Keşfet

30. Bölüm: Sessizliğin Ardında

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

30. Bölüm: Sessizliğin Ardında

Elif, sabah telefonunun sesiyle uyandı. Arayan Defne'ydi.

“Uyuyor muydun?” diye sordu Defne.

“Uyuyordum. Ne oldu?”

“Eski hastanenin yakınında bir adam yaralı bulunmuş. Haberlere çıkmış.”

Elif yatağında doğruldu.

“Kimmiş?”

“Henüz açıklamamışlar. Ama olay eski arşivin bulunduğu yere yakınmış.”

Elif telefonundan haberi açtı. Haberde, sabahın erken saatlerinde bir kişinin hastaneye kaldırıldığı yazıyordu. Olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin henüz bir açıklama yoktu.

“Defne, oraya gitmeyeceğiz,” dedi Elif. “Bunu polise bildirelim. Belki olayın bizim araştırdığımız konuyla ilgisi yoktur.”

“Ben de öyle düşünüyorum. Ama son günlerde olanlardan sonra insan ister istemez şüpheleniyor.”

Elif bir an sustu.

“Haklısın. Murat Bey'i arayalım.”

Telefonu kapattıklarında ikisi de huzursuzdu. Gelen tehditlerin ardından yaşanan bu olayın bir tesadüf olup olmadığını bilmiyorlardı.

Karakolda Murat, sabah gelen olay raporunu inceliyordu. Selin elinde bir dosyayla içeri girdi.

“Yaralı kişinin kimliği belli oldu,” dedi. “Cemal Yıldız. Eski hastanede arşiv görevlisi olarak çalışmış.”

Murat dosyadan başını kaldırdı.

“Bizim incelediğimiz kayıtlarda adı geçiyor muydu?”

“Evet. Eski personel listesinde var. Neriman Aksoy'un hangi kayıtları araştırdığını henüz bilmiyoruz ama Cemal o dönemde arşivde çalışmış.”

Murat raporu yeniden inceledi.

“Olayın nasıl gerçekleştiği belli mi?”

“Henüz değil. Bir kişi onu sabah erken saatlerde binanın arkasında bulup ambulans çağırmış. Görgü tanığı arıyoruz.”

Murat ayağa kalktı.

“Önce olay yerindeki bulguları inceleyelim. Sonra hastaneden bilgi alırız. Cemal'in eski kayıtlarla bağlantısı olması, başına gelenlerin mutlaka bu konuyla ilgili olduğu anlamına gelmez.”

Selin başını salladı.

“Bir de Elif ile Defne'ye haber vermemiz gerekiyor. Tehdit mesajlarıyla bağlantısı olabilir.”

“Onlar da bize ulaşırsa ifadelerini alırız.”

Elif ile Defne, öğleye doğru karakola gittiler. Murat onları odasına çağırdı.

“Cemal Yıldız isimli bir kişi yaralı bulundu,” dedi. “Kendisi yıllar önce eski hastanede arşiv görevlisi olarak çalışmış. Olayın nedenini henüz bilmiyoruz.”

Defne endişeyle sordu:

“Neriman Hanım'ı tanıyor olabilir mi?”

“Bunu araştırıyoruz. Şimdilik bildiğimiz, aynı hastanede çalışmış oldukları.”

Elif, birkaç saniye düşündükten sonra konuştu.

“Bize gelen mesajlarla bağlantılı olabilir mi?”

“Olabilir ama şu an bunu doğrulayacak bir kanıtımız yok. Sizden istediğim, kendi başınıza araştırma yapmamanız. Yeni bir şey öğrenirseniz doğrudan bize haber verin.”

“Tamam,” dedi Elif.

Defne de başını salladı.

Karakoldan çıktıklarında Defne'nin yüzü hâlâ asıktı.

“Bir sürü insan bu eski kayıtları biliyor olabilir. Hangisinin ne bildiğini nasıl anlayacağız?”

“Elimizdeki bilgileri polise vererek,” dedi Elif. “Her şeyi kendimiz çözmek zorunda değiliz.”

Defne ona baktı.

“Bunu söylemek kolay ama beklemek çok zor.”

Elif onu anlıyordu. Kendisi de cevapları bir an önce öğrenmek istiyordu. Yine de acele etmenin işleri daha kötü hâle getirebileceğini biliyordu.

Elif eve döndüğünde Aras salondaydı. Onu görünce sordu:

“Neredeydin?”

“Karakoldaydım. Defne'yle birlikte gittik.”

Aras'ın yüzü hemen değişti.

“Yine mi birlikte gittiniz?”

Elif çantasını bıraktı.

“Aras, eski hastanede çalışan bir adam yaralı bulunmuş. Polisle konuşmamız gerekiyordu.”

“Senin ne işin var bu olayların içinde? Polise haber verip evde bekleyemez miydin?”

Elif, abisinin endişelendiğini anlıyordu. Ama söyledikleri yine kendisini suçlu hissettiriyordu.

“Biz zaten polise gittik. Kimseyi takip etmedik, hiçbir yere gizlice girmedik.”

“Yine de kendini tehlikeye atıyorsun.”

“Ben de korkuyorum, Aras. Sadece senin korktuğunu sanma.”

Aras bir an sustu.

Elif devam etti:

“Bana kızmak yerine ne yaşadığımı sorsan belki daha iyi anlaşırız. Her seferinde Defne'yle görüştüğüm için tartışıyoruz. Artık sana bir şey anlatırken bile kavga çıkacak diye düşünüyorum.”

Aras gözlerini kaçırdı.

“Ben senin başına bir şey gelmesini istemiyorum.”

“Biliyorum. Ama beni korumak istiyorsan bana güvenmeyi de öğrenmelisin.”

Elif odasına çıktı. Aras arkasından baktı ama onu durdurmadı.

Kardeşini kaybetmekten korkuyordu. Ne var ki bu korkuyla yaptıklarının Elif'i kendisinden uzaklaştırdığını henüz kabul edemiyordu.

Karaca evinde Defne, Deniz'e Cemal'in yaralı bulunduğunu anlattığında abisi bir süre sessiz kaldı.

“Sen olay yerine gitmedin, değil mi?” diye sordu.

“Hayır. Elif'le karakola gittik.”

Deniz'in yüzü gerildi.

“Yine Elif'le birliktesin.”

Defne çantasını koltuğa bıraktı.

“Deniz, lütfen. Bugün bunun tartışmasını yapmayalım.”

“Ben tartışmak istemiyorum. Ama senin sürekli bu olayların içinde olmandan rahatsızım.”

“Ben de rahatsızım! Sence ben bunları istiyor muyum?”

Deniz sustu. Defne'nin sesindeki yorgunluk onu bir an duraksattı ama ardından yine aynı konuya döndü.

“Biraz uzak durmanız ikiniz için de daha iyi olabilir.”

Defne başını iki yana salladı.

“Sen benim yerimde olsaydın ne yapardın? Başka bir ailen olduğunu öğrenip hiçbir soru sormadan hayatına devam edebilir miydin?”

Deniz cevap vermedi.

“Ben sizden vazgeçmedim,” diye devam etti Defne. “Ama bunu sana her gün yeniden kanıtlamak zorunda kalmak istemiyorum.”

Mert salona girdiğinde konuşmanın son kısmını duydu.

“Deniz, yeter artık. Defne sana bir şey anlatmaya çalışıyor.”

Deniz kardeşine döndü.

“Bu konuya karışma.”

“Karışıyorum çünkü onu dinlemiyorsun. Korktuğunu anlıyorum ama onu suçlayarak yanında tutamazsın.”

Deniz'in yüzü sertleşti.

“Ben onun abisiyim. Ne yapacağımı biliyorum.”

Mert geri adım atmadı.

“Öyleyse bir de onun ne hissettiğini dinle.”

Defne daha fazla konuşmadan odasına çıktı. Deniz arkasından bakarken Mert de sessizce salondan ayrıldı.

Deniz yalnız kaldığında öfkesinin altında aslında korku olduğunu biliyordu. Fakat Defne'ye bunu söylemek yerine onu daha da uzaklaştırıyordu.

Öğleden sonra Murat ve Selin, Cemal'in bulunduğu sokağın yakınındaki iş yerlerinin güvenlik kameralarını incelemeye başladı.

Bir görüntüde koyu renkli bir araç sokağın başında duruyor, birkaç dakika sonra yeniden hareket ediyordu. Görüntü yeterince net değildi.

Selin ekrana yaklaştı.

“Bu araç, depoya yakın yerde görülen araca benziyor.”

Murat görüntüyü durdurdu.

“Benziyor olması aynı araç olduğu anlamına gelmez. Plakayı belirleyebilir miyiz?”

“Görüntüyü incelemeye gönderdim.”

Bir sonraki kayıtta Cemal'in olaydan kısa süre önce birisiyle konuştuğu görülüyordu. Diğer kişinin yüzü seçilemiyordu.

“Cemal'in ifadesini almamız gerekiyor,” dedi Murat. “Belki kiminle görüştüğünü hatırlıyordur.”

Selin başını salladı.

“Doktorlar konuşabilecek durumda olduğunu söylerse hastaneye gideriz.”

Murat dosyaya baktı. Depodaki belgeler, eski hastane kayıtları, Neriman'ın notları ve şimdi de yaralı bulunan eski bir çalışan…

Bütün bunların bağlantılı olması mümkündü. Ancak henüz hiçbiri kesin değildi.

Akşam saatlerinde Murat ve Selin hastaneye gittiler. Doktor, Cemal'in bilincinin açık olduğunu ancak uzun süre konuşmaması gerektiğini söyledi.

Odaya girdiklerinde Cemal yorgun görünüyordu.

Murat kendisini tanıttı.

“Size birkaç soru soracağız. Kendinizi kötü hissederseniz hemen bırakırız.”

Cemal başını hafifçe salladı.

Selin sordu:

“Son zamanlarda biriyle sorun yaşadınız mı?”

Cemal gözlerini kapattı, ardından güçlükle konuştu.

“Neriman…”

Murat biraz yaklaştı.

“Neriman Aksoy'dan mı söz ediyorsunuz?”

Cemal başını salladı.

“Beni aramıştı.”

“Ne zaman?”

“Ölmeden birkaç gün önce.”

Selin hemen not aldı.

“Ne hakkında konuşmak istedi?”

Cemal nefeslenmek için durdu.

“Eski kayıtlar… Bir dosyayı soruyordu.”

Murat dikkatle dinledi.

“Hangi dosya olduğunu hatırlıyor musunuz?”

Cemal cevap vermeye çalıştı ama yorulmuştu. Doktorun uyarısını dikkate alan Murat, soruları sürdürmedi.

“Şimdilik dinlenin. Daha sonra yeniden konuşuruz.”

Odadan çıktıklarında Selin alçak sesle konuştu.

“Neriman, Cemal'e ulaşmış. Demek ki onun bildiği bir şey olduğunu düşünüyormuş.”

“Evet. Ama hangi dosyad