5. Bölüm : ¶ GÜZELLER GÜZELİ RÜYA°°°

Dördünü toplasan Rüyanın güzelliği etmez ama nedense arkadaşım sınıfın en çok dikkat çeken kızının kendisi olduğunun farkında değil.
Rüyanın altın kızlarını derslerden sonra kafeteryadaki sınıf kaynaşma etkinliğinde inceleme fırsatı buldum. Bu arada, kaynaşma etkinliği, duyduğum en saçma şey… Bence tüm sınıf birbiriyle anlaşmasa da olur ama Rüya katılmamız gerektiği hususunda ısrarcıydı. Bana kalsa ders bitiminde doğruca yurda gider ılık bir duş alır bütün öğleden sonrayı uyuyarak geçirmeyi tercih ederdim.
Başımı geriye yatırıp kafeteryadaki insan kalabalığını inceledim, her masadan ayrı bir hikâye yükselirken, kimileri çatlayana dek gülüyor, kimileriyse bir başına ağlıyordu.
Dikdörtgen, cam kenarları kurumaya yüz tutmuş saksılarla kaplı, insanların birbirinin yüzünü görmesine imkân sağlamayan kolonlar ve binanın tamamını saran kasvetli ahşap kokusunun hâkim olduğu kafeteryada, artık kim ne kadar hikayesini yazabilirse, o kadar hikâye vardı…
Yüzümü gevşetip rahatlamaya, içinde bulunduğum ortamdan keyif almaya çalıştım. Bardağımda kalan bayatlamış çayın son yudumunu kafama dikip, cam bardağı sertçe masaya vurdum. Çıkan sesin etkisiyle bütün gözler birkaç saniyeliğine bana döndü. Bakışlarımı yabancılardan kaçırıp hemen solumda oturan Rüya’ya çevirdim.
Rüya masanın altından dizkapağımı çimdikleyip kulağıma usulca fısıldadı, ’Birazcık gülümse.’ İnan bana Rüya bunun için kendimi nasıl zorladığımı tahmin bile edemezsin. Bir yerde okumuştum, insan huzurlu hissetmediği yerlerde gülümseyemezmiş.
Şu an kendimi hiç güvende hissetmiyorum, beni izleyen eleştiren gözleri gördükçe kaçıp gidesim geliyor.
Yeni edindiğim arkadaşımın, bilmem kaçıncı uyarıdan sonra, bende sınıftaki sahte ruhlara ayak uydurup en berbat gülümsemeyi dudaklarıma kondurdum. Artık kimse bana uzaylıymışım gibi bakmıyor. Karma karışık ruh dünyasına sahip sınıf arkadaşlarımı ne yazık ki normal karşılayamıyorum.
Hepsi birbirinden ilginç, cins, ruhsuz bir kısmıysa rahatsız edici boyutta eğlenceli.İçlerinde en eğlenceli olanlarıysa Rüyanın altın kızları.
Dirseklerimi masaya dayayıp, bize göre en uzak köşede oturan kıza baktım. Dörtlünün içerisinde dikkatimi çeken kişi o oldu Müge... Müge; etine dolgun, uzun boylu bembeyaz tenli, platin sarısı saçından bir tutamını turuncuya boyatmış, dışarıdan tatlı içeridense gerçek bir ateş. Özgüvenli duruyor, insanlara ‘Sizler birer boksunuz.’ Der gibi bakıyor, ama çevresindeki insanlar da bok yerine konulmaktan memnun gibi görünüyor, ilginç doğrusu.
Her şey bir yana, Müge oldukça da cüretkâr, ağzına değecek olan devasa boyuttaki memelerini siyah bluzu kapatmayı başaramamış, neredeyse tamamı açıkta. Dikkat çekiyor, hem de baya dikkat çekiyor… Dış görünüşü öyle çok dikkat çekiyor ki konuşurken kelimeleri yutması ve ‘t leri’ söyleyememesi göze batmıyor. Müge etrafına gülücükler saçtıktan sonra yanında duran oğlanın koluna girdi. Ne deyim, bu kız tüm ilgiyi kendi üzerinde toplamayı seviyor.
Müge’nin manasız kahkahalarını izlemeye ara verip bakışlarımı hemen yanındaki kızıl saçlı kıza çevirdim. Mügeden kat kat güzel ancak güzelliğinin farkında olmayan bu kızın adı ise Simgeymiş.
Simgenin bir yan sandalyesinde cam kenarında oturan altın kızların üçüncüsüyse Beril…Beril; havalı bir kız Müge ve Simge kadar dikkat çekmese de oda oldukça hoş görünüyor. Hatta Mügenin başka bir versiyonu bile diyebiliriz. Boyları, yüz hatları, tenlerinin beyaz oluşu, hatta saç şekilleri bile neredeyse aynı. İkisinin birbirinden ayıran tek şey. Müge kahverengi gözlü Berilse Yeşil gözlü.
Bu dörtlünün içerisindeki en sönük karakterse şüphesiz Doğa. Doğa, ne burada olmaktan nede o dörtlünün içinde yer edinmekten memnun değil gibi. Kafeteryaya geldik geleli çok az konuştu, çok az güldü, sandalyesinin duvar kenarına dayayıp sürekli telefonuyla uğraştı. İnsanların karakteriyle uyuşmayan kişilerle arkadaşlık kurmasının ne kadar iğrenç bir şey olduğunu düşündüm. Ait olmadığın bir yerde sırf dışlanmamak için rol yapmak… Rol yapmak, Doğa’nın başını telefonundan kaldırıp herkesin güldüğü anlarda gülme efekti vermesi gibi.
Sohbet, Müge, Beril ve Simge üçlüsü arasında dönerken, Rüya bana yaklaşıp, "Mügeye şimdiden üç kişi teklif etmiş." Dedi. Anlamaz gözlerle Rüyaya baktım. Ciddi misin böyle şeyler lisede kalmadı mı? Üniversitede insanların olgunlaşması büyümesi lazım diye düşünürken, biten bardağımı garson isteğim dışı tazeleyip gözümün önüme getirdi.
Çantamın içinden çıkardığım birkaç bozukluğu tepsiye bırakıp, Müge’nin çokta ilginç olmayan aşk hayatını arkadaşımdan dinlemeye devam ettim. Rüya çekik gözlerini kocaman açtı, başıyla sol çaprazımızı işaret edip, "Anlasana herkes çıkma teklif etmiş işte, ama o Tunçtan hoşlanıyor. Bak işte şuradaki çocuk." dedi. Söz konusu çocuğun kim olduğunu görebilmek için o yöne baktım.
Oldukça uzun boylu ve neredeyse sınıftaki en yakışıklı çocuk. Oda Mügeden etkilenmiş olacak ki bütün odağın ona yöneltmiş. Kendisiyle konuşmak için can atan kızları gözü görmüyor. Omuzumu sallayıp, farkında olmadan ukala insanlar gibi konuştum."Bu kadar kısa sürede nasılanladın acaba.”Deyip birkaç haftaya ayrılacaklarından emin olduğum çifte bakarak,“İlk günden sevgili yapmak aptalların işidir."Dedim.
Sonra birden vücudum buz kesti. Bir dakika ya…bu benim cümlem değil ki, ablamın öğüdü…’Sakın İnci, ilk günden sevgili yapayım deme ya karşına daha iyisi çıkarsa.’ Derdi hep. Tanrım, kız resmen ruhuma işlemiş.
Kendimden utandığım kısacık zaman diliminin peşine, başımı önüme eğip bu cümleyi toparlayabileceğim alternatifler ararken, Rüya omuzuma dokunup. “Doğru söylüyorsun aslında. Düşünsene, birkaç gün sonra belki de hayallerinin aşkıyla tanışacak ama sırf bu aptalın yüzünden onu kaçıracak.” Dedi, etrafına bakınırken ekledi.” Ben, aşktan yana çok şanssızım.” Rüyanın asılan suratının görünce tebessüm etmeden duramadım.
Çok güzel bir kız ve eminim şanssızda değildir. Bir sürü sevgilisi olduğuna yemin edebilirim, yani en azından çocukluk arkadaşıyla sevgili olmayacak kadar akıllı birine benziyor. Yanımda oturan genç kız, dudaklarında beliren gülümseme eşliğinde bakışlarını birkaç kez kafeteryada gezdirip sır verecekmişçesine yakınıma sokuldu.
Fısıldayarak. “Geçtiğimiz yaz, bahar şenliğinde ilk aşkımla tanıştım.”Onun sessizliğinin aksine ben, içimdeki coşkuya hâkim olamayıp çığlık attım, daha doğrusu cırladım. Fazla hevesli, özel hayatını deşiyormuş gibi görünmeyi umursamayıp“Sen ciddi misin? Bu çok… Bu çok hoş bir tanışma olmuş… Anlatsana sonra ne oldu? Şimdi nerede?”diye sordum.
Arkadaşım iç çekerek sandalyeye yaslandı, bana özel hayatından ne kadarını anlatacağının planını yaparken kafeteryaya bir kez daha göz gezdirip; “Ya… Ne demezsin. O zamanlar aptalın biriyle sevgiliydim ve onu kaçırdım.” Dedi. Gülümsüyordu lakin kalbinin kırıklığı gözlerinden okunuyordu. Elini tutup,“Üzülme, belki yine karşılaşırsınız.”Dedim. Cevap vermedi, elini çekip geriye yaslandı ve sanki adını söylemediği çocuğu ararcasına etrafına baktı.
Karşılaşmışlar, çocuk onu hatırlamamış. Rüyaysa hayal kırıklığı yaşamış. Nasıl yaşamasın ki, Mimarlık okumak istemiyormuş, “Başka bir şehirde daha kolay bir bölüm okuyacaktım. Zaten ailem pansiyon işletiyor, işim hazır.” Dedi.
Mimarlığı sırf onun için seçmiş, üstelik öyle çok ders çalışmış ki… “Benim gibi tembelin önde gideni kazandıysa herkes kazanabilir.” Diyerek sohbetimizi sonlandırdı. Vay be… Motivasyonu sağlammış, ancak ne yazık ki herkes kazanamıyor.
Sarp mesela… Sarp’ın kazanıp benim kazanamayacağıma emindim. O haylaz çocuğun notları eğitim hayatımız boyunca benden hep yüksek olmuştur. Benim gibi saatlerce, günlerce ders çalışmazdı da. ‘Bu kadar bile uğraşmam da sırf seninle okuyabilmek için ders çalışıyorum bebek.’ Derdi hep. Sarp’ın sonuç ekranındaki ‘YERLEŞEMEDİ.’ Yazısını gördüğünde nasıl hissettiğini hayal etmeye çalıştım.
Sonra Rüyayla göz göze geldim. Muhtemelen Rüyanın yaşadığı hayal kırıklığına benzer bir hayal kırıklığı vardı gözlerinde. İkisi adına üzülüp Rüya’yı nasıl teselli edeceğimi düşünürken, arkadaşım yumruğunu sıkıp; “Sorun yo
Yorumlar
- İncil: evet, ne yazık ki öyle 💔
- Funda Vuralcan: @incil Rüya ve arkadaşları çok ilginç
- İncil: keyifli okumalar
- İncil: teşekkür ederim bebeğenmenize çok sevindim 🪽
- Nisa Fidan: Sınıf dinamikleri güzeldi 🤔
- İncil: doğa, ana yada yan karakterlerden değil geçici bir karakter, anlık. kurguya, İnci`nin etrafındaki insan kalabaşıklığını göstermek için eklediğim birisi🌸 o yüzden onu daha fazla görmeyeceğiz
- Aslı Kılıç: Doğa hakkında daha fazla şey biliyor muyuz?