Keşfet

24. Bölüm: Önyargılar ve Yeni Kardeşler

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

24. Bölüm: Önyargılar ve Yeni Kardeşler

Elif, Defne'nin davetini kabul ettiğinde biraz heyecanlıydı. Karaca ailesinin evine daha önce de gitmişti ama bu kez durum farklıydı. Artık oraya yalnızca arkadaşını ziyaret etmeye gitmiyordu. O evde yaşayan insanlardan bazıları, biyolojik olarak onun da ailesiydi.

Bu düşünce hâlâ tuhaf geliyordu.

Kapıyı Mert açtı.

"Hoş geldin. Defne yukarıda, hazırlanıyor."

"Teşekkür ederim."

Elif içeri girip ayakkabılarını çıkardı. Salona geçtiğinde Deniz'i koltukta otururken gördü.

"Merhaba," dedi Elif.

Deniz başını kaldırdı.

"Merhaba."

Sonra yeniden telefonuna döndü.

Elif ne söyleyeceğini bilemedi. Deniz'in kendisinden hoşlanmadığını düşünmek istemiyordu ama davranışları da pek sıcak sayılmazdı.

Tam o sırada Defne merdivenlerden indi.

"Elif! Geldin mi? Hadi, odama geçelim."

Elif onunla yukarı çıktı. Kapıyı kapatınca dayanamadı.

"Deniz bana neden böyle davranıyor?"

Defne yatağının üzerine oturdu.

"Sana özel bir şey değil. Son günlerde herkese karşı biraz ters."

"Yine de beni sevmediğini düşünüyorum."

"Elif, daha seni tanımıyor bile. Belki de ne yapacağını bilmiyordur."

Elif çantasını sandalyeye bıraktı.

"Ben de ne yapacağımı bilmiyorum zaten. Birkaç gün öncesine kadar onunla aramızda böyle bir bağ olduğunu bile bilmiyordum. Şimdi karşısına geçip kardeş gibi davranmam bekleniyor."

Defne başını salladı.

"Ben de aynı şeyi hissediyorum. Bazen sana ne diyeceğimi düşünüyorum. Sonra saçma geliyor çünkü seni zaten yıllardır tanıyorum."

Elif hafifçe güldü.

"En azından birbirimizi sıfırdan tanımıyoruz."

"Doğru. Bir de yeni tanışmış olsaydık uğraş dur."

İkisi de güldü. Birkaç saniyeliğine bütün mesele geride kalmış gibi hissettiler.

Ama aşağıda onları bekleyen sorular hâlâ cevaplanmamıştı.

Deniz'in Aklındakiler

Bir süre sonra Defne mutfağa su almaya indiğinde Mert, Deniz'in yanına oturdu.

"Elif'e biraz soğuk davranmıyor musun?" diye sordu.

Deniz telefonunu bıraktı.

"Ne yapmamı bekliyorsun? Kızı görür görmez sarılayım mı?"

"Öyle bir şey demedim. Normal davranabilirsin."

"Ben normal davranıyorum."

Mert kaşlarını kaldırdı.

"Öyle mi?"

Deniz cevap vermedi.

Mert bir süre bekledi, sonra daha ciddi bir sesle konuştu.

"Bak, Defne zaten ne düşüneceğini şaşırmış durumda. Bir de senin tavırlarınla uğraşmasın."

"Ben Defne'yi düşünüyorum."

"Elif'in de kendi ailesi var. O da bu duruma alışmaya çalışıyor. Sanki bütün bunları kendi istemiş gibi davranmanın anlamı yok."

Deniz'in yüzü gerildi.

"Ben öyle düşünmüyorum."

"O zaman biraz belli et."

Mert ayağa kalkıp mutfağa yöneldi. Deniz arkasından bakarken sinirlendi ama söyleyecek bir şey bulamadı.

Aslında Elif'e kızgın değildi. Onun gelişiyle hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağından korkuyordu. Defne'nin bir gün kendilerinden uzaklaşabileceğini düşünmek bile hoşuna gitmiyordu.

Fakat bu korkusunu Elif'e yansıttığını henüz kabul etmeye hazır değildi.

Zeynep'in Korkusu

Aynı akşam Yılmaz ailesinin evinde Zeynep, Elif'i odasında yakaladı.

"Abla, bir şey soracağım."

Elif yatağından doğruldu.

"Sor."

Zeynep kapıyı kapatıp yanına oturdu.

"Defne'yle artık sürekli görüşecek misin?"

"Muhtemelen. Birbirimizi tanımaya çalışıyoruz."

"Onun ailesiyle de mi?"

Elif kardeşinin yüzüne baktı. Zeynep'in sesindeki tereddüdü fark etmişti.

"Evet, belki. Ama neden sordun?"

Zeynep omuz silkti.

"Öylesine."

"Zeynep."

Küçük kız başını eğdi.

"Ya bir gün onlarla yaşamak istersen?"

Elif bir süre cevap veremedi. Zeynep'in bunu gerçekten düşündüğünü anlayınca yanına biraz daha yaklaştı.

"Ben hiçbir yere taşınmaya karar vermedim. Zaten böyle büyük bir konuda hemen karar verecek değilim."

"Ama onlar senin gerçek ailen."

Elif'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Onlar benim biyolojik ailem olabilir. Ama sen de benim kardeşimsin. Beraber büyüdük, aynı evde yaşadık. Seninle yaşadıklarım bir test sonucu yüzünden yok olmuyor."

Zeynep'in gözleri doldu.

"Biliyorum ama yine de korkuyorum."

Elif ona sarıldı.

"Korktuğunda bana söyle. İçinde büyütme, tamam mı?"

Zeynep başını salladı.

Bir süre öylece oturdular. Elif de her şeyin kolay olacağını düşünmüyordu. Kendisi de yeni ailesini merak ediyordu. Ama bu merak, yıllardır sevdiği insanlardan vazgeçmek istediği anlamına gelmiyordu.

Biraz Daha Yakın

Ertesi gün Elif, Defne'nin evine tekrar gitti. Bu kez Deniz kapıyı açtı.

"Selam," dedi Elif.

"Selam. Defne birazdan gelir. İçeri geç."

Elif kısa bir an duraksadı. Önceki gelişine göre daha rahat bir karşılamaydı.

Salona geçtiklerinde Deniz mutfaktan iki bardak su getirdi. Birini Elif'e uzattı.

"Al."

"Teşekkür ederim."

Bir süre ikisi de konuşmadı. Sonunda Deniz sessizliği bozdu.

"Defne'yle iyi anlaşıyorsunuz."

Elif gülümsedi.

"Yıllardır arkadaşız. Birbirimizi anlamak zor olmuyor."

Deniz başını salladı.

"Ben bazen bu duruma alışamayacağımı düşünüyorum."

Elif şaşırdı ama dürüstçe cevap verdi.

"Ben de bazen öyle düşünüyorum."

Deniz ona baktı.

"Sen de mi?"

"Tabii. Bir anda hayatımda hiç tanımadığım insanlar hakkında düşünmeye başladım. Onları merak ediyorum ama aynı zamanda her şey çok garip geliyor."

Deniz ilk kez biraz rahatlamış görünüyordu.

"Ben de Defne'yi kaybetmekten korkuyorum."

Elif bardağını masaya bıraktı.

"Ben onun yerini almaya gelmedim, Deniz. Zaten kimsenin yerini alamam. Ben sadece ne olduğunu anlamaya çalışıyorum."

Deniz bir süre sustu.

"Sanırım seni tanımadan hakkında karar verdim."

Elif hafifçe gülümsedi.

"Biraz öyle oldu."

Deniz mahcup bir ifadeyle başını salladı.

"Haklısın. Kusura bakma."

"Önemli değil. Yeter ki birbirimize alışmak için fırsat verelim."

Tam o sırada Defne salona girdi.

"Ne konuşuyorsunuz siz?"

Deniz ayağa kalktı.

"Hiç. Elif'e biraz kaba davrandığımı kabul ediyordum."

Defne şaşkınlıkla ona baktı.

"Sen bunu kendi isteğinle mi söyledin?"

"Abartma."

Elif gülmeye başladı. Defne de ona katıldı. Deniz önce itiraz edecek gibi oldu ama sonunda o da gülümsedi.

Her şey düzelmiş değildi. Yine de ilk kez aynı odada bulunmak bu kadar zor gelmiyordu.

Yeni Bir Kardeşlik

Öğleden sonra Elif ile Defne dışarı çıkmak için hazırlandı. Kapıya geldiklerinde Mert onlara seslendi.

"Akşam dönerseniz film açalım mı?"

Defne şaşırdı.

"Sen mi teklif ediyorsun?"

"Ne var bunda?"

"Yok, bir şey yok. Sadece şaşırdım."

Mert güldü.

"Tamam, vazgeçtim."

"Hayır, kabul ettik!" diye karşılık verdi Defne.

Elif gülümseyerek ikisini izledi. Mert'in tavrı Deniz'inkinden daha rahattı. Yine de onun da aklında sorular olduğu belliydi.

Dışarı çıktıklarında Defne, Elif'in koluna girdi.

"Bugün daha iyi geçti, değil mi?"

"Evet. Deniz'in benimle konuşacağını düşünmemiştim."

"İçten içe iyi biridir. Bazen bunu anlamak biraz zaman alıyor."

Elif güldü.

"Sen de kardeşlerini savunmayı biliyorsun."

"Onları eleştirmek başka, başkasının kötü düşünmesine izin vermek başka."

Bir süre yürüdüler. Sonra Defne ciddileşti.

"Elif, sence ileride her şey normal olacak mı?"

Elif hemen cevap vermedi.

"Eskisi gibi olmayabilir," dedi sonunda. "Ama belki başka türlü güzel olabilir."

Defne bu cevabı düşündü.

"Umarım."

"Bir de kendimize hemen kardeş gibi davranmak zorunda değiliz. Bence önce birbirimizi daha iyi tanıyalım."

Defne gülümsedi.

"Anlaştık."

Saklanan Şeyler

O akşam Orhan, çalışma odasında eski çekmecenin önünde duruyordu. Son günlerde çocuklarının konuşmalarını sık sık duyuyordu. Defne'nin Elif'le yakınlaşması, Deniz'in soruları ve Mert'in olaylara daha açık yaklaşması onu düşündürüyordu.

Kapı çalındı.

"Gel."

Deniz içeri girdi.

"Baba, Defne'yle konuştun mu?"

"Bugün değil. Neden?"

"Biraz desteğe ihtiyacı var. Her şeyi kendi başına çözmeye çalışıyor."

Orhan sandalyesinden kalktı.

"Onun için endişelendiğimi biliyorsun."

"Öyleyse bunu ona da göster. Bazen sorularına cevap vermek yerine konuyu kapatıyorsun."

Orhan'ın yüzü ciddileşti.

"Bu konu hepimiz için zor, Deniz. Her sorunun cevabı bende değil."

"Belki. Ama Defne senin ona bir şey sakladığını düşünüyor."

Orhan kısa bir sessizliğin ardından cevap verdi.

"Onunla konuşacağım."

Deniz başını