KATİL ARAMIZDA15. Bölüm: Kayıp Teslim Defteri
KATİL ARAMIZDA
15. Bölüm: Kayıp Teslim Defteri
Selin, sabah karakola geldiğinde ilk işi hastaneden gelen belgeleri yeniden incelemek oldu. Özellikle eski teslim tutanağına takılmıştı. Kâğıdın üzerinde bir imza vardı ama kime ait olduğu hâlâ belli değildi.
Murat odaya girdiğinde Selin aynı belgeye bakıyordu.
“Bir şey buldun mu?” diye sordu.
“Henüz değil. Ama bu evrakın izini sürmeden ilerleyemeyeceğiz.”
Murat masaya oturdu.
“Dün hastanedeki görevli, o dönemde idari işlerden sorumlu birinin adını vermişti, değil mi?”
“Rauf Erdem. Bugün onunla görüşeceğiz.”
“Belki imzayı tanır.”
Selin dosyayı kapattı.
“Tanımasa bile o dönemde belgelerin nasıl işlendiğini öğrenebiliriz.”
Bir süre sonra Rauf Erdem'in geleceği haber verildi.
Rauf, görüşme odasına girdiğinde elindeki şapkayı sandalyenin yanına bıraktı. Selin ve Murat'la selamlaştıktan sonra oturdu.
“Telefonda eski hastane kayıtlarıyla ilgili olduğunu söylediniz,” dedi. “Açıkçası bu kadar yıl sonra neden sorulduğunu merak ettim.”
Selin önündeki belgeyi ona uzattı.
“Bu evrakı daha önce görmüş olabilir misiniz?”
Rauf kâğıdı aldı. Gözlüğünü takıp dikkatlice inceledi.
“Buna benzer çok belge gördüm. O yıllarda hastanede evrak işi yoğundu.”
“İmza size ait olabilir mi?” diye sordu Murat.
Rauf imzaya biraz daha yaklaştı.
“Olabilir demek istemiyorum. Benziyor ama emin değilim. Bu kadar yıl sonra yalnızca şekline bakarak karar veremem.”
Selin başka bir belge çıkardı.
“Bu kayıtta bir sonucun ilgili kişiye teslim edildiği yazıyor. Ancak kişinin adı belirtilmemiş. O dönemde böyle bir işlem yapılır mıydı?”
“Bazen evraklar doğrudan ilgili bölüme gönderilirdi. Teslim alan kişinin imzası alınırdı. Fakat burada isim yoksa işlemin nasıl yapıldığını söyleyemem.”
“Doğum kayıtlarının yeniden incelendiği bir dönem hatırlıyor musunuz?”
Rauf düşünceli bir ifadeyle başını salladı.
“Bazı eski dosyalar kontrol ediliyordu. Eksik belgeler yüzünden arşivle idari işler arasında evrak taşınırdı. Ama hangi dosyanın neden incelendiğini şimdi hatırlamam mümkün değil.”
Murat, Selin'e kısa bir bakış attıktan sonra yeniden Rauf'a döndü.
“Teslim edilen evrakları kaydettiğiniz bir defter var mıydı?”
“Vardı. Gelen ve giden belgeler kaydedilirdi. En azından bizim bölümde böyle bir uygulama vardı.”
“Peki o defter nerede olabilir?”
Rauf bir süre düşündü.
“Ben ayrılmadan önce bazı eski dosyalar depoya gönderilmişti. Defterler de aralarında olabilir. Ama hangi depoya götürüldüklerini bilmiyorum.”
Selin notlarını kapattı.
“Bu kadarı da yardımcı oldu. Teşekkür ederiz.”
Rauf ayağa kalktı. Kapıya yönelirken durup onlara döndü.
“Bir şeyi unutmayın. Eski kayıtlarda hata bulunması, mutlaka birinin bilerek yaptığı anlamına gelmez. Bazen gerçekten yanlışlık yapılır.”
“Bunu göz önünde bulunduruyoruz,” dedi Murat.
Rauf gittikten sonra Selin sandalyesine yaslandı.
“İmzanın ona ait olduğunu doğrulayamadık.”
Murat başını salladı.
“Ama teslim defterinin varlığını doğruladık. Şimdi onu bulmamız gerekiyor.”
Hastanenin arşivinde çalışan görevli, Selin ve Murat'ı küçük bir odada karşıladı. Önceden hazırladığı dosyaları masaya koydu.
“Eski evrakların taşınmasıyla ilgili listeyi buldum,” dedi. “Birçok belge yıllar önce başka bir depoya gönderilmiş. Fakat hepsinin geri gelip gelmediğini bilmiyoruz.”
Selin listeyi inceledi.
“Teslim defterlerinin gönderildiği yeri gösteren bir kayıt var mı?”
Görevli sayfaları çevirdi.
“Şurada bir depo numarası yazıyor. Ancak o numara artık kullanılmıyor.”
Murat kaşlarını çattı.
“Depo kapatıldı mı?”
“Bildiğim kadarıyla bina boşaltıldı. İçindeki belgelerin bir kısmı başka yerlere taşındı. Hepsinin nereye götürüldüğünü gösteren kayıt elimizde yok.”
Selin sayfanın fotoğrafını çekti.
“Bunu araştırmamız gerekecek.”
Görevli başını salladı.
“İsterseniz eski taşınma kayıtlarını da kontrol edeyim. Belki defterlerin nereye gönderildiğini bulabiliriz.”
“Lütfen. Özellikle hasta kayıtlarının teslim edildiği defterleri arıyoruz.”
Görevli not aldı. Selin ve Murat hastaneden ayrıldıklarında ellerinde hâlâ aradıkları belge yoktu. Ama artık defterin neden bulunamadığını açıklayabilecek bir izleri vardı.
Öğleden sonra Elif, okuldan eve geldiğinde Aylin'i salonda eski fotoğrafları düzenlerken buldu.
“Anne, bunları hâlâ ayırıyor musun?” diye sordu.
Aylin gülümsedi.
“Bazılarının arkasında tarih var. Onları ayrı koyuyorum.”
Elif yanına oturdu. Birkaç fotoğrafı çevirdi. Bebeklik dönemine ait bir fotoğrafın arkasında yalnızca bir tarih yazıyordu.
“Hastanenin adı neden hiçbirinde yok?”
Aylin fotoğrafı eline aldı.
“Eskiden her fotoğrafın arkasına hastane adı yazılmazdı, kızım.”
“Peki sen gerçekten hatırlamıyor musun?”
Aylin kızına baktı.
“Elif, sana hatırladığım her şeyi anlatıyorum. Ama o günün bütün ayrıntıları aklımda değil.”
Elif annesinin yüzünü inceledi. Sesinde bir kızgınlık duymamıştı; yine de bu sorunun cevabını bulmak istiyordu.
“Tamam. Defne de kendi fotoğraflarını araştırıyor. Belki bir şey buluruz.”
Aylin fotoğrafları bir araya getirdi.
“Bulursanız bakarız.”
Elif konuyu daha fazla uzatmadı. Fotoğraflardan birkaçını telefonuyla çekip Defne'ye gönderdi.
Defne mesajı gördüğünde odasında ders çalışıyordu. Fotoğrafları açıp tek tek inceledi. Elif'in gönderdiği fotoğrafların birinde hastane odasının duvarı görünüyordu. Defne kendi fotoğraflarını da açtı.
İki fotoğraf arasında belirgin bir benzerlik yoktu. Birinde pencere, diğerinde perde görünüyordu. Hastane adı ya da oda numarası da seçilemiyordu.
Defne, Elif'e mesaj yazdı:
“Bende de bir şey çıkmadı. Fotoğraflarda hastanenin adını gösteren hiçbir şey yok.”
Elif kısa süre sonra cevap verdi:
“Bizde de yok. Belki başka belgeler buluruz.”
Defne telefonu masaya bıraktı. Birkaç dakika sonra babasının çalışma odasından çıktığını duydu.
“Baba, eski evrakların arasında benim doğum belgem var mı?” diye sordu.
Orhan durdu.
“Ne yapacaksın doğum belgesini?”
“Merak ettim. Elif'le fotoğraflara baktık ama bir şey bulamadık.”
Orhan'ın yüzü ciddileşti.
“Bu konuyu neden bu kadar araştırıyorsun?”
Defne şaşırdı.
“Alt tarafı hangi hastanede doğduğumu öğrenmek istiyorum.”
Orhan bir an sustu. Ardından daha sakin bir sesle konuştu.
“Eski belgelerin nerede olduğunu bilmiyorum. Bir ara bakarım.”
“Tamam. Bulursan bana da göster.”
Defne odasına döndü. Orhan ise bir süre koridorda kaldı. Sonra çalışma odasına girdi ve çekmecesini açtı.
İçindeki eski zarf hâlâ oradaydı.
Zarfı çıkardı, elinde çevirdi. Açmak için kapağına uzandı ama vazgeçti. Sonunda zarfı yeniden çekmeceye koydu.
Çekmeceyi kilitledikten sonra anahtarı cebine attı.
Akşamüstü Selin'in telefonu çaldı. Arayan, hastane arşivindeki görevliydi.
“Eski taşınma kayıtlarında bir bilgi buldum,” dedi. “Aradığınız defterlerin bulunduğu depodan söz ediliyor. Belgelerin bir bölümü yıllar önce başka bir kuruma gönderilmiş.”
“Gönderilen belgelerin listesi var mı?”
“Var ama eksik. Yine de defterlerin gönderilmiş olabileceği kurumu gösteren bir kayıt buldum. Size kopyasını hazırlayacağım.”
Selin teşekkür edip telefonu kapattı. Ardından Murat'ı aradı.
“Bir iz bulduk,” dedi. “Teslim defterleri başka bir kuruma gönderilmiş olabilir. Kesin değil ama taşınma kaydı var.”
Murat'ın sesi telefondan geldi.
“Güzel. Listeyi alır almaz orayla iletişime geçelim.”
“Ya defterler orada değilse?”
“Başka bir yere bakarız. En azından artık ne aradığımızı biliyoruz.”
Selin telefonu kapatıp önündeki dosyaya baktı. Neriman Aksoy'un ölümüyle başlayan soruşturma, onları yıllar önceki hastane kayıtlarına kadar götürmüştü. Fakat hâlâ kimsenin neyi sakladığını, DNA testiyle ilgili kaydın kime ait olduğunu ve Neriman'ın neden öldürüldüğünü bilmiyorlardı.
Bir şey kesindi: Bu dosyada eksik olan yalnızca bir belge değildi. Birileri geçmişte yaşananları açıklayabilecek bilgilere sahipti.
Ve polis, o bilgilere ulaşmaya her zamankinden daha yakındı.