Keşfet

YAĞMURUN ALTINDA 🖤

KARANLIĞIN İÇİNDE AŞK.

YAĞMURUN ALTINDA 🖤

🖤

Can arkasına dönüp Arda’ya el sallayarak sırıttı. Arda ise sinirle gaza bastı ve uzaklaştı.

Can’la sahile gittik. Sessizce bir banka oturduk. Dalgaların sesi ikimizin de suskunluğunu dolduruyordu.

Melek: Sana ne oluyor artık? Çözemiyorum… Bir iyisin, bir kötüsün.

Can derin bir nefes aldı.

Can: Ben de anlamıyorum. Seninle tanışmadan önce böyle değildim.

Başımı ona çevirdim.

Can: Sen hayatıma girdiğinden beri değiştim, Melek.

Kalbim hızlandı.

Bu ne demekti? Benden hoşlanıyor muydu?

CAN BENDEN HOŞLANIYOR MU?

Melek: Ne demek bu?

Can: Ben de bilmiyorum… Sadece senin yanına yaklaşsınlar istemiyorum. Güvende olmanı istiyorum. Sana bir şey olur diye ödüm kopuyor.

Melek: Can…

Bir süre sustum.

Melek: Biz çok ayrı insanlarız.

Can: Biliyorum.

Olabilir miydik?

İmkânsızdı…

Onun karanlık dünyası, benim ise sıradan hayatım vardı.

Sessizce dalgaları dinledik.

Melek: Sana bir şarkı dinleteceğim.

Can: Olur.

Kulaklıkları taktık.

Aynı kulaklıktan “Böyle Gitme” çalıyordu.

O sırada ince ince yağmur çiseliyordu ama ikimiz de hiçbir şey olmamış gibi denize bakıyorduk.

Can: Gidelim mi? Hastalanmanı istemem, cadı.

Melek: Olur, odun.

Yolda yürürken yağmur bir anda hızlandı. Ben ise kollarımı açıp yağmurun altında dönmeye başladım.

Can sadece durup bana bakıyordu.

Melek: Hadi! Bu kadar odun olma. Bu an bir daha gelmez.

Can gülerek yanıma geldi.

El ele tutuştuk.

Yağmurun altında kahkahalar atarak döndük.

Belki de onu ilk kez bu kadar mutlu görüyordum.

Evin kapısına geldiğimizde ona döndüm.

Melek: Bugün için teşekkür ederim.

Can gülümsedi.

Can: Ben de…

Eve girer girmez odama koşacaktım ki annemin sesi geldi.

Annem: Kızım! Sırılsıklam olmuşsun. Böyle eve mi girilir?

Gülümseyip odama çıktım.

Perdeyi araladım.

Can hâlâ evin önündeydi.

Camdan onu izledim.

Üstümü değiştirip yatağıma uzandım.

Telefonu açtım.

Can’la çekildiğimiz fotoğrafa uzun uzun baktım.

Aslında… çok tatlıydı.