Ve ben o günü, unutulmaz anılarımızdan biri olarak hatırlayacaktım. 💗

Can’la tartışmaya başladık.
Melek: Seni hemen affedeceğimi mi sanıyorsun? Her şey düzelmişti, geri geldin.
Can: Her şey yoluna girdi. Pişmanım, anla artık.
Melek: Anlamayacağım. İstemiyorum.
Sinan: Sakin olun artık.
Kerim bir anda araya girdi.
Kerim: Bir planım var. Bence herkes biraz sakinleşsin… Sinemaya gidelim.
Melek: Ben gelmem.
Can: Geleceksin Melek.
Sinan bana baktı.
Sinan: Melek, tamam. Kabul etti suçunu.
Bir süre düşündüm.
Melek: Peki…
Hep birlikte sinemaya gittik. Salona girip yerlerimize oturduk. Işıklar söndü ve film başladı.
Ama birkaç dakika sonra gözlerimi kocaman açtım.
Perdedeki görüntüler… bizdik.
Ben ve Can.
Yaşadığımız anılarımızı birileri canlandırmıştı. Bize benzeyen oyuncular vardı ve yaşadığımız her şey tek tek perdede hayat buluyordu.
Can bana doğru eğildi.
Can: Sürprizim. Nasıl?
Kendimi tutamadım ve kahkaha attım.
Melek: Bu süper! Nasıl yaptın bunu bir anda?
Can gülümseyerek bana baktı.
Can: Benim için her şey mümkün. İstersen gökyüzünde bile gideriz bir ara.
Melek: Deli!
İkimiz de gülmeye başladık.
Arkamızdan Sinan seslendi.
Sinan: Bakın, biz de varız!
Kerim de gülerek:
Kerim: Bu hediyeler duruyor mu Melek?
Melek: Evet…
Tam o sırada Can bana baktı. Elini saçlarıma götürüp usulca okşadı.
Sonra ayağa kalktı.
Ne olduğunu anlamadan önümde diz çöktü.
Cebinden küçük bir kutu çıkardı.
Kutuyu açtığında içindeki yüzük ışıkların altında parladı.
Can gözlerimin içine baktı.
Can: Özür dilerim… Beni affeder misin?
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Melek: Yaa…
Sonra dayanamayıp ona sarıldım.
O gün hepimiz güldük, eğlendik. Belki her şey kusursuz değildi ama o gece bizim için başka bir anıya dönüştü.
Ve ben o günü, unutulmaz anılarımızdan biri olarak hatırlayacaktım. 💗