Keşfet

13. Bölüm : ¶ AŞK SENİ ANİDEN BULUR°°°

KARAMEL DÜŞLER 🔥🤍

13. Bölüm : ¶ AŞK SENİ ANİDEN BULUR°°°

Siparişi hazırlanan insanlar tezgâhın önünden birer birer ayrılırken, kulağıma ilk kez o kadife ses çalındı.

"İki Cola,üççay. "

Olduğum yere çakılıp kaldım, arkama dönüp bakmak istiyordum, ancak bunu yapacak gücüm yok gibiydi, kulaklarımdan ateşler çıkıyordu, beynimde milyonlarca soru dönüp duruyordu‘ya kızardıysam ya onun için heyecanlandığımı fark ettiyse. Her şeyi geçtim, acaba beni fark etmiş midir? Ya beni yine görmediyse…’Diye sorup durdum kendime.

Sonra aynı hızla benim için önemli olan soruyu cevapladım.‘Salak mısın İnci, hemen önünde duruyorsun, elbette görmüştür.’Tuttuğum nefesi usul usul bırakırken istediğim tek şey, arkamı dönüp hayranı olduğum gözlerine bakmaktı.

Simge yapılabilecek en saçma şeyi yapıp kıkırdayarak;“Sabahki, güzel gözlü çocuk."Diyerek fısıldadığında o an için elimden gelen tek şeyi yaptım, utançla başımı önüme eğdim.

Umarım kendinden söz ettiğini anlamamıştır, eğer anladıysa Simge’nin benden çekeceği var. Yaşadığım adrenalinden kaynaklı olsa gerek çevredeki bütün sesler uğultu halini alıp aniden kayboldu, o kadar heyecanlıydım ki omuzuma dokunan eli birkaç dakika sonra ancak hissedebildim.

Daha doğrusu Simge’nin tabiriyle; ’Güzel gözlü çocuk.’ Omuza ikinci kez dokunup;"Pardon! Siparişlerimi alacaktım."dediğinde geçen zamanı, hazırlanan kahveleri ve benim orada sap gibi dikilip kaldığımı fark ettim.

Omuzumda duran el, önce avuç içini omuzuma bastırdı ardından beni ısıtmaya çalışırcasına elini koluma doğru birkaç kez sürükledi. En sonunda tırnağını omuzuma geçirip sabırlı ama bu kez daha tok çıkan bir ses tonuyla;“PARDON…”dedi.

Sesini ikinci kez duymamla daha yakınımda olduğunu anladım, öyle yakınımdaydı ki nefesinin sıcaklığını kulağımda hissedebiliyordum.

Ardıma dönmeden, tuttuğum nefesimi usul usul bırakarak kenara doğru çekildim.

Güzel gözlü çocuk, az önce benim durduğum yerde durup, siparişine yenilerini eklerken ilk kez bu kadar yakın olduğumuzu fark ettim. Kalp atışlarımın dışarı taşmaması için dua ederken göz ucumla sol yanımda duran adama baktım.

Benden çok uzun, başım göğsünün birazcık altında kalıyor, gözlerini görebilmem için kafamı gereğinden fazla kaldırmam gerekiyor. Dikkatinin bende olmadığını anlayınca başımı onun olduğunu yöne doğru yarım çevirdim. Sabah gözlerinin etrafını çepe çevre saran mor halkalar şimdi yoktu ama çimen gözlerinin için hafif kızarıktı.

Bugün, kötü bir gün geçiriyor olmalı, sabahki asabiyeti hala üzerinde, gözleri dünkü kadar sevecen bakmıyor, mizacı düne göre oldukça sert. Çevresindeki insanların neredeyse tamamını tehditkâr bakışlarıyla kendinden uzaklaştırdı anlamayıp hala yakınında durmaya çalışanlaraysa açıkça;“Uzaklaş!”dedi.

Bugün kesinlikle soğuk görünüyor, soğuk ve kaba. Yanımdaki adamın kaprislerini görmezden gelip, tezgâha doğru bir adım yaklaşıp barista’ya;“Pardon, söylemeyi unuttum…soğuk kahve şekerli olsun lütfen.”Dediğim de bir çift yeşil göz bana döndü.

İyi haber, diğer insanlara baktığı kadar soğuk bakmıyor bana. Kötü haber, az önceki kıza,’ Uzaklaş!’ dediği gibi her an bana da ‘Yanımdan defol!’ diyecek gibi duruyor. Beni terslemesine fırsat vermeden eski yerime döndüm, camdan dışarıya, sipariş veren insanlara, hemen önümdeki otomatta duran abur cuburlara, bakıp kalabalıktan hoşlanmadığı anlaşılan bu adamı görmezden gelmeye çalıştım.

Görmemek ne mümkün, son birkaç dakikadır, dikkati benim üzerimde, göz ucuyla attığım her adımı, takip ediyor. Bakışları artık tehditkâr ya da soğuk değil ama anlamadığım, tanımlamakta zorlandığım Bir şey var o gözlerde. Ben daha o gözlerde ne olduğunu çözememişken, isimsiz prensim yanıma gelip otomata birkaç bozukluk attı.

Madeni para şıngırdayıp otomatın içindeki kasaya düştüğünde, abur cuburların tam karşısında benimse dibimde duruyordu. O kadar yakınımdaydı ki dirseği koluma değiyordu.

Bir süre eli pantolonunun cebinde ne yiyeceğine karar vermeye çalıştı. Sonra cebinden birkaç bozukluk daha çıkarttı, madeni paralar ikinci kez şıngırdayıp kasaya düştüğünde rasgele rakamlardan birini tuşladı.

‘74’

74 Numarada şekerleme var, açıkçası şekerleme tüketen birine hiç benzemiyor. Nedense şekerlemeyi, fiyatı yüksek olduğu için seçmiş olabileceğini düşünüyordum ki, otomatın camındaki yansımadan bana baktığını görünce emin oldum.

Az önce 1 lira eksik attı, halbuki cebinde hala 4 lirası var. Sipariş verdim vereli avuç içimde tuttuğum para üstüne baktım. Sonra camdaki yansımaya ve yine avuç içime…

Bir dakika bunu, sırf konuşalım diye yapmış olamaz demi? ben,“aaaaa, şansa bak bende bozukluk var.”Deyip 1 liramı ona vereceğim ve böylelikle konuşmuş olacağız öyle mi? Sahiden de bunu mu planladı? Çok fenasın çimen göz, sen böyle yapınca ister istemez beni ağına düşürmeye çalıştığın hissine kapıldım.

Boğazımdaki gıcığı temizleyip kahkaha atmamak için kendimi tutmaya çalışırken, hala otomatın canımın yansımasından beni izleyen adama baktım.

Çimen gözleri artık soğuk görünmüyor, dudağının kenarındaysa derin gülümseme çizgileri belirmeye başlamıştı.

Eminim oda yaptığı acemi oğlanlık için içten içe kendine gülüyordur.

_________________________

DEVAM EDECEK

_________________________

BÖLÜM SONU

Heeey nasılsınız??? Umarım hepiniz çok iyisinizdir...

13. Bölümde çiftimiz resmen tanıştı... Ne tesadüf ama 🫠🫠

İnci'nin isimsiz prensimize dair ilk görüşü hakkında ne düşünüyorsunuz??? Fazlasıyla tatlı değiller mi???

Sizce çiftimiz gelecek bölümlerde neler bekliyor???

Yorum yapmayı veeee oy vermeyi unutmayın 🍀🤍

SEVGİYLE KALIN

AŞKLA YAŞAYIN

İncil

Kişisel instagram adresim:@incil01