“Gölgedeki Yabancı”🖤

Yeni bir gün...
Uyandım, günlük işlerimi halledip lacivert crop ve şortumu giydim. Bisikletimi alıp yola çıktım.
Okula vardığımda Can duvara yaslanmış beni bekliyordu.
— Hoş geldiniz.
Gülümsedim.
— Hoş buldum.
Sinan ikimize bakıp sırıttı.
— Artık aranızda bir şey mi var? Noluyor size?
Kerim hemen lafa girdi.
— Ne olacak kardeşim, sence?
— Aramızda bir şey yok.
Can hiç düşünmeden cevap verdi.
— Henüz yok.
Sinan ve Kerim birbirlerine bakıp gülmeye başladılar.
Tam o sırada Arda yanıma geldi.
— Melek, bugün bir şeyler yapalım mı?
— Planım yok, olabilir.
— Sinemaya gidelim mi?
— Olabilir.
Tam o sırada Can arkadan geldi.
— Ne konuşuyorsunuz?
Arda ona döndü.
— Sen niye hep kendini atıyorsun? Sana ne? Git hele şuradan.
Arda, Can’ı omzundan itti.
Can bir anda Arda’nın yakasına yapıştı.
— Bir daha bana dokunma!
Sesleri yükselmeye başlamıştı.
Bu durum artık canıma tak ediyordu.
Onları orada bırakıp okula girdim.
Bir süre sonra Can, Arda, Sinan ve Mert de gelip yerlerine oturdular.
Ders başladı.
Tam önüme küçük bir kâğıttan yapılmış uçak düştü.
Açtım.
“Dün kapıyı üstüne kimin kilitlediğini merak ediyorsan okulun arkasına gel. HEMEN.”
Kalbim hızla atmaya başladı.
Ayağa kalktım.
Can hemen bana baktı.
— Nereye?
— Geleceğim. Pardon hocam, özür dilerim.
Öğretmen kaşlarını çattı.
— Geç kalma!
— Tamam hocam.
Hızla okulun arkasına gittim.
Etrafa baktım.
Kimse yoktu.
Tam geri dönecekken arkamdan bir ses geldi.
— Melek.
Döndüm.
Can'dı.
— Can? Niye buraya geldin?
Elimdeki mektubu ona gösterdim.
Can’ın yüzü bir anda değişti.
Kâğıdı elimden aldı ve bağırmaya başladı.
— Tek niye tek?! Niye çocukları çağırmadın? Birimiz yanında olalım!
Tam o sırada arkamızdan bir ayak sesi duyuldu.
İkimiz de aynı anda döndük.
Karşımızda biri duruyordu.
Yüzü tamamen kapalıydı.
Üzerinde siyah, bol kıyafetler vardı.
Can hemen önüme geçti.
— Sen kimsin?
Cevap vermedi.
Sadece bize doğru birkaç adım attı...
Ve o an, okulun arkasına neden çağrıldığımızı anlamaya başladım.
Bu kişi kapıyı kilitleyen kişi miydi?