SAVAŞ İLANI 🖤

Melek şaşkınlıkla bisikletine bakarken arkasından bir ses geldi.
—N'oldu? Bisikletini mi kırdılar? Yazık olmuş.
Melek yavaşça arkasını döndü.
Karşısında Can vardı.
Bisikletin diğer tekerleği elindeydi ve yüzünde sırıtan bir ifade vardı.
Melek'in gözleri büyüdü.
—Sen psikopat mısın? Sen gerçekten sinirimi bozuyorsun!
Yerden bir taş aldı ve Can'ın kafasına fırlattı.
Taş Can'ın kaşına denk geldi.
Kaşı kanamaya başladı.
Bir anda etraflarına öğrenciler toplandı. Bazıları telefonlarını çıkarıp video çekmeye başladı.
Can, sinirle Melek'e baktı.
Melek kollarını bağladı.
—Senin kafanı yaramadığım için çok üzgünüm.
Can bir anda Melek'in üzerine doğru yürüdü. Yaklaştığında çenesinden tuttu.
—Beni küçümseme. Başına bela olurum. Beni tanımıyorsun.
Melek gözünü bile kırpmadan ona baktı.
—İlk günden kendini tanıttın. Sağ ol, almıyım.
Can'ın elinden kurtulup arkasını döndü ve yürümeye başladı.
Can da motoruna binip uzaklaştı.
Melek eve doğru giderken hâlâ kendi kendine söyleniyordu.
—Psikopat ya... Gerçekten psikopat...
Tam o sırada yanından bir motor hızla geçti.
Melek ne olduğunu anlamadan başından aşağı su döküldü.
Can çoktan uzaklaşmıştı.
Melek şaşkınlıkla olduğu yerde kaldı.
Bir süre motorun arkasından bakakaldı.
Sonra bağırmaya çalıştı.
—Yeti artık yetiş!
Ama Can çoktan gözden kaybolmuştu.
Melek eve geldiğinde annesi onu kapıda görünce şaşkınlıkla baktı.
—Kızım, bu ne hal?
Melek sırıtarak:
—Anne... Suya düştüm. Bisikletim kırıldı, ben de bu haldeyim.
Annesi endişeyle yaklaştı.
—Kızım, bir şeyin yok değil mi?
—Yok anneee. Ben yorgunum. Duş alıp biraz dinleneceğim. Belki biraz sonra dışarı çıkarım.
—Tamam kızım.
O sırada babası Melek'e bakıp gülmeye başladı.
—Ay kızım, bir fotoğrafını alayım. Dur!
Melek şaşkınlıkla ona döndü.
—Aaa baba!
Babası gülmeye devam ederken Melek odasına kaçtı.
Tatlı pijamalarını giydi, saçlarını taradı ve yatağına oturdu.
Tam o sırada telefonu titredi.
Ekranda bir mesaj vardı.
Arda: Geliyorummm.