Keşfet

20. Bölüm : ¶BAL KÖPÜĞÜ••

KARAMEL DÜŞLER 🔥🤍

20. Bölüm : ¶BAL KÖPÜĞÜ••

Daha ne kadar süre burada bu şekilde durup, birbirimize bakacağımızı bilmiyorum. Aklımdan geçenleri, kalbimin ne söylediğini gerçekten bilmiyorum.

Orada öylece durup, tek kelime etmeden dakikalarca bahçeyi izledik. Pars’ın dudakları birkaç kez konuşmak istercesine aralanıp kapandı. Yüzüne anlam veremediğim bi mahcupluk çökmüştü, az önceki kadar inatçı bakmıyordu gözleri.

Kabullenmiş ve kırgın gibiydi, birazda buruk. İç çekip, başını önüne eğdi ve mırıldandı;” Eski sevgilin.”Ahşap zemini izleyen adamın omuzuna dokunup;” Ne fark eder ki? balın… geçmişin, geçmişim hayatımızdakiler…”dedim.

Yanımdaki adamın bakışları hala önündeyken aklımdan geçenleri dilimin döndüğünce söylemeye çalıştım.“Düşündüklerimiz… neyi değiştirir? Balınla aranızda geçenleri duydum.”Dediğimde pars başını kaldırıp doğruca bana baktı, hala omuzunda duran elimi çekip, dizimin üzerine koydum.

“Birlikte yaşayacak kadar yakın olduğunuzu biliyorum...”

Çevremdekilerden duyduklarımı birer birer sıralarken, lafımı bölüp kendini savunmaya geçti.“Gerçekten düşündüğün gibi değil.”bakışlarından sormamı beklediğini anlayabiliyorum.

Ben soracağım ve bir sürü saçma sapan şey sıralayacak. Peki sonra ne olacak? Kaçak göçek mi takılacağız ya da onları ayıran kötü kız mı olacağım?

Belki de sadece Balına ders vermek için benimle ilgileniyormuş numarası yapıyordur olamaz mı? olabilir… Kaan anlattı, geçen yıl Balını kıskandırmak için zavallı kızın tekiyle gizli aşk yaşamamış mı? Bu şeytan tüylü çocuktan her şey beklenir. Her şey…

Tırnaklarımı avuç içime geçirip, cevabını alamayacağımı bildiğim soruyu sordum.

” Benden ne istiyorsun?”

Cevap yok! Sadece sustu. Susup öylece durdu. Ciddiyetimi koruyup söylemem gerekeni bi solukta söyledim.“Git ve kız arkadaşınla ilgilen.”İstediği şey, reddedilmek miydi bilmiyorum.

Ben ‘Git!’ dedikten sonra doğruldu, gülümseyerek bana baktı. Konuşmamızdan bağımsız;” Islanmışsın, jest olsun diye ceketimi verirdim ama oda sırıl sıklam. Gerçi şuan jest yapıyım desem, bu kez beni daha sert reddedersin demi.”deyip, gözlerini kıstı. Geniş adımlarla yanımdan ayrılan, kamelyadan çıkıp bahçenin ortasına varana dek yürüyen adamı izledim.

Hızlı adımları önce yavaşladı, sonra aniden durup bana baktı. Gözleri reddedilen birine nazaran sevgi dolu bakıyordu.

” Pardon. “Dedi önce, ardından anlamadığım bir şekilde özür diledi, elini başına götürüp saç diplerini kaşırken.“Bu arada, tanışma fırsatı bulamadık…”deyip adını fısıldadı.

“Atilla!”

Normal şartlarda benden daha dengesiz birini gördüğümde sinirlerim bozulur, ondan rahatsız olurum ve arama hemen mesafe koymak isterim, ama bu çocukta öyle olmadı.

Dengesiz olan benliğimi tamamen alt üst edeceğinden emin olduğum adam uzaklaşırken, adını tekrar etmekle meşguldüm.

“Atilla… Atilla… Atilla Pars”

İkinci bir adının olacağı aklıma gelmezdi.

Beynimi yoklayıp, geçen günlerde ona birilerinin Atilla deyip demediğini hatırlamaya çalıştım. Yok. Hayır, kimse ona Atilla diye seslenmedi. Nadir kullandığı adını benimle paylaştığı için ona sempati mi duymalıyım? Ah hayır, emin o hınzırın başka planları vardı.

Atilla Pars, görüş açımdan kaybolana dek onu izledim.

Ondan kalan kokuyu solurken;“Benim, şansım olabilirdin.”Diye geçirdim içimden.“Birbirimizin şansı olabilirdik…Biz Birbirimize sevmeyi öğretebilirdik.”dedim kendi kendime…

Kafeteryaya yürürken telefonumdaki cevapsız çağrıları kontrol ettim, kız grubuna gelen mesajları tek tek okudum.

“İnci, biz sınıfa geçiyoruz, çantanı da aldık. Konuşman bitince gelirsin.”

Önce saati kontrol ettim, ders başlayalı neredeyse yirmi dakika olmuş, ana binaya girip turnikeden geçtim, ilk sola dönüp uzun koridor boyu yürürken camın yansımasından kendimi gördüm.

Ani fikir değişikliğiyle geri dönüp koridorun girişindeki lavaboya girdim. İl önce, ellerimi, bukleleri bozulan saçlarıma geçirip tepeden atkuyruğu yaptım. Göz çukurlarıma dolan rimel kalıntıları peçetenin ucuyla sildim, yeterince temizleyemediğime inanıp başımı lavaboya eğdim.

Soğuk su, az önce yaşananları kendiyle beraber alıp gitti, suratım şimdi tertemiz, aklımsa karma karışık. Ellerimi lavabonun yanına dayayıp bi süre aynadaki yansımamı izledim. Aklımdan geçenler, sürekli düşündüğün gibi değil dediği oldu, ama bi türlü ne olduğunu anlatmadı.

İç çekip kendi kendime;‘Ne olmuş olabilir ki?’diye, mırıldanırken bakışlarım, elbiseme kaydı. Atilla’nın üzerime sıçrattığı çamur lekelerini tebessümle seyrettim. Ayakkabım ve eteğimin ucundaki lekelerini silkelemeye çalışırken bu deli çocuğun başıma hangi belaları açacağını düşündüm.

Tekrardan saati kontrol ettim, ders başlayalı yarım saati geçmiş, beynim, ders kaçırmamam gerektiğini söylerken adımları beni kafeteryaya götürdü. Köşede kaloriferlerin yanında bulunan masallardan birine sindim. Üzerimdeki sırılsıklam olmuş gömleği çıkarıp sandalyenin üzerine attım.

Kafeterya öğle arasına nazaran oldukça boştu, sadece belli başlı masalarda birkaç kişi otuyordu, onlarında sesleri yok denecek kadar az çıkıyordu. Bu sessizlikte görünmediğimden emin olup telefonuma daldım.

Kendi dünyamda sessiz sedasız geçen dakikalar, hiç tanımadığım bi sesi işitmemle bölündü.

" Pardon..."

Başımı kaldırıp, bakışlarımı sesin sahibine yönelttim

___________________

DEVAMI GELECEK

__________________

BÖLÜM SONU

hey 20 bölüm oldu bileee... Kimler buraya kadar benimle 🤍🤍

nasılsınız ?

bölüm nasıldı ?

kitap nasıl gidiyor?