Keşfet

karanlık taht: karalev masası

karanlık taht

karanlık taht: karalev masası

İstanbul

Gece

Saat 2:07

Odadaki masanın etrafında altı kişi oturuyorduk.

Masada kahveler, birkaç dosya ve ortada tek bir kırmızı klasör vardı.

Pusat, kalemimi yine elimden almıştı.

“Ver şunu.”

“Hayır.”

“pusat.”

“Larin.”

“Pusat, son kez söylüyorum.”

“Ben de son kez vermiyorum.”

Duru kahkahayı bastı.

“Beş dakika önce toplantı başlayacaktı.”

“Başladı zaten,” dedi pusat . “Biz kendi aramızda çok önemli bir mesele görüşüyoruz.”

Bense ona ters ters bakıyordum bu adam hep böyleydi her zaman benim elimdekilri alırdı dişlerimi sıkarak devam ettim .

“Kalemimi geri ver.”

Savaş abimse oldukça sakin bir ses tonuyla -

“Tamam , yeter. Hepimiz buraya bunun için gelmedik.”

Victoria kahvesini masaya bıraktı.

“Gerçi ben Pusat'ın birazdan Larin tarafından öldürüleceğini düşünüyordum.”

Pusat ona döndü.

“Sen benim tarafımda değil miydin?”

Victoria tatlı bir şekilde gülümsedi.

“Ben kimsenin tarafında değilim tatlım.”

Duru hemen atladı:

“En sorunlumuz yine sakin sakin konuşuyor.”

Aslı ise hiçbirine katılmadan kırmızı klasörü açtı.

“Konuyu dağıtmayı bitirdiyseniz…”

Herkes ona baktı.

Aslı dosyadan bir kâğıt çıkardı.

“Yarın gece yapılacak teslimatın bilgileri sızdırılmış.”

Bu kez Pusat'ın yüzündeki gülümseme bile kayboldu.

Aniden doğruldum ve şaşkınlıkla sordum.

“Ne kadarını biliyorlar?”

“Yerini, saatini ve kullanılacak rotanın bir kısmını.”

Savaş'ın yüzü ciddileşti.

“Bunu sadece bizim içerideki insanlar biliyordu.”

“Evet,” dedi Aslı.

Duru kaşlarını çattı.

“Yani içimizden biri mi konuşuyor?”

“Bilmiyoruz,” dedi Aslı. “Ama yarın geceki teslimat bizim için önemli. Eğer iptal edersek karşı taraf bunu zayıflık olarak görecek. Devam edersek de bilgilerinin sızdırıldığını bildikleri için hazırlıklı olacaklar.”

Victoria sessizce sordu:

“Peki neden hepimizi çağırdın?”

Ben masanın üzerindeki klasöre baktım.

“Çünkü bu kararı tek başıma vermeyeceğim.”

Savaş başını salladı.

“İyi."

Pusat sandalyesine biraz daha yaklaştı.

“Yani toplantının amacı yarın gece ne yapacağımıza karar vermek.”

“Evet,” dedi Larin.

Pusat kalemi masaya bıraktı.

“Tamam. Şimdi ciddiyim.”

Duru ona baktı.

“Şaşırdım.”

“Duru.”

“Tamam.”

Aslı kâğıtları masaya yaydı.

“Üç seçeneğimiz var.”

Herkes ona döndü.

“Bir: Teslimatı iptal ederiz. İki: Yeri ve saati değiştiririz. Üç: Her şeyi olduğu gibi bırakıp, bilgiyi kimin sızdırdığını anlamaya çalışırız.”

Savaş düşünceli bir şekilde masaya baktı.

“Üçüncüsü fazla riskli.”

Victoria başını salladı.

“Birincisi de ."

“Sen ne düşünüyorsun?” dedi pusat bana bakarak .

Bense birkaç saniye sessiz kaldı.

“Önce kimin konuştuğunu bulacağız.”

Duru kaşını kaldırdı.

“Sonra?”

“Sonra yarın geceki teslimatın hâlâ gerçekleşeceğini göstereceğiz.”

Pusat hafifçe sırıttı.

“İşte şimdi toplantıya geldik.”

" Ama bence bu bilgileri sızdıran yanımızda olanlardı yani ronas, Melis , Alphan dedim ve sanki çok önemliymiş gibi kalemi yavaşça elime aldım sonra pıttık pusat elimdekini çekerek kalemi almaya çalıştı.

“Kalemi de geri ver.”

“Toplantı bitince.”

“ya pusat "

“Tamam tamam.”

Savaş gülerek başını iki yana salladı.

“Bunlarla dünyayı yönetmek zor.”

Victoria kahvesini bıraktı yüzündeki derin gülüşle.

“Dünyayı yönetmek kolay.”

Duru ona baktı.

“Nasıl?”

Victoria gülümsedi.

“Önce pusat' ı adam etmek lazım.”

Pusat kalemi göğsüne bastırdı.

“Alla alla .” demişti en keko edasıyla hemen yüzümü eskiterek ona baktım.sonra mahalle karıları gibi bende girdim .

" Ayh triplere gel."

Aslı ise dosyaya bakarak sessizce mırıldandı:

“Toplantının en büyük güvenlik açığı belli oldu.”

Herkes ona döndü.

Aslı, pusat'ı gösterdi.

“Bu.”

Odadaki kahkaha yeniden yükseldi.