Keşfet

6. Sessiz Fırtına

Karahanlı

Neva'nın telefonuna düşen o beklenmedik mail, birkaç gün süren kabusu bir anda darmadağın etmişti. İstanbul'un köklü ve bağımsız hukuk bürolarından biri, tüm kapıların yüzüne kapandığı o karanlık dönemde adeta mucizevi bir teklifle çalmıştı kapısını.

Şaşkınlıktan neye uğradığını şaşıran genç kadın, kariyerinin tamamen bittiğini düşündüğü bir anda gelen bu can simidini geri çeviremedi. Teklif edilen şartlar o kadar hak ettiklerini ve mesleki özgürlüğünü yansıtıyordu ki, derin bir "şükür" nefesiyle sözleşmeyi imzaladı.

Arkasında hangi görünmez elin olduğunu, bu işe nasıl kabul edildiğini ise aklının ucundan bile geçirmiyordu; tek bildiği, sabaha karşı hazırlandığı o yeni günde cübbesini yeniden gururla giyecek olmasıydı.

Hatta Bir kaç hafta içinde Neva şirketin bütün işlerini görmüştü.

Aynı dakikalarda, Karahan Holding'in yönetim katında Kartal Karahan zihnini kurcalayan stratejik planlarla nefes alıyordu. Babasının Dağhan'la kapalı kapılar ardında çevirdiği dolapları ve Neva'nın hayatını karartan o ortaklığı öğrendikten sonra, sadece sessizliğe bürünmüş gibi görünüyordu.

Ancak asıl fırtına zihninde kopuyordu. Aras Dağhan'ın tüm ticari zayıflıklarını, gizli ortaklıklarını, şehrin dört bir yanındaki mülklerini ve gayriresmi işlerini tek tek fişlemişti.

Yapacağı hamle sadece Dağhan'ı bitirmekle kalmayacak, holdingin başına bu tezgahı kuran babasını bile tahtından sallayacak kadar kusursuz ve acımasız olacaktı. Her taş yerli yerine otururken, kapı hafifçe aralandı.

"Abi," dedi Sancar, her zamanki mesafeli ama net tonuyla. "Gelecek hafta holdingin prestijini korumak ve yeni ortaklarla bağları sıkılaştırmak adına büyük bir sektörel gala yemeği var. Yönetim kurulu başkanı olarak orada boy göstermen şart."

Sancar, elinde tuttuğu altın yaldızlı davetiye listesiyle yönetim katının cam kenarında dikilen Kartal'ın yanına yaklaşırken, yüzündeki o her zamanki profesyonel ama sorgulayan ifadeyle iç çekti.

"Başkanım,ama bi detay var" dedi Sancar, kaşlarını hafifçe kaldırdı. Kartal, dışarıda grileşen İstanbulun gökyüzünden gözlerini ayırmadan, ellerini ceketinin cebine soktu. "Ne detayıymış o Sancar?

"Geçen hafta gizli operasyonla adliyeye dönmesini sağladığın, bizim büronun yeni yıldız avukatı Neva Hanım da bu galanın davetlileri arasında. Hani şu 'karşısına bir daha çıkmayacağım' diye kendi kendine söz verdiğin hanımefendi."

Kartal'ın yüzündeki o sert ve mesafeli ifade bir anlığına sarsıldı.

Başını hızla Sancar'a çevirdi, koyu mavi gözleri hafifçe kısılmıştı. "Neva mı? O büro bu galaya davetli miydi?"

"Davetli abi, hatta şirketin yeni hukuki yüzü olarak baş konuklardan biri," dedi

Sancar, ellerini önünde kavuşturup kibirli bir gülümsemeyle devam etti. "Şimdi merak ediyorum da; adliyede rüzgar gibi esip, sonra gidip gizlice kadının kariyerini kurtaran, ardından da 'ben bu kadının yüzüne bir daha bakamam' deyu havaya bakan Kartal Beyimiz, acaba o salona girince ne yapacak? Kapıda merdivenlerden aşağıya doğru baygınlık geçirme falan planlıyor musun yoksa ben sağlık ekibini arayayım mı?"

Kartal, Sancar'ın bu cesur ve iğneleyici çıkışı karşısında bir an duraksadı.

Ardından tek kaşını kaldırıp dikleşti.

"Senin dilin yine oldukça uzamış Sancar. Görünüşe göre holdingin liman projelerinden ziyade benim sosyal hayatım daha çok ilgini çekiyor."

" Aman abi, ne münasebet," dedi Sancar, zerre kadar geri adım atmayarak.

"Sadece patronumun ruh sağlığını ve taçsız kraliçesiyle olan... ehemmiyetli diplomasi trafiğini yakından takip ediyorum. Malum, mafya lideri kıvamından ani bir hamleyle gizli hayırsever avukat koruyuculuğuna terfi ettin; bütçemize bu hayır işlerinin maliyeti ne olacak onu hesaplıyorum."

Kartal, adamının bu laf sokmalarına karşı sessiz kalıp hafifçe güldü.

Başını iki yana sallayarak ceketinin düğmelerini düzeltti. "Çok konuşma da o gala listesini uzat," dedi, sesindeki o gizli heyecanı bastırmaya çalışarak.

"Git arabayı hazırla. Gidiyoruz."

Gala gecesi geldiğinde, İstanbul'un iş ve hukuk dünyasının entelektüel isimleri lüks otelin göz alıcı balo salonunu doldurmuştu.

Salonun simli avizeleri altındaki hareketlilikte en çok dikkat çeken detaylardan biri, yeni bürosu adına geceye katılan Neva'ydı. Üzerinde vücudunu kusursuzca saran, yere kadar süzülen gece mavisi sırt dekolteli saten bir elbise taşıyordu.

Omuzlarına dökülen koyu renk dalgalı saçları ve kulağındaki zarif inci küpelerle, adliye koridorlarının yorgun avukatı gitmiş, yerine gecenin en asil ve göz alıcı kadını gelmişti.

Kokteyl alanında elindeki kadehle hafifçe dalgın dalgın etrafı inceleyen Neva, birden arkasından yaklaşan o ağır parfüm kokusuyla irkildi. Başını çevirdiğinde, karşısında kusursuz kesim siyah takımı, yeleği ve yakasındaki mendille duran Kartal Karahan'ı gördü.

Neva olduğu yerde kalakaldı. Beyni kısa devre yapmış gibiydi.

Nasıl olmuştu bu? Adam hem onu dibe batırmıştı, hemde patronu mu olmuştu?

Neva, etraftakilerin bakışlarından kaçınarak kadehini masaya bıraktı ve öfkeyle dolup taşsada kelimeler dudaklarından dökülürken saniyede bir fısıltıya dönüşen o sitemi savurdu:

"Sözünüzde durmamışsınız Kartal Bey," dedi, gözlerindeki şaşkınlık ve kırgınlığı gizlemeye çalışarak. "Hani bir daha karşıma çıkmayacaktınız? Bu iş... Bu teklif... Hep sizin parmağınız var değil mi?"

Kartal, yüzündeki o itirazsız ve hafif alaycı tebessümle kadına bir adım daha yaklaştı.

Gözlerini Neva'nın parıldayan yeşil gözlerinden ayırmadan, fısıltıyla karşılık verdi:

"Sizi ben mahvettim Neva Hanım," dedi, sesinde en ufak bir pişmanlık maskesi yoktu, aksine tehlikeli bir kabulleniş vardı. "Şimdi de hak ettiğiniz yere, kendi ellerimle geri koymak istedim. Olamaz mı?"

Neva garip bir ifadeyle adamın yüzüne baktı. Adamdaki bu rahatlık hem sinirini hem de aklını karıştırıyordu. "Sen akli dengeni tamamen yitirmişsin," diye fısırdadı Neva, dişlerinin arasından. "Sen avukatsın diye akıllı mısın? Hem siz'e ne oldu?"

Tam o sırada, salonun diğer ucundan holdingin önemli hissedarlarından yaşlı bir iş insanının onlara doğru adımladığını gördüler.

Tehlikeyi ilk sezen Kartal oldu.

Panik yapmamakla birlikte, Neva aralarındaki o gergin ve yakın duruşu bozmamak için elliyle Kartal'ı bacağına vurarak itti, Kartal refleksle elinin yanıyla Neva'nın bacağını itti.

"Uzak dur benden, adamlar geliyorlar," diye fısıldadı Neva, sinirle adamı hafiftan alttan iterken.

"Duruyorum işte, hafifçe itiyorsun ya," diye karşılık verdi Kartal, hiç bozuntuya vermeden hafifçe geri çekilirken.

Gelen adam tam yanlarında bittiğinde, Kartal yüzündeki o buz gibi iş insanı maskesini anında takınmış, çoktan adama dönmüştü. "Ah, Naci bey, hoş geldiniz. Projenin detaylarını tam da konuşuyorduk..." diyerek adamla el sıkıştı ve Neva'ya kısa, imalı bir bakış atarak misafiriyle birlikte uzaklaştı.

Neva ise kaldığı yerde, elbisesinin eteklerini sıkan elleri ve kafasında binlerce soru işaretinin cirit attığı zihniyle yapayalnız kaldı. Adam hem celladıydı, hem de kurtarıcısı. Ve bu oyun henüz yeni başlıyordu.

Gala gecesinin o görkemli kalabalığı içinde Neva, kafasında cirit atan sorularla baş başa kalmışken, Kartal'ın ani ayrılışıyla bir an soluklanacak yer aradı.

Derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi; o gece oraya birilerinin himayesi altında ezilmeye değil, mesleğine geri dönen güçlü bir avukat olarak boy göstermeye gelmişti.

Aynı dakikalarda, salonun kuytu bir köşesinde Kartal, Cemal bey ve Naci Bey'le yaptığı zoraki sohbeti bitirir bitirmez gözleriyle kalabalığın arasında Neva'yı aramaya koyuldu.

Tam o sırada arkasından beliren Sancar, elindeki şampanya kadehiyle hafifçe patronunun dirseğine dokundu.

"Ne o başkanım?" dedi Sancar, sesindeki o hafif alaycı tıkırtıyla.

"Bakışlarınız az önce kurtardığınız ceylanın üzerinden bir saniye bile ayrılmıyor. Yoksa mafya lideri kimliğinden sıyrılıp 'gizli hayran' moduna mı bağladınız?"

Kartal, gözlerini Neva'dan ayırmadan, sesindeki o buz gibi ve gerilimli netlikle mırıldandı: "Sancar, dilinin kemiği yok biliyorum ama bu gece o kemiği yutman için sana küçük bir fırsat verebilirim. D