yeter artık !🖤

Yeni bir gün uyandım. Şortumu giydim, üstüme pembe crop geçirdim ve yola çıktım.
Hiçbiriyle konuşmadan sınıfa girdim. Can sürekli benimle konuşmaya çalışıyordu ama onu görmezden geldim.
Teneffüste bahçeye indim. Kulaklığımı taktım, oturup gökyüzünü çiziyordum. Arda yanıma geldi.
Arda: Harika duruyor.
Melek: Resim çizmek düşüncelerimi engelliyor.
Arda: İstersen bugün okulu asalım.
Bir an durup düşündüm.
Melek: Olur… İyice baydım.
Beraber kalkıp motora bindik. Güzel, sessiz bir kafeye geldik.
Arda: Ne içersin?
Melek: Bilmem.
İki çay söyledik. Tam o sırada kapı açıldı. Sinan, Kerim ve Can içeri girdi.
Can: Burası güzelmiş.
Masaya yayıldılar.
Melek: Can, siz niye geldiniz?
Sinan: Can durmuyor, bizi de zorla getirdi.
Melek: Bizi mi takip ettiniz?
Can: Ne bekliyordun? Seni bırakacağımı mı?
Arda ayağa kalktı.
Arda: Başka bir yere gitmek istersen gidebiliriz.
Can da ayağa kalktı, Arda'yı tutup dışarı itti.
Melek: dur!
Can: Boşuna uğraşma. Artık
Çantamı alıp onu orada bırakmak istedim. Bu kadarı fazlaydı.
Can kolumdan tuttu.
Can: Dur Yeter, kovalamaca oynadık.
Sinan ve Kerim sadece bize bakıyordu. Kafedeki sessizlik ikimizin arasında asılı kaldı.