10. Kapan
Birkaç gün sonra...
Sabahın ilk saatlerinden beri Kartal'ın içindeki huzursuzluk giderek büyüyordu.
Telefonunu tekrar eline aldı.
Ekranda hâlâ aynı şey vardı.
Neva — cevap yok.
Saatler önce aramıştı.
Bir kez.
İki kez.
Sonra tekrar.
Mesaj atmıştı.
"Neredesin?"
Cevap gelmemişti.
Ardından:
"Neva, telefonunu aç."
Yine sessizlik.
Kartal çenesini sıktı.
"Bu normal değil."
Sancar karşısında sessizce duruyordu.
"Ben de öyle düşünüyorum."
"Eve gittin mi?"
"Gidiyorum."
Kartal telefonu kapatmıştı ki kapı açıldı.
Nevin içeri girdi.
Her zamanki gibi bakımlı, enerjik ve elinde çantası vardı.
"Ben geldim."
Kartal başını kaldırdı.
"Babaanne, bugün biraz—"
Nevin onun sözünü kesti.
"Neva'yı görmeye gidiyorum."
Kartal'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Neva'yı mı?"
"Evet. Geçen gün bana söz verdi. Ben de sözümü tutmaya geldim."
Kartal birkaç saniye sustu.
"Sen gitme."
Nevin kaşını kaldırdı.
"Neden?"
"Çünkü şu an—"
Telefonu çaldı.
Sancar.
Kartal hemen açtı.
"Ne oldu?"
Karşı taraftan gelen ses birkaç saniye boyunca duyulmadı.
Kartal'ın yüzü yavaş yavaş sertleşti.
"Ne dedin?"
Nevin'in gülümsemesi kayboldu.
Kartal ayağa kalktı.
"Kapıyı açık mı buldunuz?"
Kısa bir sessizlik.
"Koruma?"
Kartal'ın eli yumruk oldu.
"Baygın mı?"
Nevin artık tamamen ciddileşmişti.
"Neva nerede?"
Kartal cevap vermedi.
Sadece Sancar'ın söylediklerini dinledi.
Sonra:
"Hiçbir şeye dokunmayın."
Telefonu kapattı.
Nevin ona doğru bir adım attı.
"Kartal."
Kartal gözlerini ona çevirdi.
"Neva evde değil."
Nevin'in yüzündeki bütün renk çekildi.
"Nasıl yani?"
"Kapı açık."
Nevin bir an dondu.
"İçeride kimse yok mu?"
"Hayır."
"Eşyaları?"
Kartal cevap vermeden önce birkaç saniye durdu.
"Dağılmış."
Nevin'in yüzündeki neşe tamamen silindi.
"Sen bana şimdi ne anlatıyorsun?"
Kartal ceketini aldı.
"Sen benimle geliyorsun."
"zaten Neva'ya gidiyordum."
"Artık yalnız gitmeyeceksin."
⸻
Nevin, Kartal'ın arabasından iner inmez kapıya baktı.
Apartmanın girişinde iki koruma vardı.
Biri yerde oturuyor, diğeri duvara yaslanmış haldeydi.
İkisinin de bilinci yerinde değildi.
Nevin'in yüzü sertleşti.
"Bunlar ne zamandır burada?"
Sancar cevap verdi.
"Bilmiyoruz."
Kartal hızla içeri girdi.
Nevin arkasından ilerledi.
Daire kapısı sonuna kadar açıktı.
Kartal durdu.
Bir an hiçbir şey söylemedi.
Sonra içeri girdi.
Salon darmadağındı.
Masanın üzerindeki dosyalar yere saçılmıştı.
Bir sandalye devrilmişti.
Neva'nın çantası açık halde yerde duruyordu.
Telefonu ise koltuğun yanında kırılmıştı.
Nevin birkaç adım attı.
"Neva?"
Cevap yoktu.
Mutfak.
Boş.
Yatak odası.
Boş.
Banyo.
Boş.
Nevin geri salona geldi.
Kartal yerdeki telefonu eline aldı.
Ekran parçalanmıştı.
Parmakları telefonu sıktı.
Sancar yeniden eğildi.
Bu kez yerdeki dağınıklığa gelişigüzel bakmıyordu.
Her şeyi tek tek inceliyordu.
"Bir dakika."
Kartal hemen ona döndü.
Sancar, devrilmiş sehpanın yanındaki halıyı gösterdi.
"Burada bir şey olmuş."
Kartal yaklaştı.
Halı hafifçe kıvrılmıştı.
Sancar parmaklarını zemine yaklaştırdı ama dokunmadı.
"Bu sandalye kendiliğinden devrilmemiş."
Kartal çevreye baktı.
"Nasıl anladın?"
"Sandalye ile halının yönü farklı."
Sonra yerdeki küçük ahşap parçayı gösterdi.
"Biri buraya çarpmış."
Nevin sessizce onları izliyordu.
"Neva direnmiş."
Sancar başını kaldırdı.
"Evet."
Kartal'ın çenesi gerildi.
Sancar salonun diğer tarafına geçti.
"Bir şey daha var."
Neva'nın çalışma masasının çekmeceleri açıktı.
Ama garip olan buydu.
Çekmecelerin hepsi değil.
Sadece ikisi.
Sancar kaşlarını çattı.
"Burası aranmış."
Kartal masaya yaklaştı.
"Ne aramışlar?"
"Bilmiyorum."
"Dağınıklık yaratmak için yapılmış olabilir mi?"
Sancar başını iki yana salladı.
"Hayır."
İçlerinden bir çekmeceyi gösterdi.
"Bakın."
Kartal eğildi.
Çekmecedeki kalemler, not defterleri ve dosyalar gelişigüzel atılmıştı.
Ama masanın üzerindeki diğer eşyalar neredeyse hiç bozulmamıştı.
"Biri belli bir şey aramış."
Nevin yavaşça konuştu.
"Belgeler."
Sancar ona baktı.
"Muhtemelen."
Neva'nın hukuk dosyaları masanın üzerinde değildi.
Kartal'ın gözleri sertleşti.
"Dağhan dosyası."
Sancar cevap vermedi.
Kartal'ın sesi soğuktu.
"Bir şey aramışlar."
"Ve bulmuşlar mı?"
Sancar cevap vermeden önce yerdeki küçük bir kâğıt parçasını fark etti.
Eğilip aldı.
Kâğıdın kenarı yırtılmıştı.
Üzerinde yalnızca birkaç kelime okunuyordu.
"...Mirza Finans..."
Kartal'ın bakışları anında değişti.
Neva'nın birkaç gün önce bulduğu şirket.
Sancar elindeki telefona bakıp birkaç saniye daha sessiz kaldı.
Haritadaki küçük mavi nokta yanıp sönüyordu.
Kartal kaşlarını çattı.
"Nerede?"
Sancar telefonu ona çevirdi.
"Beykoz tarafında."
Kartal ekrana baktı.
"Beykoz mu?"
"Evet. Neva'nın evinden çok uzak değil. Ama bulunduğu yer... biraz tenha."
Nevin hemen öne çıktı.
"Telefon kimin?"
"Kapıdaki korumalardan birinin."
Kartal'ın bakışları sertleşti.
"İkisi de burada değil miydi?"
"Buradaydı. İkisini de kapının önünde bulduk. Ama telefonlardan biri burada değil."
Sancar haritayı büyüttü.
"Asıl garip olan da bu zaten. Telefonun sahibi burada, telefon ise Beykoz'da."
Kartal birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Sonra yavaşça konuştu.
"Telefonu yanlarında götürmüşler."
"Büyük ihtimalle."
"Sinyal hareket ediyor mu?"
Sancar başını salladı.
"Hayır. Yaklaşık kırk dakikadır aynı bölgede."
Kartal'ın gözleri daraldı ve hemen ayağa kalktı. Nevin de çantasını aldı.
"Ben de geliyorum."
Kartal ona döndü. "Hayır."
Tek kelimeyle susturdu onu. Kartal birkaç saniye ona baktı.Sonunda başını salladı.
"Tamam. Ama yanımdan ayrılmayacaksın."
Birkaç dakika sonra araç hızla yola çıktı.
Sancar navigasyondaki konumu açtı.
Kartal şoför koltuğunda, gözlerini yoldan ayırmıyordu.
Nevin ise arka koltukta sessizce oturuyordu.
Bir süre sonra dayanamayıp sordu.
"Ne kadar uzak?"
Sancar cevap verdi.
"Yaklaşık kırk dakika"
Kartal hemen araya girdi.
"Trafik açılırsa daha kısa."
Nevin'in sesi kısıktı.
"Ya Neva oradaysa?"
Kartal gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.
"Bulacağız."
Bu iki kelime öylesine kesin söylenmişti ki Nevin başka bir şey sormadı.
Sancar birkaç dakika sonra tekrar telefona baktı.
Yüzündeki ifade değişti.
"Kartal."
"Ne?"
"Sinyal hareket etti."
Kartal anında ona döndü.
"Nereye?"
Sancar haritayı büyüttü.
"Yaklaşık üç kilometre kuzeye"
Kartal'ın çenesi gerildi.
"Takip ediyoruz."
Kartal direksiyonu kırdı.
Araba ana yoldan ayrılıp daha tenha bir yola girdi.
Etraf giderek sessizleşiyordu.
Ağaçlar sıklaşıyor, evler seyrekleşiyordu.
Nevin camdan dışarı baktı.
"Burası hiç iyi görünmüyor."
Kartal telefon ekranındaki noktaya baktı.
Sinyal hâlâ oradaydı.
Sonra bir anda...
Kayboldu.
Sancar frene hafifçe bastı.
"Sinyal kesildi."
Kartal başını kaldırdı.
"Siktir, Nerede?"
Sancar önlerindeki yolu gösterdi.
"Tam şu civarda."
Kartal'ın gözleri karardı.
Çünkü artık emindi.
Onları buraya kadar getiren telefon sinyali tesadüf değildi.
Birileri telefonun peşinden geleceklerini biliyordu.
Ve belki de...
Kartal'ın tam olarak bu noktaya gelmesini istiyordu.
Kartal, aracın ön camından karşıdaki eski depoya baktı.
Bina, yıllardır kullanılmıyormuş gibi görünüyordu. Paslanmış sac kapılar, kırık pencereler ve etrafına dağılmış konteynerler...
Fakat Kartal'ın dikkati binadan çok, birkaç yüz metre geride duran araçlara takılmıştı.
Üç araç.
Hepsi onları takip etmişti.
Kartal dikiz aynasından baktı.
"Arkadakiler bizimkiler."
Sancar başını hafifçe salladı.
Sonra arka koltuktaki Nevin'e döndü.
"Sen burada kalacaksın."
Nevin kaşlarını kaldırdı.
"Kartal"
"Hayır."
Bu kez sesi tartışmaya kapalıydı.
"İçeride ne olduğunu bilmiyoruz. Sen arabadan çıkmayacaksın."
Nevin bir an ona baktı.
Sonra dışarıdaki üç araca göz attı.
Araçların kapıları açılmış, korumalar sessizce etrafa dağılmaya başlamıştı.
"Peki."
Kartal şaşırmış gibi baktı.
"Bu kadar kolay mı?"
"Hayır."
Nevin çantasını düzeltti.
"Ama sana şimdi itiraz edersem beni yine çocukmuşum gibi su