10. Bölüm : ¶ YEŞİL ••

Sağlıklı biriyim, bildiğim kronik bir rahatsızlığım yok, kolay kolay hasta olup hastaneye gitmem.
Kalp çarpıntısı, öksürük krizleri, mide bulantısı yaşamam. Mevsim geçişlerinde grip dahi olmam, vücudum o kadar dirençli…
ancak şu an dizlerim vücudumu taşımakta zorluk çekiyor, nefesimi kontrol altına almaya çalışmış olmama rağmen, kalbim göğsümü delip fırlayacakmışçasına çarpıyor.
Kulağımdaki uğultudan hiç bahsetmeyim, yanı başımda nefes almadan konuşan Simgenin sesini dahi duymuyorum, ama onun adım sesini duyabiliyorum.
Kulağımdaki şiddetli uğultu, kalp atışımın sesini bastırmaya yetmezken bana doğru yürümeye devam eden adamın, soluk alıp verme sesiniişitiyorum.
Tam karşımda yürüyor, adımlarını o kadar geniş atıyor ki gözümü kapatıp açtığım her seferde daha da yakınıma gelmiş oluyor. Dakikalardır tuttuğum nefesimi usul usul bırakırken, aramızdaki mesafe iyice kısaldı. Şimdi o kadar yakınımdaki yüz hatlarının seçebiliyorum.
Bakışları bugün, geçen günküne göre daha sert, gözlerinin etrafı mor halkalarla çevrili, kötü bir gün geçiriyor olmalı ya da uykusuz kalmış. Sebebinin ne olduğunu bilmiyorum lakin yüzündeki sakinlik yerini bugün ciddiyete bırakmışa benziyor.
Adını bilmediğim misk kokulu yabancının bakışları ters istikametime çevrildiği an, dizlerimdeki titreme yok oldu, içgüdüsel olarak dikleştim. İstediğim şey, benimle konuşması mıydı yoksa sadece beni fark etmesi miydi bilmiyorum, Nedeni bilmeden amaçsızca dikleşip olduğum yerde durmaya devam ettim.
Sonra benim olduğum yöne doğru yürüyen kumral adamın, adımları daha da hızlandı. Aramızda sadece birkaç milim vardı, birkaç milim solda olmuş olsam, kollarımız birbirine temas edebilirdi ya da bana çarpardı. Hazır çarpmışken de özür dilemek için dururdu, böylelikle tanışmış olurduk.
Kabul ediyorum, çarpmış numarası yapıp tanışmak biraz klişe ama yanımdan geçip gitmesindense, bu basit numarayı yapmasını tercih ederdim. Yapmadı, sadece, yanımdan öylece geçip gitti.
Az önce heyecandan titreyen dizlerim hüzünle büküldü, delicesine çarpıp beni nefessiz bırakan kalbim buruklaştı, omuzlarım düştü.
Ben… Bunu söylemesi zor ancak, ben, beni fark etmediği için ona kırıldım mı?
Tanrım, burnumun direği sızlıyor ve gözlerimin dolmaya başladığını hissediyorum. Hiç tanımadığım, adını dahi bilmediğim birine bu aptal sebepten ötürü ona sahiden de kırıldım.
Yaşadığım ani duygu değişiminin etkisiyle geriye dönüp, kalabalığın içine baktım.
Az ileride, rengi soyulmuş çirkin masif kapıdan geçmek üzereydi, geçen gün olduğu gibi, önce sırtını gördüm sonra geniş omuzlarını, ensesini ve görüş açımdan tamamen çıkıp gitti. Peşinden gitmek için attığım ilk adımın ardından aciz bir kız olduğum hissine kapıldım.
Bu aptal his içimdeki ağlama isteğini körüklerken aklımdan geçen tek şey; gözlerinin, gözlerime birkaç saniyeliğine olsun değmediği oldu.
Ben onu, kokusunun zihnime kazındığını bilmeden, bütün o kalabalığın içinde burnuma çalınan, bahar kokusundan tanımıştım, adım sesinden, soluk alıp vermesinden… ama o, çimen gözlerinin içine içine bakan bu ufacık kızın görmedi…
Kalbinin çarpmasına sebep olan gözler tarafından fark edilmemenin ne kadar acı verici olduğunu tamda şimdi anladım. Bakışlarımı‘Ya geri dönerse.’ Diye, çirkin kapının arasındaki boşluktan alamadım, Simge yanı başımda aynı hızda konuşmaya devam ediyordu. Söylediklerinin bir kısmını başımla onayladım, birazına güçlükle‘evet.’dedim.
"Gözlerinin rengine sahiden de bayıldım. Kesinlikle benim gözlerimden daha dikkat çekici, Yem yeşil… Hiç bu kadar yeşilini görmemiştim."Dediğindeyse yemeğine el uzatılan kurt misali pençelerimi çıkardım.
Simge’nin görüş açısını kapatıp, çoktan gitmiş olan çocuğu görmemesini sağlarken,“Senin gözlerin yeşil değil, ela rengi. Ayrıca dünya üzerindeki tek yeşil gözlü çocuk o da değil.”dedikten sonra şakayla karışık Simge’nin omuzuna vurdum.
Göze sevimli gelen sahte gülüşlerimle,” Karşına çıkan tüm erkeklere renkli gözlü olduğu için sarkıntılık edeceksen, senle işimiz var.”Dediğimdeyse Simge’nin yüzü asılır gibi oldu.
Erkek arkadaşlar için yapılan kız kavgalarına mideme kramplar girene dek gülerdim. Şimdi, bana ait olmayan biri için tartışmanın eşiğine gelmişken ağlanacak halime gülüyordum.
Muhatabım olan kız, kollarını göğsünde birleştirip iç çekti, dudağı yukarı doğru kıvrıldı, sesli çıkan kahkahasını eliyle kapatıp koluma girdi. Simge;” Çok acıktım, sence siparişlerimiz hazır mıdır?”diye sorduğunda, gülmemek için kendini kastığından olsa gerek boynu kızarmıştı.
_____________________
DEVAM EDECEK°°°
_____________________
BÖLÜM SONU
incinin dili çok tatlı değilmi???
Kişisel instagram adresim:@incil01