Keşfet

15. Bölüm : ¶İSİMSİZ PRENS°°°

KARAMEL DÜŞLER 🔥🤍

15. Bölüm : ¶İSİMSİZ PRENS°°°

Geçen yarım saatte kafeterya iyiden iyiye sakinledi, bense arkadaşlarımın saatlerini alan çalışmaları sonucunda hazırladıkları notlarını temize geçtim. Son cümleyi yazdıktan sonra defteri kapatıp notları sahiplerine uzattım. İkisi sohbetlerine ara verdi.

Simge, oflaya puflaya kâğıdı şeffaf dosyanın arasına yerleştirip;” İnci hanımın işi bittiğine göre artık yemek yemeye gidebilir miyiz?” diye sordu. Soruyu aslında Rüya’ya yöneltmişti ancak cevap vermek için hızlı davrandım.” Gidelim, yemekleri ben ısmarlayacağım.” dedim. Tam çantalarımızı toparlayıp ayaklanacakken, iki tane gürültücü kız yanımızdan geçip kafeteryanın ilerisine doğru yürüdü.

Simge ufak çaplı bir ıslık çalıp; “Vay be ne kadar havalılar.” dedi. Simgeyle aynı fikirdeyim özellikle uzun, sarı saçlı olan kız baya dikkat çekiyor, Rüya çok zayıf olduğu için göze hoş gelmediğini söylese bence kusursuz vücut hatlarına sahip, yüzünden hiç bahsetmeyim ufacık burnu, iri badem gözleri ve yanağındaki çillere rağmen tabloyu andırıyor.

Rüyanın, kıza dair yorumlarını;” Çok zayıf, çekici görünmek için kendisi kasarak yürüyor, boy desen yok, kız bacağım kadar. Ayrıca cildi güzel falan değil bu kız profesyonel makyaj yapmayı iyi biliyor ve sizin gibi zavallılarda güzel sanıyor. Her şeyi geçtim kız ruhsuz ya ruhsuz-" yarıda kesip;" Saçmalama Rüya göz var izan var kız benden çok uzun ve baya güzel.” dedim demesine de sarışın afetin kimin yanına oturduğunu görmemle benim laflarım yarım kaldı.

Ben salak gibi kızın güzelliğini övmekle meşgulken, kız salına salına yürüdü ve benim prensimin yanındaki boş sandalyeye oturdu.

Benim prensim…

Benim isimsiz prensim...

Tuttuğum nefesi bırakıp sandalyeye yaslandım, gördüğüm manzarayı sindirmeye çalışırken, Simge benim yerime ağzına gelen bütün küfürleri sıraladı.

Yarım saat, ne yarım saati altı üstü yirmi dört dakika… Not çıkarmam yirmi dört dakikacık sürdü. Ne kadar konsantre olduysam, güzel gülüşlü prensimin beş masa ileride tam da görüş açımda olduğunu fark edememişim.

İçimden kedimi tebrik ederken Simge bir bana, birde başını çevirip arkada dönen tiyatroya baktı. Sarışın kız arkadaşımın tabiriyle, ‘Enişte adayına.’ Sarılıp başını omuzuna yaslayınca arkadaşım hayret dolu gözlerle bana baktı.

Bakışlarımı ileride sarmaş dolaş vaziyette sohbet eden ikiliden çekip, merakla beni izleyen ela gözlere çevirdim. Simge ağzını oynatıp;” Şaka mı bu?” diye sordu ve aynı anda ikimizde kahkahayı patlattık.

Sesimiz normalden fazla çıkmış olacak ki, çevre masadaki gözler ve elbette hala sarmaş dolaş olan çiftimizin gözleri bize dönünce masanın altına saklandım.

Kahkahalarımı durduramıyorum, daha önce hiç başıma gelmedi ancak sinir patlaması dedikleri şey bu olmalı. Lanet olsun gülmeden duramıyorum.

Ellerimle ağzımı kapatıp kahkahalarıma on vermeye çalıştım. Kendi kendime gelin güvey olduğum için şahsıma küfürler ederken, Simge başını masanın altına eğip; “Gidiyorlar.” Dedi. Doğrulup bir süre kafeteryanın arka kısmındaki kapıdan çıkan çifti izledim.

El ele ya da kol kola değillerdi, birbirlerine aşkla da bakmıyorlardı hatta nefret dolu gözlerle birbirlerini izlediklerini ve hararetli bir şekilde konuştuklarını söyleyebilirim. Simge olan biteni Rüya’ya anlatırken başımı camdan dışarı çıkarıp bahçede konuşan ikiliye dikkat kesildim.

Tartışıyorlar, uzaktan gördüğüm kadarıyla öyle ufak tefek bir tartışmaya da benzemiyor. Kız, muhatabı olan oğlanın kulağının dibine yaklaşıp avazı çıktığı kadar bağırıyor, asi prensimizse tek kelime etmeyip karşısında duran kadını boş gözlerle izliyor. Şahsen o kızcağızın yerinde olmuş olsaydım, yerde duran odunu karşımda durup tek kelime etmeden beni alaycı gözlerle izleyen o kalasın kafasında kırardım, ama sarışın kız böyle yapmak yerine yaşlı gözlerle kendini ifade etmeye çalıştı ve en sonunda da oğlanın boynuna atladı.

Gözlerim hala bahçedeki ikilinin üzerindeyken Rüya’nın sorusuyla arkadaşlarıma yöneldim.” Sen, o çocuktan mı hoşlanıyorsun? Hiç konuştunuz mu? Açıldın mı? Ne zamandır tanışıyorsunuz? Bana neden söylemedin?” Arkadaşım, işaret parmağına doladığı kısacık saçına düğümler atıp sorularını peş peşe sıralamaya devam ederken, onu yormamak için tek solukta;” Elbette konuşmadık, sadece rastlaştık. Simgenin abarttığı kadar değil. Hem baksana-“deyip kafeteryaya giren ikiliyi gözlerimle işaret edip. “Kız arkadaşı varmış. Sevgilisi olan birine asılacak değilim.” Dedim.

Rüya parmağını saçından çekip düşünmeden cevapladı.” Onlar sevgili değil.” Gözlerimi, kalabalık arkadaş grubunun içinde oynaşan ikiliden ayırıp, arkadaşıma döndüm. Rüya o kadar kesin konuştu ki nedense aksi prensim hakkında bilgi sahibi olduğu hissine kapıldım. “Sen nereden biliyorsun?” diye sorduğumda, sesim ilk kez agresif çıktı.

Sarışın kıza yöneltmem gereken öfkemi, yakın arkadaşıma yönelttiğim için kendime kızdım, ancak Rüya’nın cevap vermediği her saniye kaynağını bilmediğim öfke büyüyüp koca bir yumak haline geldi.

İkinci kez soracakken, Rüya başını arkaya çevirip neredeyse on kişiyi bulan devasa arkadaş gurubuna bakıp,” Sevgiliye benzemiyorlar. Daha doğrusu o çocuk kız arkadaş edinecek birine benzemiyor.” Dedi.

İnsanların söyledikleri beni kolay kolay etkilemez, ama nedense Rüyanın sunduğu bu fikri hemencecik kabullenesim geldi. Belki de arkadaşım haklıdır, onlar sadece arkadaş olamaz mı?

Sarpla bende çok yakındık hatta onlardan daha yakın. Evet sonunda sevgili olmak gibi bir bok yedik ama, kızla erkeğin arkadaş olabileceğinin birinci örneği biziz.

Başımı önüme eğip, düşünmeye çalıştım, neden? Neden bu kadar öfkeliyim ki? Hiç tanımadığım birisi için kalbimin ağzımda atması normal mi?

Böyle davranmak sana yakışmıyor İnci, kendine gel ablanın söylediklerini hatırla…O çok bilmiş ne demişti? “Gördüğün ilk yakışıklıya kalbini kaptırma!” böyle demişti demi? Kendimi, ‘Birinden etkilenmenin zamanı değil, hele hele âşık olmanın hiç zamanı değil, konsantre olman gereken dersler var.’ Telkin etmeye çalışırken başımı kaldırdım.

Simge, elimin üzerini okşayıp kendince bana destek oluyordu, bense yaşadığım ikinci sinir patlamasının etkisiyle ağız dolusu gülüyordum. “Hadi kalkalım, size yemek borcum var.” Dedim beni endişeli gözlerle izleyen arkadaşlarıma. Ağır hareketlerle ceketimi giyerken göz ucuyla çaprazdaki masada olan biteni izlemeye devam ettim.

İsimsiz yakışıklı, yanındaki erkek arkadaşıyla kafeteryanın ilerisine doğru yürüyüp tekrardan sipariş sırasına girdiğinden, bir şey beni durdurdu.

Sıkıca tuttuğum çantayı masanın üzerine bırakıp, Simgeye;” Hadi gidip sevgili olup olmadıklarını öğrenelim.” Dedim ve beni şaşkın gözlerle izleyen arkadaşımı ardımda bırakıp ona doğru ilk adımı attım.

______________________

DEVAMI GELECEK

_______________________

BÖLÜM SONU...

Hey bu sarışın kız da nerden çıktıı...

İNCİ'NİN duyguları karşılıksız mı??

İsimsiz prens' in derdi ne???

Hepsi ve daha fazlası gelecek bölümlerde 🫠🫠

SEVGİYLE KALIN

AŞKLA YAŞAYIN

İNCİL

kişisel instagram adresim :@incil01

—