsenin bilmeyeceğine dair söz vermişti ama az önce sınıfta sorduğu o soru kulaklarında yankılanıyordu.Ceren,Aras'ın sandığı gibi ondan utanmıyordu.Aksine,onun o gururlu halini saklamak istemiyordu.Eğer şimdi Meltem'den de gizlese, Aras'ın o haksız yarasını kendi elleriyle beslemiş olacaktı.Meltem'in koluna girdi ve onu koridorun en sakin köşesine çekti.
" Meltem...Aslında dün kütüphaneden kovulunca mecburen ödevi bitirmek için onun evine gittik," dedi Ceren sesini iyice alçaltarak.
Meltem şaşkınlıktan gözlerini kocaman açtı.Neredeyse çığlık atacaktı." Ne?! Sen Aras Soykan'ın evine mi gittin? Kızım sen delirdin mi, geçen seneden beri kimseyi yanına yaklaştırma yan çocuk seni evine mi aldı?"
"Evet ama dur, asıl bombayı dinle," diyerek Meltem'in kolunu sıkıca tuttu Ceren." O çocuk okulda göründüğü gibi sadece o mesafeli , asık suratlı maskesinden ibaret değil. Evde o kadar tatlı, yorgun bir annesi var ki... Ve Aras okul çıkışlarında ne yapıyor biliyor musun? Bizim mahalledeki o fırında in çuvalları arasında kan ter içinde çalışıyor. Hayatın bütün yükünü tek başına omuzlamış."
Meltem duyduklarıyla tamamen donakalmıştı.Ağzı açık bir şekilde Ceren'e bakarken," fırında mı çalışıyor? O mesafeli, cool Aras mı? " diye mırıldandı şaşkınlıkla.
" Evet," dedi Ceren gözleri parlayarak." Dün evde bana öyle bir kırıldı ki Meltem...ben onun okuldaki imajı çizilmesin, okulda dedikodu çıkıp da huzuru kaçmasın diye ' okulda kimse bilmeyecek' dedim. Ama o ne anladı biliyor musun? Kendisinden utandığımı, onu kendime yakıştıramadığımı sandı. Gururu öyle bir incindi ki,gözlerinde öyle bir mutsuzluk gördüm ki...Az önce sınıfta da yüzüme karşı bunu söyledi.İşte sırf bu yüzden, o kendini değersiz sanmasın diye şu an sana bunları anlatıyorum.Ben ondan utanmiyorum Meltem.Aksine, o mesafeli maskenin arkasındaki o çalışkan,gururlu çocuğa saygı duyuyorum."
Meltem,Ceren'in bu aşırı heyecanlı ve korumacı savunması karşısında bir süre sessiz kaldı.Arkadaşının gözlerindeki o inatçı parıltıyı baktı ve usulca gülümsedi." Vay be...demek bizim güneşimiz, o kara bulut'un arkasındaki gerçeği şimdiden görmüş. Ama dikkat et Ceren, o kilitli kapıların ardında canını yakan başka ne sırlar var henüz ikimiz de bilmiyoruz."
Tam o sırada sonraki dersin zili koridorun tavanında acı acı yankılandı." Merak etme,sırrın bende güvende," dedi Meltem ve ikisi birlikte sınıfa geri girdi.
Sınıfa adım attıklarında içerdeki o tanıdık, ağır hava Ceren'in göğüsüne oturdu.Aras,sırasına oturmuş,kulaklıklarını takmış bir şekilde yine pencereden dışarıyı izliyordu.Ceren usulca sıraya yaklaştı,çantasını asıp Aras'ın yanına oturdu.Aras onun geldiğini hissettiği an kulaklığını yavaşça boynuna indirdi ama kafasını çevirmedi.Sesi her zamanki gibi mesafeliydi ama bu kez içinde tuhaf bir çekingenlik ve korku barındırıyordu.
" Meltem'e anlattın mı?" diye sordu Aras doğrudan, gözlerini tahtadan ayırmadan. Ses tonu, az önceki o kırgınlığın okulda bir dedikodu malzemesine dönüşmesinden korktuğunu açıkça ele veriyordu.
Ceren, Aras'ın bu endişeli sorusu üzerine hafifçe ona doğru eğildi.Gözlerinin içine o güneş gibi sıcacık gülümsemesiyle baktı.
" Evet anlattım Soykan," dedi Ceren , sesindeki o kendinden emin tonla." Ona dün gece senin evine gittiğimi, annenin o harika kurabiyelerini yediğimi ve okul çıkışında fırında ne kadar gururlu bir sekilde çalıştığını tek tek anlattım.Çünkü ben senin sandığın gibi senden ya da senin hayatından utanmıyorum.Aksine, o mesafeli maskenin arkasındaki o çalışkan çocukla sıra arkadaşı olduğum için gurur duyuyorum."
Aras duyduğu sözlerle âdeta donakaldı.Elindeki kurşun kalemi tutan parmakları anlık olarak kasıldı.Ceren'in bu kadar açık,bu kadar cesur bir şekilde onu savunmasi ve herkesten gizlediği o dünyasına ' gurur duyuyorum ' diyerek sahip çıkması,içindeki o bitmek bilmeyen mutsuzluğa indirilen en büyük darbe olmuştu.Kafasını yavaşça Ceren'e doğru çevirdi.O buz gibi bakışların arkasında ilk kez şüphe yoktu; sadece şaşkınlık ve kalbinin en derininden gelen,buzları eriten o yoğun sıcaklık vardı.
İki sıra arkada ise Meltem,kollarını masaya dayamış, yüzünde bilmiş bir tebessümle doğrudan onları izliyordu.Aras'ın o donakalan halini, Ceren'in inatçı bakışlarını gördükçe aralarındaki o yavaş yavaş filizlenen aşkın ilk büyük adımlarını canlı canlı seyrediyordu.