8. Ortaklık
Neva, arabadan indiğinde apartmanın önündeki sessizlik ilk anda dikkatini çekti.
Gece yarısını çoktan geçmişti.
Sokağın lambaları kaldırımın üzerine solgun bir ışık bırakıyor, birkaç metre ötede duran siyah araç ise bütün bu sessizliğin içinde fazlasıyla yabancı duruyordu.
Sancar arabadan indi.
"Neva Hanım."
Neva kapısını kapatırken ona baktı.
"Ne var?"
"Yukarı çıkana kadar bekleyeceğim."
Neva kaşlarını kaldırdı.
"Ben çocuk değilim."
"Biliyorum."
"O zaman?"
Sancar ellerini cebine soktu.
"Abi'nin talimatı."
Neva derin bir nefes aldı.
"Tabii."
Apartmanın girişine doğru yürüdü.
Tam kapıyı açacakken durdu.
Arkasına dönüp Sancar'a baktı.
"Şunu söyle ona."
Sancar bekledi.
"Benim hayatımın başına bir koruma ordusu dikerse, ilk fırsatta hepsinden kurtulurum."
Sancar'ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
"İletirim."
"Bir de..."
Neva birkaç saniye düşündü.
"Bir daha bana 'Neva Hanım' diye hitap etmesin."
Sancar şaşırdı.
"Niye?"
"Çünkü yaşlı bir şirket yöneticisi gibi hissediyorum."
Sancar güldü.
"Tamam. Onu da iletirim."
Neva apartmana girdi.
Merdivenleri çıkarken günün bütün ağırlığı yeniden omuzlarına çöktü.
Kartal.
Dağhan.
Silah.
Otel.
Cemal Bayraktar.
Ve en kötüsü...
Kartal'ın söyledikleri.
"Ortaklık."
Neva istemsizce durdu.
Başını iki yana salladı.
"Saçmalama."
Kendi kendine konuştuğunu fark edince kısa bir nefes verdi.
"Sen avukatsın. Mantıklı düşün."
Ama mantıklı düşünmeye çalıştıkça Kartal'ın yüzü gözlerinin önüne geliyordu.
Özellikle de o gece ilk kez güldüğü an.
Neva dudaklarını birbirine bastırdı.
"Hayır."
Kapısının önüne geldi.
Anahtarı çıkardı.
"Kesinlikle hayır."
Kapıyı açıp içeri girdi.
Evin sessizliği yüzüne çarptığında ilk yaptığı şey ayakkabılarını çıkarmak oldu.
Sonra salona geçti.
Çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
Telefonunu sehpanın üzerine koydu.
Bir süre öylece ayakta kaldı.
Sonunda derin bir nefes alıp mutfağa geçti.
Su doldurdu.
Bardağı dudaklarına götürdüğü sırada telefonu çaldı.
Neva irkildi.
Ekrana baktı.
Bilinmeyen numara.
Bir an tereddüt etti.
Sonra açtı.
"Efendim?"
Karşıdan birkaç saniye ses gelmedi.
Neva'nın kaşları çatıldı.
"Alo?"
Sessizlik.
Sonra telefon kapandı.
Neva'nın içinden soğuk bir ürperti geçti.
Bardağı yavaşça tezgâha bıraktı.
Telefon ekranına baktı.
Numarayı geri aramak istedi.
Ama vazgeçti.
Tam o sırada kapının dışından bir ses duyuldu.
Neva dondu.
Ayak sesi.
Birisi koridorda yürüyordu.
Neva nefesini tuttu.
Adımlar kapısının önünde durdu.
Bir saniye...
İki saniye...
Sonra uzaklaştı.
Neva hemen telefona sarıldı.
Sancar'ı aramak aklına geldi.
Ama numarası onda yoktu.
Kartal'ın numarası ise...
Neva birkaç saniye ekrana baktı.
Telefon rehberinde kayıtlı değildi.
Ama otelde yaşananlardan sonra Kartal'ın kartviziti çantasının içindeydi.
Çantasına uzandı.
Kartviziti buldu.
Üzerindeki numaraya baktı.
Başparmağı arama tuşunun üzerinde birkaç saniye bekledi.
Sonra telefonunu kapattı.
"Hayır."
Kartal'ı aramayacaktı.
Kesinlikle aramayacaktı.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Neva'nın kalbi hızlandı.
Mesaj tek cümleydi.
"Kapının önünde kimse yok."
Neva'nın gözleri büyüdü.
Hemen ardından ikinci mesaj geldi.
"Ama ışığı açmadan önce perdeyi kapat."
Neva birkaç saniye kıpırdamadı.
Sonra perdeye baktı.
Yavaşça yaklaşıp perdeyi kapattı.
Telefonu yeniden titredi.
Kartal Karahan
Neva'nın kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.
Aramayı açtı.
"Sen benim evimi mi izletiyorsun?"
Kartal'ın sesi sakindi.
"Hayır."
"O zaman nereden biliyorsun?"
"Kapının önünde kimse olmadığını?"
"Evet."
"Çünkü seni koruyan adamlarım var."
Neva gözlerini kapattı.
"Bu normal değil."
"Bu gece normal bir şey yaşamadın."
Neva sustu.
Kartal devam etti.
"İyi misin?"
Bu soru, Neva'nın beklemediği kadar yumuşak gelmişti.
Bir an cevap veremedi.
"İyiyim."
"Kapını kilitledin mi?"
"Evet."
"Pencereler?"
"Onları da kilitledim."
"Tamam."
Neva kaşlarını çattı.
"Sen neden bu kadar sakinsin?"
Kartal kısa bir süre sustu.
"Çünkü korktuğunda daha çok konuşuyorsun."
Neva hemen itiraz etti.
"Ben korkmuyorum."
"Az önce üç kez kapının önüne baktın."
Neva'nın gözleri büyüdü.
"Sen..."
Kartal'ın sesinde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
"Perdeyi de kapattın."
Neva bir an telefonunu kulağından uzaklaştırdı.
"Sen gerçekten..."
"Neva."
Kartal'ın sesi bu kez ciddileşti.
"Şaka yapmıyorum."
Neva sustu.
"Bu gece yaşananlardan sonra dikkatli olman gerekiyor."
"Ben zaten dikkatliyim."
"Değilsin."
"Öyle mi?"
"Evet."
"Silahlı adama ayakkabı fırlatan kadın ben miyim?"
Kartal birkaç saniye sustu.
"Bak."
Neva'nın dudaklarının kenarı istemsizce kıvrıldı.
Kartal devam etti.
"Şimdi bile konuyu dağıtıyorsun."
"Çünkü seninle ciddi konuşmak mümkün değil."
"Ben gayet ciddiyim."
Neva, sesindeki değişikliği fark etti.
"Ne oldu?"
Kartal cevap vermedi.
"Ne oldu, Kartal?"
"Yarın görüşmemiz gerekiyor."
Neva'nın yüzündeki ifade değişti.
"Neden?"
"Dağhan hakkında."
Neva'nın gülümsemesi tamamen kayboldu.
"Ne biliyorsun?"
"Yüz yüze anlatacağım."
"Telefonda söyle."
"Olmaz."
"Neden?"
"Çünkü telefonlar dinlenebilir."
Neva'nın yüzü gerildi.
"Sen ciddi misin?"
"Fazlasıyla."
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Kartal:
"Yarın sabah dokuzda seni alacağım."
Neva hemen karşı çıktı.
"Hayır."
"Dokuz buçuk."
"Hayır."
"On."
"Kartal!"
"On bir."
Neva istemsizce güldü.
"Sen pazarlık mı yapıyorsun?"
"Seninle başka türlü anlaşılmıyor."
Neva başını iki yana salladı.
"Ben gelmiyorum."
"Gelirsin."
"Gelmem."
"Gelirsin."
"Hayır."
Kartal'ın sesi iyice sakinleşti.
"Çünkü merak edeceksin."
Neva sustu.
Kartal:
"Ve merak ettiğin şeyi öğrenmeden rahat edemeyeceğini biliyorum."
Neva birkaç saniye cevap vermedi.
Çünkü haklıydı.
Tamamen haklıydı.
"Bir saat."
Kartal'ın sesi geldi.
"Ne?"
"Bir saat görüşürüm."
"İki."
"Bir."
"Bir buçuk."
Neva gözlerini devirdi.
"Sen gerçekten pazarlık yapıyorsun."
"Avukatsın. Süreyi sen belirleyeceksin sanmıştın."
Neva istemeden güldü.
"Bir buçuk."
"Anlaştık."
"Ve yalnızca Dağhan hakkında konuşacağız."
Kartal sustu.
"Anlaştık mı?"
"Elimden geldiğince."
Neva'nın kaşları çatıldı.
"Bu cevap hiç güven vermedi."
"Yarın anlarsın."
"İyi geceler."
"Neva."
"Efendim?"
"Kapını kimseye açma."
Neva'nın yüzündeki ifade yeniden ciddileşti.
"Tamam."
Telefon kapandı.
Neva bir süre ekranına baktı.
Sonra telefonu masaya bıraktı.
Ama bu kez gözlerini kapattığında aklına Dağhan gelmedi.
Kartal'ın sesi geldi.
Ve ilk kez kendine itiraf etmek zorunda kaldı:
Bu adamdan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyordu.
Ama ona güvenmek istemediği kadar...
Ona güvenmek istiyordu.
⸻
Ertesi sabah...
Kartal, Karahan Holding'in toplantı salonunda tek başına oturuyordu.
Masasının üzerinde Cemal'ın verdiği dosya açıktı.
Aynı sayfaya dakikalardır bakıyordu.
Dosyanın ortasında tek bir isim vardı.
Nevzat Karahan.
Kartal'ın parmakları yavaşça dosyanın kenarına bastı.
Babası.
Dağhan'ın gizli ortağı olduğundan şüphelenilen kişi.
Ama Kartal buna inanmak istemiyordu.
Çünkü Nevzat Karahan yalnızca babası değildi.
Onun hayatındaki en büyük otoriteydi.
Çocukluğundan beri gölgesinde büyüdüğü adamdı.
Ve şimdi önündeki belgeler, yıllardır bildiği her şeyi sorgulamasına neden oluyordu.
Kapı çalındı.
Kartal dosyayı hemen kapattı.
"Gel."
Sancar içeri girdi.
"Abi."
Kartal başını kaldırdı.
"Neva nerede?"
Sancar'ın kaşları kalktı.
"Sabah sabah ilk sorduğunuz şey bu mu?"
Kartal ona sertçe baktı.
"Neva nerede?"
Sancar gülümsememek için kendini zorladı.
"Yolda."
"Tek mi?"
"Hayır."
Kartal'ın kaşları çatıldı.
"Kim var yanında?"
Sancar: "Korumalar."
Kartal birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra ayağa kalktı.
"İyi."
Sancar kapıya yöneldi.
Ama çıkmadan önce durdu.
"Abi?"
"Ne?"
"Bir şey soracağım."
Kartal ona baktı.
"Neva Hanım'ı gerçekten sadece Dağhan yüzünden mi koruyorsunuz?"
Kartal'ın yüzü bir anda ifadesizleşti.
"Sancar."
"Efendim?"
"İşine bak."
Sancar gülümseyerek başını salladı.
"Tamam abi."
Kapıyı ka