GERÇEKLERİN PEŞİNDE 🖤

6. Bölüm — Gerçeklerin Peşinde
Yeni bir gün...
Ama dün yaşananlar hâlâ Melek'in kafasının içinde dönüp duruyordu.
“Bugün gerçekleri öğrenme günü.”
Yataktan kalktı. Kot pantolonunu giydi, üzerine mavi bir crop geçirdi. Saçlarını açtı ve dalgalı hâliyle bıraktı. Kahvaltısını yaptıktan sonra çantasını alıp evden çıktı.
Okula vardığında derse girdi.
Tam o sırada sınıfın kapısı birden açıldı.
Melek'in gözleri kapıya çevrildi.
Can.
Saçları dağınıktı. Üstü başı dağılmış, yüzünde garip bir ifade vardı. Hiçbir şey olmamış gibi gelip Melek'in yanına oturdu.
Melek, gözlerini ondan bir türlü çekemedi.
“Dün neredeydin?”
Ama soramadı.
Teneffüs olduğunda Sinan ve Kerem'in Can'la birlikte bir yere doğru gittiklerini fark etti.
Melek sessizce peşlerinden gitti ve saklandı.
Üçünün konuşmalarını dinlemeye başladı.
Can:
— Dün gelemedim. İşler yoğundu.
Sinan:
— Fark ettik. Kimdi o imdat diyen?
Kerem:
— Şerefsizin teki. Bize ne?
Can:
— İlk kez Kerem'e katılıyorum.
Kerem şaşkınlıkla:
— Aşk olsun...
Can:
— Eksik olsun...
Melek duyduklarını anlamlandırmaya çalışırken Can saatine baktı.
— Bugün erkenden gene çıkmam gerek. Gene görüşürüz.
Sinan:
— Görüşürüz.
Melek'in aklından tek bir düşünce geçti.
“Onu takip etsem ne olur?”
Can okuldan çıktı.
Melek birkaç dakika bekledikten sonra bisikletine bindi ve onu uzaktan takip etmeye başladı.
Can uzun bir yolun sonunda eski, terk edilmiş gibi görünen bir mekâna geldi.
Melek şaşkındı.
“Burası da neresi?”
Can içeri girdi.
Melek bisikletini kenara bırakıp sessizce mekâna yaklaştı.
İçeriden bağırışma sesleri geliyordu.
Melek'in kalbi hızla atmaya başladı.
“Ne oluyor içeride?”
İçeri girmeye cesaret edemedi.
Tam geri dönecekken duvarda bir cam fark etti.
Camın önünde üst üste atılmış kartonlar ve eşyalar vardı.
Melek onları sessizce kenara çekti.
Ve gördüğü şey karşısında donup kaldı.
İçeride siyah takım elbiseli adamlar vardı.
Yerde kan izleri vardı.
Bir adam kelepçelenmiş şekilde sandalyede oturuyordu. Çaresizce yalvarıyor, kurtulmaya çalışıyordu.
Melek'in nefesi kesildi.
Gözleri büyüdü.
Bir anda korkuyla çığlık attı.
— AAAAA!
Dengesini kaybedip yere çakıldı.
Başının içi şiddetle zonklamaya başladı.
Gözleri yavaş yavaş karardı.
Sesler uzaklaşıyordu.
Tam bilincini kaybetmek üzereyken başının içinde bir ses yankılandı.
“MELEK!”
Ve her şey karanlığa gömüldü.