Belki Can`ı unuturdum.🖤

Melek: Evet, buyurun?
Sinan ve Kerim hemen beni arkalarına aldı.
Sinan: Söyle kardeş, bana ne diyeceksen.
Kerim: Aynen.
Adam sakin bir şekilde konuşmaya başladı.
Adam: Bizi Can Bey yolladı. İyi misiniz diye kontrol etmeye geldik.
Can'ın adını duyduğum anda kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.
Melek: Ondan haber var mı?
Heyecandan ölecek gibiydim.
Adam: Kendisi yurt dışında. Amerika'da.
Bunu duyduğum anda hiçbir şey söylemeden adamların yüzüne kapıyı kapattım.
Sinan: Şimdi ne olacak? Öğrendi...
Kerim: Olmadı...
Melek: Ben gidiyorum.
Sinan: Emin misin?
Melek: Onu bulacağım. Hesap soracağım. En azından göreceğim... Belki vedalaşırım.
Tam o sırada özel numara yine aramaya başladı.
Telefonu açtım.
Melek: Alo?
Sessizlik...
Melek: Alo?
Yine ses yoktu.
Melek: Can... Ben gelmek istiyorum. Yapamıyorum...
Sinan: Kardeşim, insan bir haber eder. Meraktan ölüyoruz ya!
Kerim: Kanka, ben seni sildim ya. Bizi kırdın.
Telefon kapandı.
Aradan aylar geçti.
Ben artık Arda'yla barışmıştım. Hatta artık birbirimize daha yakın bile olmuştuk.
Arda: Melek, hâlâ özel numaradan mı arıyor?
Melek: Artık umudum bitti, Arda. Özel numaralara telefonumu kapatmaya karar verdim.
Arda: En iyisi, Melek.
Bir süre sonra Sinan yanıma Kerim'le birlikte geldi. Hep beraber oturduk.
Kerim: Ben çok kırgınım. O kadar yıllık hatırımız yok mu?
Sinan: Bizi boş ver, Melek. Melek... O sana bile bir hoşça kal demedi.
Arda bana doğru döndü.
Arda: Melek, senden bir şans istiyorum. Bir kere...
Sinan ve Kerim'e baktım.
İkisi de sessizce bana bakıyordu.
Sinan: Karar senin. Ben bir şey diyemem.
Sonra Kerim'e baktım.
Kerim sadece kafasını sallayarak onayladı.
Melek: Düşünmem lazım, Arda.
Belki Arda'yla mutlu olurdum.
Belki Can'ı unuturdum.
Artık hayatım o kadar kötü bir hâle gelmişti ki... Tek istediğim biraz düzen, biraz huzurdu.
Ama içimde bir yerde hâlâ Can vardı.
Ve ben bunu kendime bile itiraf etmek istemiyordum.