4. Kanun ve Kural
SoHo'nun basık, mor ve kırmızı ışıklarla aydınlatılmış havası insanın genzini yakan ağır bir alkol ve tütün kokusuyla doluydu. Kartal, barın en kuytu köşesindeki deri koltuğa kurulmuş, elindeki viski bardağını bıkkınlıkla sallıyordu.
Cevat'ın bu "korumalık" saçmalığını neden bu kadar üstelediğini düşündükçe sinirleri tepesine çıkıyordu. Koskoca Kartal Karahan, dünkü çocukların peşinde bakıcılık yapacaktı, öyle mi?
"Kartal, geldiler," diye fısıldadı Sancar, kapıya doğru başını sallayarak.
Kartal başını ağır ağır kaldırdı. Cevat'ın yanında iki kadın vardı. Ancak Kartal'ın gözü, siyah ceketinin kollarını dirseklerine kadar sıvamış, elindeki evrak çantasını göğsüne bir kalkan gibi bastırmış olan kadına takıldı. Yüzünde, ne bu kulübe ne de etrafındaki insanlara ait olmadığını bas bas bağıran bir soğukluk vardı. Neva.
Cevat masaya yaklaşıp kısa bir tanıştırma faslına girişti. "Kartal, bahsettiğim avukat hanım Neva Karat. Neva, bu da sana bahsettiğim..."
Neva, Cevat'ın lafını keserek Kartal'ı tepeden tırnağa buz gibi gözlerle süzdü. Kartal ise Neva'nın bakışlarına aldırış bile etmeden viskisinden bir yudum aldı, koltuğunda arkasına yaslanıp alaycı bir tavırla Cevat'a döndü.
"Cevat, sen benimle dalga mı geçiyorsun?" dedi Kartal, sesi bıkkın ve son derece kibirliydi. "Beni buraya korumalık yapayım diye mi çağırttın? Oğlum ben yeraltı dünyasını yönetiyorum, koskoca mafya lideriyim ben! Ne korumalığı? Millet benden korunmak için adaklar adıyor, ben kalkıp bir avukatın arkasında bodyguardlık mı yapacağım?"
Neva duyduğu bu absürt ve özgüven patlaması içeren sözlerle bir an donakaldı. Yüzündeki ciddiyet yerini hayret dolu bir ifadeye bıraktı. Ardından tek kaşını kaldırıp Kartal'a öyle bir baktı ki, sanki karşısında racon kesen bir adam değil de akıl sağlığı yerinde olmayan biri vardı.
"Pardon?" dedi Neva, sesi son derece ciddi ama alaycı bir tonda. "Siz kendinizi 'mafya lideri' olarak mı tanımlıyorsunuz gerçekten? Ben karşıma kanunlara saygılı, profesyonel bir güvenlik uzmanı beklerken, suç örgütü yönettiğini göğsünü gere gere itiraf eden bir illegal tipten mi medet umacağım?"
"Ne illegali be?" dedi Kartal, oturduğu yerde dikleşerek. "İtibarımız var bizim piyasada! Ben adam korumam, adamı koruma altına alırım! Mantığa bak, koskoca Kartal Karahan 'Durun, ben onun korumasıyım' diye rozet mi takacak boynuna?"
"Rozet takmanıza gerek yok, zaten o mafyatik havanızla tehlikenin kendisi sizsiniz!" dedi Neva, çantasını masaya bırakıp ellerini beline koyarak. "Ben bir avukatım! Adliye koridorlarında müvekkillerimi savunurken yanımda bir mafya babasıyla gezip mesleki itibarımı sıfırlayamam. Güvenlik diyoruz, 'güven' kelimesinden geliyor! Ben sana nasıl güveneceğim acaba? Polis görsen sokak değiştirecek adamsın, beni Dağhan'dan korurken karakola düşsek ilk beni satarsın sen!"
"Ben mi polisten kaçacağım? Ben mi seni satacağım?" dedi Kartal, hırsla ayağa kalkarak. "Ulan bana güvenmeyip kime güveneceksin? Piyasadaki en kalibreli adam benim! Ama senin gibi sabah akşam kanun maddesi ezberleyen bir tiple dolaşmaktansa gider cezaevinde tek kişilik hücrede yatarım daha iyi! Korumalıkmış... Yarın bir gün adliyeye gitsek, kapıdaki x-ray cihazından geçerken cihaz patlar benim üzerimdeki metal ağırlığından!"
"Övündüğü şeye bak! Yürüyen cephanelikmiş!" dedi Neva, gözlerini devirerek. "Benim yanımda gezebilmeniz için önce sabıka kaydınızı sildirmeniz lazım beyefendi! Hem siz ne anlarsınız bir avukatı korumaktan? Biri bana saldırmaya kalksa, siz adama kanun maddesi söylemek yerine adamın kafasında sandalye kırarsınız!"
"E tabii kıracağım! Ne yapacaktım, 'Madde 125'e göre şu an suç işliyorsunuz' deyip dilekçe mi yazacaktım adama?" diye gürledi Kartal, ellerini havaya kaldırarak. "Korumalık stratejine bak ya! Kanunla kurşun mu durduracaksın sen?"
"En azından sizin gibi parmak parmak altın yüzüklerle etrafta 'Ben mafyayım' diye gezip hedef tahtasına dönmüyorum!" dedi Neva, parmağıyla Kartal'ın ceketini işaret ederek. "Benim güvenliğe ihtiyacım var, sizin gibi bir belaya değil!"
Cevat ile Sancar göz göze geldiler. İkisi de bu iddialı girişin saniyeler içinde böyle bir çocuk kavgasına dönüşmesini şaşkınlıkla izliyordu. Sancar araya girmek için çekingence bir adım attı.
"Abi... aslında yenge-yani avukat hanım haklı sayılır, bizim çocukların tipleri biraz sıkıntılı..."
"Sen bir sus Sancar!" dedi Kartal aynı anda arkasına bile dönmeden.
"Sen de bir sus Sancar, kimse senin fikrini sormadı!" diye ekledi Neva hışımla. Sancar ellerini havaya kaldırıp pes eder gibi geri çekildi.
"Bak avukat," dedi Kartal, masadaki bardağı işaret ederek. "Senin o adliye koridorundaki jargox'un benim alanımda sökmez. Ben seni korumaya kalksam, adamlar seni vurmaya değil bana hava atmaya gelir. Sen bana sadece ekstra hedef çıkarırsın!"
"Ben mi hedef çıkarırım?" Neva sinirden gülmeye başladı. "İnanılmaz gerçekten! Biri bana söylese inanmazdım. Karşımda durmuş, sırf egosuna toz kondurmamak için dünyadaki tek koruma kendisiymiş gibi davranıyor. Güven güvenliktir beyefendi! Sizin o illegal dünyanızda 'güven' diye bir kelime olmadığını ben çok iyi biliyorum!"
"Çok biliyorsun sen!" dedi Kartal, ceketini hışımla omuzlarına atarken. "Çok bilmişliğinden başında bu kadar bela var zaten! Sancar, gidiyoruz! Bırakın ne hali varsa görsün, gitsin anayasa kitapçığını kalkan yapıp korusun kendini!"
"Harika bir fikir! Lütfen gidin ve o yasadışı egonuzu da yanınızda götürün!" diye arkasından bağırdı Neva, öfkeyle topuklarını yere vurarak. "X-ray cihazlarına da dikkat edin, sinyal bozuyorsunuz!"
Kartal arkasını dönüp dişlerini sıkarak kulüpten dışarı fırladı. Gece boyu içinden bu çekilmez, kanun delisi ve her lafının üstüne laf söyleyen kadına sövüp duracaktı. Ancak garip bir şekilde, Neva'nın gözlerindeki o korkusuz meydan okuma, adamın zihninde tuhaf bir iz bırakmıştı.
Neva ise masada yalnız kaldığında öfkeyle soluyarak çantasını kucağına çekti. Cevat derin bir nefes alıp yanına yaklaştı.
"Neva... Biraz sert gitmedin mi adama?"
"Sert mi?" Neva çantasının fermuarını çekerken gözlerini devirdi. "Cevat, adam 'Ben mafya babasıyım' diye bağırdı mekânın ortasında! Ben adliyede hâkim karşısına çıkıyorum, bu adamı yanımda götürsem beni müvekkilimle birlikte içeri tıkarlar! Kesinlikle olmaz."
Neva masadan kalkıp montunu üzerine geçirirken, mekanın kapısına doğru bir kez daha baktı. Hayatında bu kadar ukala, absürt bir şekilde kibriyle övünen başka bir adam görmemişti. Ama o kapıdan fırlayıp giden adamın bıraktığı rüzgâr, Neva'nın uzun zamandır hissetmediği garip bir hareketliliği de beraberinde getirmişti.
SoHo'nun dışındaki buz gibi gece havası, Kartal'ın yüzüne çarptığı an bile şakaklarındaki zonklamayı dindirmeye yetmemişti. Siyah lüks aracının yanında durmuş, hırsla bir sigara yaktı. Dumanı gecenin karanlığına üflerken dişlerinin arasından söyleniyordu.
"Kanun maddesiymiş... X-ray cihazıymış... Ulan laflara bak ya! Sanırsın adliyenin anahtarını buna vermişler!"
Sancar hemen arkasından yetişip kapıyı açtı ama Kartal'a yaklaşmaya çekiniyordu. "Abi... valla kız da az dişli değilmiş hani. Senden lafı aldı, cebine koydu valla."
Kartal, parlayan gözleriyle Sancar'a öyle bir baktı ki, Sancar lafını bitiremeden boğazını temizleyip gözlerini kaçırdı.
"Sen kimin tarafındasın Sancar? Harbi soruyorum, ben seni besliyor muyum yoksa o ukala avukatın amigoluğunu yap diye mi yanımda tutuyorum?"
"Estağfurullah abi, yani... tip olarak sert kız, onu diyorum."
"Tipini yesinler onun," dedi Kartal, sigarasından derin bir nefes daha çekerek. "Bırak ne hali varsa görsün. Dağhan'ın adamları bunu sıkıştırdığında göreceğim ben o anayasa kitapçığını. Bakalım 'Madde 15' deyip kurşunu havada tutabiliyor mu!"
Bu sırada kulübün içinde Neva, derin bir nefes alarak çantasını omzuna takmıştı. Cevat mahcup bir ifadeyle yanında dikiliyordu.
"Neva, gerçekten kusura bakma. Ben Kartal'ın bu kadar kaba davranacağını düşünmemiştim. Ama inan bana, bu şehirde seni Dağhan'dan çekip alabilecek tek adam o."
"Cevat, lütfen," dedi Neva, sesindeki sertliği