Keşfet

2. Yeşil Kırılma

Karahanlı

2. Yeşil Kırılma

"Uzun zamandır seni görmedim..."

Fuat, yüzüne yayılan o hafif, yarı alaycı tebessümle konuştu ve arkasına yaslanıp deri koltuğun soğuk yüzeyine bıraktı kendini. Koltuğun derisi ağırlığıyla gıcırdadı.

Kartal, mekânı kısa ve tarassut edici bir bakışla süzdü. Duvarlardaki koyu renk ahşap panelleri, tavandan sarkan turuncu tonlardaki loş lambaları, üzerlerine sinmiş ağır tütün ve ucuz parfüm kokusunu tek hamlede zihnine kaydetti.

"Evet... Demek senin burası."

Ateş, tezgâhın üzerinden elindeki viski bardağını aldı. Kehribar rengi sıvının bardağın çeperlerinde dans edilişini izlerken, parmaklarının arasında bardağı yavaşça çeviriyordu.

Başını bile kaldırmadan, göz ucuyla pistte hareket eden kalabalığı süzdü.

İnsanlar, gece yarısına doğru bası artan şarkının ilk notalarından beri dans pistinin orta yerinde, birbirine çarparak dönüyordu.

Kartal, iş konuşmak için masaya oturduğundan beri Ateş'in zihni başka bir yerdeydi; onu gerçekten dinlemiyordu bile.

Kumral kızın yavaş ve hipnotize edici hareketleri dikkat çekiciydi. Dolgun dudaklarıyla şarkının sözlerini belli belirsiz mırıldanıyor, bas vuruşlarıyla birlikte müziğin ritmine kendini bırakırken esnek bedenini zarifçe kıvırıyordu.

Üstündeki siyah, sırtı dekolteli bluz tenine yapışmıştı.

Kartal, gözlerini Ateş'in daldığı o noktaya, pistin ortasına çevirdi. Ateş ise Fuat'a ciddi bir soru sormak istercesine aniden öne doğru eğildi, dirseklerini dizlerine dayadı.

"Arkadaşın bu mu?"

Göz ucuyla kumral kızı işaret ederek Fuat'a sordu; sesinde merakla karışık bir küçümseme vardı.

Fuat, neyi kastettiğini şıp diye anlamış olacak ki başını anlamsız bir sırıtışla olumlu anlamda salladı.

Kartal yeniden ona baktı.

Dalgalı saçları yüzünün bir yanını kalın bir perde gibi kapatıyordu. Buna rağmen o parlak yeşil gözleri, üzerindeki loş kırmızı ışıklara rağmen uzaktan bile net bir şekilde seçilebiliyordu.

Kartal'ın kalın kaşları, zihnindeki rahatsız edici bir uyumsuzlukla hafifçe çatıldı.

"Artık iş konuşsak?"

Diğer yandan Ateş, aslında yapmayacağı bir şeyi yapmıyordu; sadece iradesini sınıyordu. Gözlerini bir türlü o kızlardan ayıramadığını fark edince, kendini dizginlemek adına aceleyle önüne döndü ve bütün dikkatini masadaki dosyalara vermeye çalıştı.

Tam o sırada mekânın diğer ucundan, ahşap zeminleri inleten öfkeli ve tiz bir ses düşünce zincirini bıçak gibi kesti.

"Ah siz burada ne arıyorsunuz?! Çekil yolumdan!"

Sarışın kızı omuzlarından tutarak öfkeyle itekleyen yaşlı kadın, elindeki ceviz ağacı bastonunu yere sertçe vurarak hırsla Fuat'a doğru ilerlemeye başladı.

Bastonun demir ucunun mermere çarptıkça çıkardığı yankı, mekândaki bas müziği bile bastırdı.

Genç kız dengesini kaybedip sert zemine kapaklanmak üzereyken, neyse ki bir adım ötede olan kumral kız refleksle hamle yaptı ve onu kolundan sıkıca yakalayıp kendine çekti.

Bu ani hareketin yarattığı ivmeyle dalgalı kahverengi saçları havada savruldu.

Kumral kız, korkudan titreyen sarışın kızı destekleyerek barın arkasındaki odaya doğru hızla adımlamaya başladığında, Kartal'ın koyu renk gözleri de istemsizce onları takip etti; bakışları kızın sırtına mıhlanmıştı.

Mekânın nabzını tutan o ağır ritimli müzik bir süre sonra tamamen kesildi.

Ortalığa aniden inen ağır, boğucu bir sessizlik çökerken yaşlı kadın hışımla oturan üçlüye döndü, nefes nefese kalmıştı.

"Sana söyledim! Bu adamlara güven olmaz, Fuat!"

Kartal, kadının söylediklerini dinlerken bir an önceki gürültünün ve zihnindeki uğultunun etkisinden yeni yeni sıyrılıyordu.

Meliha bastonunun ağır ucuyla

Fuat'ın bacağına hafifçe ama ikaz eder gibi vurdu.

"Başlatma dostundan! Ateş için de aynı şeyi söyledin. Sonra burayı polis bastı, kapıda sabaha kadar kelepçeyle bekledik."

Kartal şaşkınlıkla kalın kaşlarını indirip kaldırdı.

"Ateş? Bizim Ateş mi?"

Fuat, suçluluk duymayan bir rahatlıkla başını salladı.

"Onun yüzünden buralar mühürlendi, günlerce kapalı kaldık ve hepimiz işsiz kaldık. Zaten aldığımız üç kuruş bahşişti o da..."

Fuat, Meliha'ya bakıp sinir bozucu bir şekilde sırıtınca, kadın derin bir nefes alıp yüzünü ekşitti, buruşturdu.

"Meliha Teyze, sen zaten öyle alıyorsun... Çünkü parmağını bile kıpırdatmadan oturuyorsun, aşkım."

Meliha hiç istifini bozmadan, aksine daha da gururla çenesini havaya kaldırdı.

"Ben taş gibiyim hâlâ... Sizler gibi ruhum çürümedi."

Fuat kafasını arkaya atıp kahkahayı bastı.

Kartal da bu diyalog karşısında istem dışı dudaklarının kenarıyla tebessüm etti.

Tam o sırada arka odanın perdesinin aralanmasıyla biri göründü. Kumral kız, üzerini düzelterek Fuat'a doğru yaklaştı.

"Ben birazdan eve giderim Fuat, sen de arkadaşınla pek bi' ilgilisin maşallah!"

Sesinde asabi bir tınıyla söylendiğinde, arkasını dönüp bar sandalyesine geri oturdu.

"Evine gidiyor sanırım. İzin aldı."

Ateş, Fuat'ı az önce patronluk taslayıp fırçaladığı için şimdi bu dik başlı kızı içten içe takdir ediyordu;

Kartal ise tek kelime etmedi.

Gözleri çoktan yeniden kızın üzerindeydi.

Tam bu sırada Fuat, Ateş ve Meliha kendi aralarında yeniden sesli bir tartışmaya tutuşmuşlardı; sesler birbirine giriyordu.

Kartal'ın ise sabrı artık son sınırına dayanmıştı, parmakları masanın kenarında istemsizce ritim tutuyordu.

Meliha arkada Fuat'ı laflarıyla paralarken, Kartal'ın gözleri kapıya doğru adımlayan o inatçı kızdan bir an olsun ayrılmamıştı.

Kız, ahşap bar taburelerinin önünden süzülerek geçerken, loş köşede oturan sarhoş iri yarı bir adam ani bir hamleyle bileğinden yakaladı.

Her şey o kadar saliselik bir hızla gerçekleşti ki, Kartal'ın bakışlarının yönü milim bile sapmadı.

Adam, kızı kaba bir kuvvetle kendine doğru çekti.

"Ne yapıyorsun sen be?! Bırak!"

Kızın sesi, dehşet ve öfkenin karışımıyla istemsizce yükseldi, mekândaki diğer sesleri bastırdı.

Adam pişkince sırıtarak onu kollarının arasında iyice sıkıştırdı ve ıslak dudaklarını kızın yanağına doğru bastırmaya başladı.

Mekândaki tüm sohbetler, bardak sesleri bir anda kesildi.

Koca bir ölüm sessizliği çöktü tezgâhlara.

Fuat hızla Meliha'nın baston darbelerinden sıyrılıp o tarafa doğru yöneldi.

Kartal ise kendisini durdurma gereği bile duymadan, refleksle ayağa kalktı.

Ayakları, beynindeki düşüncelerden çok daha önce hareket etmişti; deri ceketinin etekleri savruldu.

Fuat'ın arkasından, yerdeki renkli ışıklı yoldan hızlı adımlarla o tarafa yürüdü.

"Bırak dedik, duymuyor musun!"

Kız adamın kollarından kurtulmaya çalışırken, adamın yüzündeki o sarhoş sırıtış daha da belirginleşti, mide bulandırıcı bir hal aldı.

"Bana ne laf anlatıyorsun?! Benim olacak diyorsam olacak..."

Kızın beyaz teni öfkenin tazyikiyle kıpkırmızı kesildi, yüzü gerildi.

Bir saniye bile tereddüt etmedi, düşünmedi.

Boşta kalan titrek ama kararlı elini havaya kaldırdı.

Barın üzerinde unutulmuş boş bira şişesini sertçe kavradığı gibi adamın kafasına kafasına geçirdi.

Camın kafatasına çarparken çıkardığı o tok kırılma sesi tüm mekânda yankılandı.

Kartal'ın gözleri şaşkınlıkla kocaman açıldı, adımları yavaşladı.

Fuat ise kıza hafifçe kızarcasına, başını sallayan bir bakış attı ama zerre kadar şaşırmamıştı; sanki bunu defalarca görmüştü.

Kız, elinde kalan keskin cam kırıklı şişenin sapını yere öfkeyle fırlattı.

"Ben senin bildiğin gibi kullanıp atabileceğin bir oyuncak değilim, terbiyesiz herif!"

Adam aldığı darbeyle sendeleyerek geriye doğru doğruldu. Alnından sızan kan damlası kaşından aşağı süzülüyordu.

Yüzü hırsla, rezil olmanın verdiği öfkeyle kasıldı.

Elini intikam alır gibi havaya kaldırdı.

Kıza sert bir tokat atmak üzereydi, eli havadaydı.

Ama o el, hedefe varamadan demir gibi sert bir bilek tarafından havada kıskıvrak yakalandı.

Kartal.

Adamın elini büküp arkasında sabit tutarken, yakışıklı yüzünde en ufak bir duygu, en ufak bir mimik yoktu; buz gibiydi.

"Kaşınma."

Sesi fısıltı gibi ama buz gibi sakindi.

Fazlasıyla sakindi; bu sakinlik fırtınanın habercisiydi.

Çenesini sıktığı, elmacık kemiklerindeki kasların hareketinden belli oluyordu.

Adam başını çevirip Kartal'a baktı; fakat karşısındaki adamın o karanlık, tehlikeli

Yorumlar

  • Selin POLAT: Bu kadar güvenme insanlara fuat her zaman böyle çıkışlar yapıyorlar işte
  • Kadir karasu: ateş kendine dikkat et artık İş konuşmadığına göre kızların peşinde dolanıyorsun
  • Aslı Okur: Sırf merak yüzünden kendini zor durumda bırakma
  • Sümeyye: Mekan boyunca yaşananlar tamamen fazlasıyla karmaşık ve olaylı hemen bacaksız kalıyorsunuz