süpriz🖤

Uyandım. Her zamanki gibi turuncu eteğimi, beyaz cropumu giydim. Turuncu tokalarımı taktım, saçlarımı açık bıraktım. Hazırlanıp evden çıktım. Tam o sırada telefonum çaldı.
Can 💗
Melek: Alo?
Can: Neredesin?
Melek: Geç kaldım ya, bugün derin uyumuşum.
Can: Sana bir sürprizim var.
Melek: Yaa gerçekten mi?
Can: Yok, dalgasına.
Melek: Allah'ım… Geliyorum!
Okula vardığımda Can her zamanki yerde duruyordu. Ama elinde kocaman bir hediye paketi vardı. Koşarak yanına gidip paketi kaptım.
Can: Geri ver! Daha değil, akşama.
Melek: Off ya…
Ders boyunca aklım hediyedeydi. Arda ise uzaktan bize bakıp duruyordu, sinir bozucuydu.
Okul çıkışı hep birlikte dışarı çıktık.
Sinan: Bugün ne yapıyoruz?
Kerim: Can'ın Melek'e sürprizi varmış.
Sinan: Ooo!
Melek: Gündüzden beri meraktan çatladım.
Can: Hadi arabaya binin.
Bir süre sonra şehrin en güzel manzaralı yerine geldik. Güneş batıyor, gökyüzü turuncudan mora dönüyordu.
Can hediyeyi bana uzattı.
Can: Al bakalım.
Ben daha açamadan Sinan ile Kerim poşeti yırtmaya başladı.
Melek: Hey! Bu benim, kıskanmayın!
Kerim: O zaman hızlı ol.
Paketi açtım…
İçinden bir teleskop çıktı.
Melek: OHA! Ciddi misin?
Sevinçten çığlık atıp zıplamaya başladım.
Kerim: Ben de bakacağım!
Sinan: Dur oğlum, bırak kız önce sevinsin.
Can: Sizi getirmekle hata mı ettim acaba?
Hepimiz güldük.
Can teleskobu kurup bana uzattı.
Can: Al, bak. Sen bir gün “Keşke yıldızlara daha yakından bakabilsem.” demiştin. Aklımda kalmış.
Teleskoptan gökyüzüne baktığım an nefesim kesildi.
Can sonra arabaya gidip bagajı açtı. Elinde kedi gözü yapıştırmalı yıldızlar, yıldızlı gece lambası ve kocaman bir gül buketiyle geri döndü.
Onları görünce kendimi tutamadım. Gözyaşlarım sessizce akmaya başladı.
Sinan ile Kerim yanıma gelip sarıldılar.
Kerim: Kız, ben de ağlayacağım. Çok duygusal…
Sinan: Tövbe ya…
Can ikimizi ayırdı.
Can: Size ne oluyor? Kaçın bakalım.
Deyip bana sıkıca sarıldı.
Can: Beğendin mi?
Melek: Şaka mısın sen? Harika…
Can: Sevindim… Ama seni ağlatmak için almadım.