KATİL ARAMIZDA14. Bölüm: Yıllar Önceki Tanık
KATİL ARAMIZDA
14. Bölüm: Yıllar Önceki Tanık
Selin, sabah emniyete geldiğinde masasında Fikret Aydın'ın dosyasını buldu. Hastaneden gelen bilgilere göre Fikret, yıllar önce hasta kabul bölümünde çalışmış ve bazı evrakların başka birimlere aktarılmasında görev almıştı.
Murat içeri girdiğinde Selin dosyayı inceliyordu.
“Ulaşabildin mi?” diye sordu.
Selin başını kaldırdı.
“Evet. Bugün görüşmeyi kabul etti.”
“Umarım bir şeyler hatırlıyordur.”
“Umarım. Neriman'ı tanıyormuş. Belki onun eski kayıtlarla neden ilgilendiğini biliyordur.”
Murat sandalyeyi çekip oturdu.
“Önce dinleyelim. Belki düşündüğümüzden daha basit bir açıklaması vardır.”
Selin dosyayı kapattı.
“Olabilir. Ama bunu öğrenmeden dosyayı bir kenara bırakamayız.”
Saat ona doğru Fikret Aydın emniyete geldi. Yaşlı adam görüşme odasına girdiğinde biraz gergin görünüyordu. Selin kendini tanıttıktan sonra Murat'la birlikte karşısına oturdu.
“Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz,” dedi Selin. “Size eski hastaneyle ilgili birkaç soru soracağız.”
Fikret ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.
“Telefonda söylediniz. Ama açıkçası neden bu kadar eski bir konunun yeniden araştırıldığını merak ediyorum.”
Murat önündeki dosyayı açtı.
“Neriman Aksoy'un öldürülmesiyle ilgili soruşturma yürütüyoruz. Kendisi ölmeden önce hastanenin eski kayıtlarını araştırıyormuş.”
Fikret'in yüzü ciddileşti.
“Neriman mı? Onu tanıyordum. Aynı hastanede çalışmıştık.”
“Aranızda yakın bir arkadaşlık var mıydı?” diye sordu Selin.
“Hayır, öyle çok yakın değildik. Ama karşılaştığımızda konuşurduk. İyi bir hemşireydi.”
Selin önündeki notlara baktı.
“Neriman'ın eski doğum kayıtlarıyla ilgilendiğini hatırlıyor musunuz?”
Fikret bir süre düşündü.
“Bir keresinde benden eski bir kayıt numarasını sormuştu. Hangi dosyaya ait olduğunu bulmaya çalışıyordu. Ben de arşive yönlendirmiştim.”
“Ne zaman olmuştu?”
“Kesin tarihini hatırlamıyorum. Epey zaman geçti.”
Murat, dosyadan çıkardığı kâğıdı önüne koydu.
“Bu numara size tanıdık geliyor mu?”
Fikret kâğıdı gözlüğünü takarak inceledi.
“Olabilir. O yıllarda yüzlerce evrakla uğraşıyorduk. Sadece numaraya bakarak hatırlamam zor.”
Selin başka bir belge çıkardı.
“Peki, eski bir DNA karşılaştırması başvurusunu hatırlıyor musunuz?”
Fikret'in bakışları kâğıda çevrildi. Bir süre sessiz kaldı.
“Şimdi hatırladım diyemem ama o dönem bazı doğum kayıtlarının yeniden kontrol edilmesi gerektiği konuşuluyordu.”
“Nasıl bir sorun vardı?” diye sordu Murat.
“Bilmiyorum. Eksik bir evrak mı vardı, yanlış bir kayıt mı tutulmuştu, ayrıntısını öğrenemedim. Ben hasta kabul bölümündeydim. Her belgeyi hazırlayan ya da inceleyen kişi ben değildim.”
“DNA testi yapıldığını duydunuz mu?”
Fikret başını hafifçe salladı.
“Böyle bir şey konuşulmuş olabilir. Ama test gerçekten yapıldı mı, sonucu çıktı mı, bilmiyorum.”
Selin, sonucun birine teslim edildiğini belirten belgeyi gösterdi.
“Burada bir teslim kaydı var. Bu konuda bir şey hatırlıyor musunuz?”
Fikret kâğıda dikkatle baktı.
“Hayır. Bu imzayı tanıyamadım. Benim imzam da değil.”
Murat hemen not aldı.
“Peki, o dönemde böyle sonuçlar kime teslim edilirdi?”
“Başvuruyu hangi birim yaptıysa oraya gönderilirdi. Bazen hastane yönetimi, bazen de ilgili doktor teslim alırdı. Ama bu belgeyi görmeden kimin aldığını söyleyemem.”
Selin biraz öne eğildi.
“Neriman size bu başvurudan hiç söz etti mi?”
Fikret kaşlarını çattı. Birkaç saniye düşündükten sonra konuştu.
“Hayır, DNA testiyle ilgili bir şey söylediğini hatırlamıyorum. Bana yalnızca kayıt numarasını sormuştu.”
“Yanında biri var mıydı?”
“Sanırım yalnızdı. Ama bundan da emin değilim.”
Murat son bir soru sordu.
“Eski kayıtların değiştirilmesi için herhangi bir talimat aldınız mı?”
Fikret'in yüzü gerildi.
“Hayır. Ben kayıtları değiştirmedim. Evrakları ilgili birime gönderirdim. Bir eksiklik varsa da bunu bildirirdik.”
Selin başını salladı.
“Anladım. Şimdilik anlatabileceklerimiz bu kadar. Yardımınız için teşekkür ederiz.”
Fikret ayağa kalktı.
“Umarım aradığınızı bulursunuz. Ama o yıllardan geriye pek bir şey kalmadı.”
Adam odadan çıktıktan sonra Murat notlarını gözden geçirdi.
“En azından Neriman'ın bir kayıt numarası sorduğunu öğrendik.”
Selin dosyayı kapattı.
“Evet. Ama Fikret'in DNA başvurusuyla doğrudan bağlantısı olduğunu gösteren bir şey yok.”
“Şimdi ne yapacağız?”
“Sonuç teslim belgesindeki imzayı araştıracağız. Belki bizi doğru kişiye götürür.”
Elif, okul çıkışında Defne'yle karşılaştı. Birlikte yürürlerken Defne telefonundan eski bir fotoğraf açtı.
“Bak, bunu dün buldum.”
Elif ekrana baktı. Fotoğrafta Defne bebek hâlindeydi. Annesi yatağın yanında durmuş, babası da fotoğrafı çeken kişiye gülümsüyordu.
“Çok küçükmüşsün,” dedi Elif.
Defne güldü.
“Başka ne diyeceğini beklemiyordum zaten.”
“Peki, bunu neden gösterdin?”
“Doğduğum hastanenin adını bulmaya çalışıyorum. Fotoğrafın arkasında tarih var ama hastanenin adı yazmıyor. Annem de tam hatırlamıyor.”
Elif'in yüzündeki gülümseme azaldı.
“Ben de geçen gün anneme doğduğum zamanı sordum.”
Defne ona döndü.
“Sen de mi?”
“Evet. Küçükken hastanede bir sorun olup olmadığını merak ettim. Annem bildiği kadarıyla bir şey olmadığını söyledi.”
“Belki de gerçekten hatırlamıyorlardır. Aradan çok zaman geçmiş.”
“Ben de öyle düşündüm.”
Bir süre sessizce yürüdüler.
Defne telefonunu cebine koydu.
“İstersen eski fotoğraflarımıza birlikte bakalım. Belki bir yerde hastanenin adı yazıyordur.”
Elif gülümsedi.
“Olur. Ben de anneme sorarım.”
Sonra sınavlardan konuşmaya başladılar. İkisinin de henüz bilmediği şey, geçmişlerine ilişkin bu küçük soruların başka bir yerde yürütülen soruşturmayla aynı döneme denk gelmesiydi.
Akşam Deniz, babasının çalışma odasına uğradı.
“Baba, Defne eski hastane fotoğraflarını arıyor. Senin elinde doğduğu zamana ait belgeler var mı?”
Orhan bilgisayarından başını kaldırdı.
“Ne yapacakmış o belgeleri?”
“Bir şey yapmayacak. Hangi hastanede doğduğunu öğrenmeye çalışıyor.”
Orhan bir an sustu.
“Annenle konuşsun. O günleri daha iyi hatırlıyordur.”
“Annem de hatırlamıyor.”
“Öyleyse sonra bakarız. Şimdi işim var.”
Deniz, babasının tavrına anlam veremedi.
“Tamam, sadece sordum.”
Kapıya yöneldiğinde Orhan yeniden seslendi.
“Deniz, eski belgeleri bulursanız bana da gösterin. Bazıları önemli olabilir.”
Deniz başını sallayıp odadan çıktı.
Orhan kapı kapandıktan sonra bir süre yerinden kalkmadı. Ardından masasının çekmecesini açtı ve içindeki eski zarfı çıkardı. Üzerindeki tarihe baktı.
Yıllar geçmişti. O döneme ait ayrıntıların çoktan unutulduğunu düşünüyordu. Fakat eski kayıtların yeniden araştırılması, geçmişte kapandığını sandığı bir konuyu tekrar karşısına çıkarmıştı.
Zarfı yerine koydu.
Tam o sırada telefonu titredi. Gelen mesajı okudu ama cevap yazmadı. Telefonu masaya bırakarak pencereye yöneldi.
İlk kez, bu araştırmanın ne kadar ilerleyeceğini kestiremiyordu.
Ertesi sabah Selin'in telefonu çaldı. Hastane arşivindeki görevli, DNA başvurusuyla ilgili yeni bir belge bulduklarını söyledi.
Selin konuşurken Murat yanına geldi.
“Evet, dinliyorum,” dedi Selin. “İsim okunuyor mu?”
Karşıdaki kişi kısa bir açıklama yaptı.
“Anladım. Belgenin aslını incelemek istiyoruz. Bugün gelebiliriz.”
Telefonu kapattığında Murat sordu:
“Ne bulmuşlar?”
“Sonucun teslim edildiği kayda ait başka bir sayfa. İsim tam okunmuyor ama imzanın bir kısmı daha belirgin.”
“Fikret'in imzası olabilir mi?”
“Hayır, onun imzası olmadığını söyledi. Ama kimin olduğunu henüz bilmiyoruz.”
Murat ayağa kalktı.
“Öyleyse gidip bakalım.”
Hastaneye vardıklarında görevli onları arşive götürdü. Masanın üzerine eski bir belge koydu. Kâğıt yıpranmıştı; mürekkebin bir bölümü dağılmıştı. Yine de imzanın sonundaki birkaç harf seçilebiliyordu.
Selin belgeyi dikkatle inceledi.
“Bu, önceki kopyadan daha okunaklı.”
Murat eğilip baktı.
“Soyadı olabilir mi?”
“Olabilir. Ama kesin konuşmak için yeterli değil.”
Görevli, belgenin arşivdeki diğer kayıtlarla karşılaştırılabileceğini söyledi. Selin gerekli kopyanın hazırlanmasını i