Sessizliğin Sesi
Kütüphanenin yüksek tavanlı, eski kitap kokan sessizliği, Ceren'in üzerindeki baskıyı daha da artırıyordu. Ceza başladığından beri Aras, sanki aynı kütüphanede değilmiş gibi tamamen kendi dünyasına çekilmişti.Ancak Ceren pes etmedi.Aras tam rafa bir kitap yerleştirecekken, cesaretini toplayıp onun elini usulca tuttu.
" Aras,lütfen bak yüzüme," dedi Ceren, sesindeki tüm samimiyetle." Senden utanmak mı? Ben seninle gurur duyuyorum. Annene ne kadar iyi bir evlat olduğunu, o fırında nasıl çabalayarak çalıştığını gördüm. Benim dünyamdaki en gururlu çocuk sensin."
Aras, Ceren'in bu beklenmedik çıkışı ve elindeki sıcaklığıyla bir an duraksadı.O sert, mesafeli maskesinin ardındaki buzlar ilk defa erimeye başladı.Dudaklarının kenarında,Ceren'in daha önce hiç görmediği,içi titreyen hafif ve mutlu bir tebessüm belirdi. Ceren'in gözlerinin içine ilk defa bu kadar yumuşak,bu kadar huzurlu bakıyordu.İkisi arasında ilk kez bu kadar korumasız ve mutlu bir an yaşanıyordu.
Tam o sırada,kütüphanenin ağır ahşap kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. İçeriye, okul üniformasını umursamazca giymiş,yüzünde sinir bozucu bir rahatlık taşıyan uzun boylu bir çocuk girdi.
Çocuğun bakışları kütüphanede gezindi ve doğrudan el ele tutuşan, yüzlerinde o mutlu ifadeyle birbirine bakan Aras ve Ceren'e kilitlendi.O an yeni gelen çocuğun gözlerinde karanlık bir şaşkınlık ve hemen ardından pis bir alay belirdi.Adımlarını hızlandırıp Aras ve Ceren'in olduğu yere doğru yürüdü.
" Bak sen..." dedi çocuk,bakışlarını Ceren'in üzerinde gezdirerek." Demek koskoca Aras Soykan, arkasında bıraktığı o enkazdan sonra burada kendine çoktan yeni bir oyuncak bulmuş.Hem de hiç tarzı olmayan,böyle cici bir kız..."
Aras, Ceren'in yanındaki bu çocuğun sesini duyduğu an,az önce yüzünde olan o mutlu tebessüm bir salisede silindi.Gözlerinde daha önce hiç görülmemiş, saf bir kıskançlık ve delirme hissi peydah oldu. Çocuğun Ceren'e bakışını ve onun hakkında konuşmasını duyduğu an beynine kan sıçramıştı.
Aras elindeki ağır kitabı masaya resmen patlatırcasına fırlattı.Ceren'i tek bir hamlede kendi arkasına alıp, bedeniyle onu korumaya çalıştı.O yumuşak çocuk gitmiş, yerine gözü dönmüş bir çocuk gelmişti.
Çocuğun yakasına yapışıp onu masaya doğru sertçe ittirirken, dişlerinin arasından konuşmaya başladı: " Gözlerini ondan çek... Yoksa o geçmişteki enkazın aynısını senin üzerinde yaratırım! Ne işin var senin burada?!"
Cenk,yakasını kurtarmaya çalışmadan, arkadaki Ceren'e bakarak tehlikeli bir şekilde gülümsedi." Sakin ol şampiyon. Sadece yanındaki güzel kıza,aslında kiminle el ele tutuştuğunu hatırlatmak istedim.Söylesene Aras... Bu cici kız senin aslında o karanlık geçmişini ve ellerindeki o görünmez lekeyi biliyor mu? O kazada kimin hayatını kararttığını ona anlattın mı?"
Ceren, duyduğu bu ağır imalarla sarsılarak bir adım geri çekildi.Cenk'in lüks içindeki o rahat tavrı ile Aras'ın gözlerindeki o saf öfke ve kıskançlık arasında kalmıştı.Aras ise Cenk'in " her şeye sahip olabileceğini sanan" o kibirli yüzüne bakarken dişlerini sıktı.Cenk ne kadar zengin olursa olsun,Ceren'e yaklaşmasına asla izin vermeyecekti.Tek bir adım daha atarsa kütüphaneyi onun başına yıkmaya hazırdı.