Keşfet

KATİL ARAMIZDA13. Bölüm: Sonucu Kim Aldı?

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

13. Bölüm: Sonucu Kim Aldı?

Selin, sabah emniyete geldiğinde masasının üzerinde hastaneden gönderilen yeni belgeleri buldu. Çantasını kenara bırakıp dosyayı açtı. Günlerdir peşinde oldukları eski DNA başvurusuyla ilgili bir kayıt sonunda ortaya çıkmıştı.

Ancak aradıkları cevap yine yoktu.

Başvuru sahibinin adı okunmuyordu. Tarih kısmıysa eski doğum kayıtlarıyla aynı döneme denk geliyordu.

Selin, belgenin altındaki notu incelerken Murat içeri girdi.

“Bir şey buldun mu?”

“Bir şeyler bulduk ama aradığımız kişi hâlâ ortada yok.”

Murat yanına gelip kâğıda baktı.

“Bu ne?”

“Eski DNA başvurusunun kaydı. Asıl belgeyi henüz bulamamışlar.”

“Başvuruyu kimin yaptığını öğrenebildik mi?”

“Hayır. Hastane, o dönemde çalışanların listesini yeniden gönderecek.”

Murat sandalyeye oturdu.

“Peki, başvuru gerçekten yapılmış mı, yoksa sadece talep mi edilmiş?”

Selin kâğıdı masaya bıraktı.

“Şimdilik bildiğimiz tek şey, böyle bir başvurunun kayıtlara geçmiş olduğu. Testin yapılıp yapılmadığını bile kesin olarak bilmiyoruz.”

“Öyleyse önce onu öğrenelim.”

Selin başını salladı. En azından artık araştırmalarını sürdürebilecekleri somut bir belge vardı.

Öğleye doğru hastaneden aradılar. Eski personel kayıtlarında, o dönemde hasta kabul biriminde çalışan Fikret Aydın'ın adı bulunmuştu. Bazı evrakların başka birimlere aktarılmasında da görev almıştı.

Selin ve Murat fazla beklemeden hastaneye gittiler.

Arşiv görevlisi, Fikret'in eski kayıtlarını önlerine koydu.

“Bu beyefendi yıllar önce emekli olmuş. O dönemde çok sayıda evrakla ilgilenmiş. Ama hangi belgeyi kimin hazırladığını buradan anlayamıyoruz.”

Murat kayıtları inceledi.

“Peki, kendisine ulaşabileceğimiz bir adres var mı?”

“Eski adresi var. Güncel olup olmadığını bilmiyorum.”

Selin not aldı.

“Şimdilik bu yeterli. Kendisine ulaşmaya çalışacağız.”

Arşivden çıkarken Murat ona döndü.

“Fikret'in bu başvuruyla ilgisi olmayabilir.”

“Olmayabilir,” dedi Selin. “Ama bunu öğrenmenin yolu konuşmak.”

“Ya hiçbir şey hatırlamıyorsa?”

Selin hafifçe omuz silkti.

“O zaman başka birini buluruz. Bu dosya kendi kendine çözülmeyecek.”

Murat güldü.

“Bazen senin sabrına şaşırıyorum.”

“Ben de bazen bu dosyaya şaşırıyorum.”

İkisi hastaneden ayrıldı.

Elif, okuldan eve geldiğinde Masal'ı salonda eski fotoğraflara bakarken buldu.

“Ne yapıyorsun sen?”

Masal başını kaldırdı.

“Bebeklik fotoğraflarımızı buldum. Bak, burada ne kadar küçüksün!”

Elif yanına oturup fotoğraflara baktı. Masal, bir fotoğrafta kendisini gösterip kahkaha attı.

“Ben neden böyle ağlamışım?”

“Çünkü bebekmişsin,” dedi Elif. “Bebekler ağlar.”

“Sen de ağlamışsındır.”

“Kesin ağlamışımdır.”

Bir süre fotoğraflara bakıp güldüler. Sonra Masal, kutunun dibindeki bir fotoğrafı uzattı.

“Bu hangi hastane?”

Elif fotoğrafı çevirdi. Arkasında tarih yazıyordu ama hastanenin adı yoktu.

“Bilmiyorum. Anneme sorarız.”

Masal başka bir fotoğrafa yönelirken Elif elindekini biraz daha inceledi. Tarih, doğumuyla ilgili konuştuğu döneme aitti. Bunun dışında fotoğrafta dikkatini çeken bir şey yoktu.

Akşam annesi mutfağa girdiğinde Elif fotoğrafı gösterdi.

“Anne, bu fotoğraf nerede çekilmiş?”

Aylin baktı.

“Sanırım doğduğun hastanede.”

“Adını hatırlıyor musun?”

Aylin birkaç saniye düşündü.

“Hatırlıyorum ama şu an aklıma gelmedi. Bir ara eski evraklara bakarız.”

Elif fotoğrafı masaya bıraktı.

“Tamam.”

Aylin başka bir işle ilgilenmek üzere uzaklaştı. Elif, annesinin gerçekten unutmuş olabileceğini düşündü. Yine de son günlerde doğumuyla ilgili sorular sormaya başlaması kendisine de tuhaf geliyordu.

Belki de merakını gidermenin başka bir yolu vardı.

Karaca ailesinde Defne de eski fotoğraflarını düzenliyordu. Annesi, bazı belgelerin Orhan'ın çalışma odasında olabileceğini söylemişti. Defne bunu babasına sormak için kapıyı çaldı.

“Baba, bir şey sorabilir miyim?”

Orhan bilgisayarından başını kaldırdı.

“Sor kızım.”

“Eski hastane evrakları sende mi? Doğduğum zamana ait fotoğraflara bakıyordum.”

Orhan'ın eli klavyenin üzerinde durdu.

“Ne yapacaksın o evrakları?”

“Bir şey yapmayacağım. Sadece hangi hastanede doğduğumu öğrenmek istiyorum.”

Orhan sandalyesinde geriye yaslandı.

“Annenle konuş. O, o günleri daha iyi hatırlıyor.”

“Anne de tam hatırlamıyor.”

“Öyleyse sonra bakarız. Şimdi işim var.”

Defne babasının yüzüne baktı.

“Tamam.”

Kapıya yöneldiğinde Orhan yeniden seslendi.

“Defne.”

Defne döndü.

“Eski evrakları bulursan bana da göster. Bazıları önemli olabilir.”

“Olur.”

Defne odadan çıktı. Babasının neden önce konuşmak istemediğini, sonra da belgeleri kendisine göstermesini istediğini anlayamamıştı.

Belki de gerçekten işle meşguldü.

Orhan ise kapı kapandıktan sonra bilgisayarını kapattı. Bir süre masasında oturdu, ardından çekmecesinden eski bir zarf çıkardı.

Zarfı açmadı. Yalnızca üzerindeki tarihe baktı.

Sonra yeniden yerine koydu.

Ertesi gün Selin, Fikret Aydın'ın eski adresine ulaşmak için gerekli araştırmayı tamamladı. Adresin güncel olup olmadığı belli değildi ama bir başlangıç yapabilirlerdi.

Murat, Selin'in masasına iki kahve bıraktı.

“Birini senin için aldım.”

Selin kahveyi aldı.

“Teşekkür ederim. Fikret'in adresini bulduk.”

“Güzel. Peki, sence bize bir şey anlatacak mı?”

“Bilmiyorum. Ama eski kayıtların aktarılmasında görev yapmış. Belki başvuruyu hatırlar.”

Murat dosyayı açtı.

“Bir de hastaneden gelen son belge var.”

Selin'in yüzü ciddileşti.

“Ne belgesi?”

“Eski başvurunun sonuç kısmına ait olabileceği düşünülen bir sayfa.”

Murat belgeyi uzattı. Sayfanın büyük bölümü silinmişti. Yalnızca alttaki cümle okunabiliyordu:

“Sonuç ilgili kişiye teslim edildi.”

Selin yazıyı birkaç kez okudu.

“Bu belgenin gerçekten aynı başvuruya ait olduğunu doğrulamamız gerekiyor.”

“Evet. Ama öyleyse birileri sonucu teslim almış.”

“Birileri değil, bir kişi de olabilir. Kimin aldığını bulmadan bir şey söyleyemeyiz.”

Murat kahvesinden bir yudum aldı.

“Ya testin sonucu kayıtlarda yoksa?”

Selin belgeyi dosyanın içine yerleştirdi.

“O zaman sonucu değil, onu kimin istediğini ve neden istediğini araştırırız.”

Murat başını salladı.

“Peki. Fikret'le görüşmeyi ayarlayalım.”

Aynı günün ilerleyen saatlerinde Selin'in telefonu çaldı. Arayan, Fikret Aydın'ın eski adresine ilişkin araştırmadan sorumlu görevliydi. Fikret'in güncel iletişim bilgilerine ulaşmak için yeni bir yol izlemeleri gerekiyordu. Henüz kendisiyle konuşulamamıştı.

Selin telefonu kapatıp Murat'a baktı.

“Biraz daha beklememiz gerekecek.”

Murat iç çekti.

“Bu dosyada hiçbir şey kolay ilerlemiyor.”

“Kolay ilerleseydi şimdiye kadar çözmüştük.”

Selin dosyayı açıp eski başvuruya ait belgeleri yan yana koydu. Bir tarafta doğum kayıtları, diğer tarafta DNA karşılaştırması başvurusu ve sonucu birine teslim edildiğini belirten not vardı.

Aralarında bir bağlantı olabilirdi. Ama bu bağlantının ne olduğunu henüz bilmiyorlardı.

Selin kalemini eline aldı ve dosyanın üzerine bir soru yazdı:

Sonucu kim teslim aldı?

Murat yazıya baktı.

“Bunu öğrenince her şey çözülecek mi sence?”

Selin başını iki yana salladı.

“Hayır. Ama belki de asıl gerçeğe ilk kez bu kadar yaklaşmış olacağız.”

Dosyayı kapattı.

Artık tek bir sorunun peşinde değillerdi. Yıllar önce bir DNA testi istenmiş miydi? Yapıldıysa kimler karşılaştırılmıştı? Sonuç gerçekten birine teslim edilmiş miydi?

Ve en önemlisi, o kişi öğrendiği şeyi neden saklamıştı?

Selin henüz hiçbirinin cevabını bilmiyordu.

Ama birinin bildiğinden emindi.