KATİL ARAMIZDA1. Bölüm: Sıradan Bir Gün
KATİL ARAMIZDA
1. Bölüm: Sıradan Bir Gün
Sabah alarmı üçüncü kez çaldığında Elif yorganı başına çekti.
Telefonunu bulmak için elini yastığın altına soktu. Ekrana baktığında saat yediyi on geçiyordu.
“Of ya…”
Alarmı kapattı. Birkaç saniye daha yatakta kaldıktan sonra annesinin sesini duydu.
“Elif! Kalktın mı?”
“Kalktım anne!”
Aylin mutfaktan cevap verdi.
“İyi, o zaman kahvaltıya gel!”
Elif gözlerini kapattı. Annesine kalktığını söylemişti ama yataktan henüz çıkmamıştı. Biraz daha beklerse bu kez annesinin odaya geleceğini biliyordu. İstemeye istemeye doğruldu.
Yüzünü yıkayıp saçlarını topladıktan sonra dolabın önüne geçti. Dün akşam hazırladığı kıyafetleri bulamayınca yatağın üzerindeki yığını karıştırmaya başladı.
Tam o sırada kapısı açıldı.
Zeynep başını uzattı.
“Abla, benim siyah tokamı gördün mü?”
Elif elindeki tişörtü yatağa attı.
“Günaydın sana da.”
“Günaydın. Tokam nerede?”
“Nereden bileyim Zeynep?”
“Dün sen almıştın.”
“Almadım.”
“Aldın.”
“Zeynep, sabah sabah uğraşma benimle.”
Zeynep odanın içine göz gezdirdi. Tokayı masanın üzerinde görünce aldı.
“Buradaymış.”
Elif kaşlarını kaldırdı.
“E, o zaman niye beni suçluyorsun?”
“Suçlamadım, sordum.”
Zeynep kapıyı kapatıp gitti. Elif arkasından bakakaldı.
“Bir de haklı çıkıyor!”
Aşağı indiğinde kahvaltı masası hazırdı. Masal sütünü içiyor, Ege telefonundan bir şey izleyip kendi kendine gülüyordu. Aras ise işe gitmeden önce kahvesini içiyordu.
Aylin, Elif'i görünce saate baktı.
“Güzel. Bugün okula öğle arasında yetişirsin artık.”
“Anne, daha erken.”
“Tabii, daha erken. Her sabah aynı şeyi söylüyorsun.”
Elif sandalyesine oturup ekmeğine peynir koydu.
Ege telefonunu masaya bıraktı.
“Bence Elif'in okula gitmek için ayrı bir saate ihtiyacı var. Bizim saatimizle çalışmıyor.”
Elif ona baktı.
“Senin bugün hiç işin yok mu?”
“Var. Seni eleştirmek.”
“Çok komiksin.”
“Biliyorum, teşekkür ederim.”
Zeynep gülünce Elif ona döndü.
“Sen de gülme.”
“Gülmedim.”
“Dişlerin görünüyor.”
Zeynep hemen yüzünü düzeltti. Ege kahkaha atınca Aylin masaya hafifçe vurdu.
“Tamam, yeter. Sabah sabah başımı ağrıtmayın.”
Masal sütünü bitirip bardağını annesine uzattı.
“Anne, bugün okuldan sonra parka gidebilir miyim?”
“Ödevin varsa önce onu yapacaksın.”
“Ödevim az.”
“Dün de azdı ama geceye kadar uğraştın.”
Masal bir süre düşündü.
“Bugün erken yaparım.”
Aylin kızının yanağını sıktı.
“Göreceğiz bakalım.”
Aras kahvesini bitirip ayağa kalktı.
“Ben çıkıyorum. Elif, sen de geliyorsan beş dakikan var.”
Elif hemen çantasını aramaya başladı.
“Tamam, geliyorum.”
Ege arkasından seslendi.
“Çantanı bulursan tabii.”
Elif çantasını koltuğun yanından alıp ona gösterdi.
“Bak, buldum. Mutlu musun?”
“Çok. Bugün güzel şeyler oluyor.”
Elif kapıya yönelirken annesi seslendi.
“Akşam ekmek almayı unutmayın!”
“Tamam anne!”
Kapı kapandıktan sonra Aylin mutfağa döndü. Kemal de biraz sonra kahvaltıya geldi. Her zamanki gibi gömleğinin kollarını düzeltiyor, bir yandan telefonundaki mesajlara bakıyordu.
“Çocuklar çıktı mı?” diye sordu.
“Çıktılar. Sen de bir şeyler ye, yine kahvaltı yapmadan gideceksin.”
Kemal sandalyeye oturdu.
“Bugün biraz işim var. Geç gelebilirim.”
Aylin önüne peynir tabağını koydu.
“Peki. Akşam haber verirsin.”
Kemal başını salladı. Konu orada kapandı.
O sabah evlerinde konuşulanlar bundan ibaretti. Okul, iş, yemek ve ertesi güne yetişmesi gereken küçük işler…
Kimse için diğer günlerden farklı değildi.
Karaca ailesinin evinde Defne, aynanın karşısında küpelerini takmaya çalışıyordu.
Birini takmış, diğerini bulamamıştı. Komodinin üzerini karıştırdı, çantasına baktı, sonra yatağın altına eğildi.
“Ya nereye gitti bu?”
Kapıdan Mert'in sesi geldi.
“Kaybolan küpe için arama kurtarma ekibi çağıralım mı?”
Defne başını kaldırdı.
“Kapıyı çalmayı bilmiyor musun?”
“Çaldım.”
“Duymadım.”
“Ben de senin küpeyle kavga ettiğini duydum.”
Defne eline geçirdiği yastığı ona fırlattı. Mert gülerek kapının arkasına saklandı.
“Tamam, tamam. Babam kahvaltıya çağırıyor. Hadi.”
“Geliyorum.”
Mert uzaklaşırken Defne küpesini yatağın kenarında buldu. Takıp çantasını aldı, aşağı indi.
Deniz masada oturmuş kahvesini içiyordu. Önündeki gazeteye göz atarken Defne'nin geldiğini fark etti.
“Bugün erken çıktın.”
Defne sandalyeye oturdu.
“Daha geç kalmadım diye mi şaşırdın?”
“Biraz.”
“Çok komiksiniz bugün.”
Mert de masaya oturdu.
“Bence ailece komiğiz. Sadece sen anlamıyorsun.”
Defne cevap verecekti ki Orhan çalışma odasından çıktı. Telefonunu cebine koyup masaya yaklaştı.
“Defne, okuldan sonra doğrudan eve gel.”
Defne çatalını aldı.
“Neden?”
“Akşam misafir gelecek.”
“Kim geliyor?”
“Bir iş görüşmem var. Senin bilmen gereken bir şey değil.”
Defne babasına baktı ama üstelemedi.
“Tamam.”
Mert ekmeğinden bir parça kopardı.
“Benim de evde olmam gerekiyor mu?”
“Evet.”
Mert başını geriye attı.
“Harika. Bütün planlarım yattı.”
Deniz kahvesinden bir yudum aldı.
“Zaten plan dediğin şey, arkadaşlarına gidip koltuğa oturmaktı.”
“En azından benim bir planım var.”
“İddialı bir savunma.”
Defne güldü. Mert de gülümseyerek önündeki zeytinlere uzandı.
Orhan telefonuna gelen bildirime baktı. Yüzünde belirgin bir değişiklik olmadı ama mesajı cevaplamak için masadan kalktı.
“Ben çıkıyorum. Akşam görüşürüz.”
Defne babasının arkasından baktı.
“Bu akşam gelecek kişi önemli galiba.”
Deniz omuz silkti.
“Babamın işlerinin hepsi önemli.”
Mert zeytini ağzına attı.
“Bence bu evde en önemli kişi buzdolabı. Herkes sürekli onun başında.”
Defne yine güldü.
Biraz sonra üç kardeş de evden çıktı. Günlük koşturmaları başlamıştı.
Neriman Aksoy, sabah evden çıkarken hava durumuna bakmayı unuttuğu için şemsiyesini almamıştı. Neyse ki yağmur görünmüyordu.
Sokağın köşesindeki markete uğradı. Birkaç parça alışveriş yaptı, kasadaki gençle havadan sudan konuştu ve poşetini alıp eve döndü.
Apartmana girmeden önce komşusu onu durdurdu.
“Neriman Hanım, nasılsınız?”
“İyiyim kızım, sen nasılsın?”
“İyiyim. Akşam annem size bir tabak gönderecek, haberiniz olsun.”
“Hiç zahmet etmesin. Ben de ona bir şey yapıp yollarım.”
İki kadın kısa süre daha konuştuktan sonra ayrıldılar.
Neriman evine çıkınca poşetleri mutfağa bıraktı. Aldıklarını yerleştirirken bir an durdu. Son günlerde aklına sık sık gelen şey yine aklına gelmişti.
On yedi yıl önce çalıştığı hastane.
O gece.
Ve yıllardır sakladığı belge.
Neriman ellerini kurulayıp salona geçti. Dolabın alt çekmecesini açtı. İçeride eski fotoğraflar, birkaç mektup ve kahverengiye dönmüş bir zarf vardı.
Zarfı çıkardı.
İçindeki belgeyi daha önce defalarca okumuştu. Yine de her seferinde satırları baştan sona gözden geçiriyordu. Bazı şeyleri unutmak mümkün değildi. Özellikle de insan, unutmak için yıllarca uğraşmışsa.
Fotoğrafı eline aldı. Bir süre baktıktan sonra ters çevirdi. Arkasında yıllar önce yazılmış birkaç kelime vardı.
Parmakları yazının üzerinde durdu.
“Artık yeter,” diye mırıldandı.
Telefonunu alıp rehberinde bir isim aradı. Arama tuşuna basacak gibi oldu ama vazgeçti. Telefonu masaya koyup pencerenin önüne gitti.
Kendine yıllardır aynı şeyi söylüyordu: Bir gün anlatacaktı.
O gün hep ertelenmişti.
Önce korkmuştu. Sonra aradan çok zaman geçtiğini düşünmüştü. İnsanların hayatlarını değiştirmekten çekinmişti. Ama artık susmasının kimseyi korumadığını anlamıştı.
Telefonunu yeniden eline aldı.
Bu kez aradı.
Karşı taraf açtığında Neriman doğrudan konuştu.
“Benim. Seninle görüşmem gerekiyor.”
Karşısındaki kişi cevap verdi.
“Ne hakkında?”
Neriman kısa bir süre sustu.
“On yedi yıl önce olanlar hakkında.”
Telefondaki sessizlik uzadı.
“Bunu telefonda konuşmayalım,” dedi karşıdaki ses.
“Zaten konuşmak istemiyorum. Yüz yüze görüşelim.”
“Ne zaman?”
“Bugün. Akşam.”
Bir adres söylediler. Neriman not aldı ve telefonu kapattı.
Sonra belgeyi yeniden zarfa koydu. Zarfı çantasına yerleştirdi.
Kararını vermişti. Bu kez geri dönmeyecekti.
Okul çıkışı Elif, Zeynep'le kapının önünde buluştu.
“Bugün eve beraber mi gidiyoruz?” diye sordu Zeynep.
“Ben
Yorumlar
- Alina Xx: Deva mı😭😭😭
- Ali Ergin: aylin sabah sabah sakin kalmaya çalış lütfen
- Derya Cengiz: Ne oldu sence o geceyi anlatmalısın artık
- Asil genç: Bazen çok mu abla böyle oluyorsun?
- Emir Polat Yüksel: elif ama tüm gün bu şekilde mi geçecek yine?
- İkbal Sürücü: Emeğine sağlık canım 👏