Keşfet

KATİL ARAMIZDA17. Bölüm: Öfke ve Sonuç

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

17. Bölüm: Öfke ve Sonuç

Elif, okul bahçesinde Defne'yi gördüğünde bir şeylerin ters gittiğini hemen anladı. Defne her zamanki gibi yanına geldi ama bu kez gülümsemedi bile.

“Ne oldu sana?” diye sordu Elif.

Defne çantasını banka bıraktı.

“Babamla yine tartıştık.”

“Doğum belgeleri yüzünden mi?”

Defne başını salladı.

“Başka ne olacak? Sordum, yine aynı şeyleri söyledi. Belgeleri bulamamış, sonra bakacakmış… Hep aynı cevap.”

Elif yanına oturdu.

“Belki gerçekten bulamamıştır.”

“Biliyorum, bunu ben de düşündüm. Ama neden sorunca hemen geriliyor? Sanki ondan hesap soruyorum.”

Elif bir süre sustu. Arkadaşının ne demek istediğini anlıyordu.

“Ben de babama sordum. Hafta sonu bakacağız dedi.”

“Umarım bakarsınız. Ben artık bu konuyu açmaya çekinir oldum.”

Defne'nin sesi titreyince Elif ona döndü.

“Bak, seni anlıyorum. Ama hemen kötü bir şey olduğunu düşünmeyelim. Belki gerçekten hatırlamıyorlardır.”

“Peki ya hatırlıyorlarsa?”

Elif cevap vermeden önce düşündü.

“Bilmiyorum. Keşke bilsem. Ama tahmin yürütmekle bir yere varamayız.”

Defne başını salladı. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra çantasını aldı.

“Hadi, derse geç kalacağız.”

Konuyu kapatmışlardı ama ikisinin de aklında aynı soru vardı: Aileleri neden bu kadar basit bir konuda açık konuşamıyordu?

Dersler bittikten sonra Defne eve gider gitmez babasını aradı. Orhan telefonu açınca doğrudan sordu:

“Baba, akşam konuşabilir miyiz?”

“Ne hakkında?”

Defne gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

“Yine doğum belgelerim hakkında. Lütfen bu kez konuyu değiştirme.”

Orhan kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.

“Eve gelince konuşuruz.”

Defne telefonu kapattı. Bu kez en azından sorusuna cevap vermesini bekleyecekti.

Aynı saatlerde Selin ve Murat, hastanenin eski kayıtlarıyla ilgili yeni bir bilgiye ulaşmıştı. Arşiv görevlisi, yıllar önce yapılmış bir DNA karşılaştırma başvurusunun kaydını bulmuştu.

Selin belgeyi masaya koydu.

“Bak, tarih bizim bulduğumuz teslim tutanağına yakın.”

Murat belgeyi dikkatlice inceledi.

“Başvurunun kime ait olduğu yazıyor mu?”

“İsim bölümü eksik. Sadece kayıt numarasının bir kısmı okunuyor.”

“Peki sonuç?”

“Onu bulamamışlar. Başvuru kaydı var ama testin tamamlanıp tamamlanmadığını henüz bilmiyoruz.”

Murat arkasına yaslandı.

“Yani artık elimizde yalnızca bir not yok. Gerçekten bir karşılaştırma başvurusu yapılmış olabilir.”

“Evet. Ama bunun Neriman'ın araştırdığı dosyayla aynı dosya olduğunu kanıtlamamız gerekiyor.”

Murat başını salladı.

“Laboratuvar kayıtlarını da isteyelim. Belki orada daha açık bir bilgi vardır.”

Selin gerekli talebi hazırladı. İşini bitirince Neriman'ın dosyasını yeniden açtı.

“Bir şey aklıma takılıyor,” dedi. “Neriman bu kayıtları kendi başına araştırıyorduysa neden kimseye anlatmadı?”

Murat hemen cevap vermedi.

“Belki anlatacak birini bulamadı. Belki de öğrendiklerinin ne anlama geldiğinden emin değildi. Şimdilik bilmiyoruz.”

“Ya da birileri onun araştırmasını istemedi.”

“Bu ihtimali de araştıracağız. Ama önce elimizdeki kanıtları tamamlayalım.”

Selin başını salladı. Bu kez acele edip bir sonuca varmak istemiyordu.

Akşam Orhan eve geldiğinde Defne salonda onu bekliyordu. Babası içeri girer girmez yanına gitti.

“Konuşabilir miyiz?”

Orhan ceketini çıkardı.

“Konuşalım.”

Defne karşısında durdu.

“Ben sadece hangi hastanede doğduğumu öğrenmek istiyorum. Neden bu kadar zor?”

Orhan bir an duraksadı.

“Defne, sana söylemiştim. Eski belgeleri arıyorum.”

“Ama bulup bulmadığını bile söylemiyorsun. Her sorduğumda başka bir şey diyorsun.”

“İşim vardı. Her şeyi hemen yapamıyorum.”

Defne'nin sabrı tükendi.

“Ben senden hemen her şeyi yapmanı istemiyorum! Bir kere düzgünce konuşmanı istiyorum. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi davranıyorsun.”

Orhan'ın yüzü sertleşti.

“Sesini yükseltme.”

“Peki sen neden bana kızıyorsun? Ben ne yaptım?”

Orhan cevap vermedi.

Defne gözlerini kaçırdı. Kızgınlığının altında kırgınlık da vardı.

“Biliyor musun, sana bir şey sormadan önce bile ne diyeceğini düşünüyorum. Yine geçiştireceksin diye kendimi hazırlıyorum. Bu normal mi?”

Orhan kızına baktı. Bir şey söylemek istedi ama kelimeleri bulamadı.

Sonunda yalnızca şunu söyledi:

“Şu an konuşmak istemiyorum.”

Defne acı bir gülümsemeyle başını salladı.

“Zaten hiç istemiyorsun.”

Odadan çıkıp merdivenleri hızla çıktı. Odasına girince Elif'i aradı.

Elif telefonu açar açmaz Defne konuşmaya başladı.

“Yine cevap vermedi. Ben artık ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Biraz sakinleş, olur mu?”

“Nasıl sakinleşeyim? Kendi babama bir soru soruyorum. Bana doğru düzgün cevap bile vermiyor.”

Elif onu dinledi.

“Böyle hissetmene şaşmıyorum. Ama kendini yiyip bitirme. Biraz zaman ver. Belgeleri bulursa belki konuşmak daha kolay olur.”

Defne burnunu çekti.

“Ben sadece bana güvenmesini istiyorum. Sanki bir şey öğrenirsem her şey değişecekmiş gibi davranıyor.”

Elif bir süre sessiz kaldı.

“Bilmiyorum, Defne. Ama ne olursa olsun, bunu tek başına çözmek zorunda değilsin.”

Defne'nin sesi biraz yumuşadı.

“İyi ki varsın.”

“Sen de iyi ki varsın.”

Telefonu kapattıklarında Defne biraz olsun rahatlamıştı. Ama soruları hâlâ cevapsızdı.

Yılmaz ailesinin evinde Elif de babasıyla konuşmak için fırsat kolluyordu. Akşam yemeğinden sonra Kemal salona geçtiğinde yanına oturdu.

“Baba, hafta sonu belgelerime bakacağız, değil mi?”

Kemal başını salladı.

“Evet, kızım. Unutmadım.”

Elif babasının yüzüne baktı.

“Bana kızmayacaksın, değil mi?”

Kemal şaşırdı.

“Neden kızayım?”

“Çünkü bu konuyu her açtığımda bir şekilde erteleniyor. Ben sadece doğduğum hastaneyi öğrenmek istiyorum.”

Kemal kısa bir süre sessiz kaldı.

“Bunun yanlış bir tarafı yok. Hafta sonu bakarız.”

Elif başını salladı ama yüzündeki endişe geçmedi.

“Tamam. Sözünü tutmanı istiyorum, hepsi bu.”

Kemal kızına baktı.

“Tutarım.”

Elif odasına gittiğinde Kemal salonda yalnız kaldı. Telefonunu eline aldı, rehberinde kayıtlı bir numarayı açtı ama aramadı. Ekrana birkaç saniye baktıktan sonra telefonu kapattı.

Ertesi sabah Selin'in telefonu çaldı. Hastanenin eski laboratuvarından arıyorlardı.

“İstediğiniz kayıtları araştırdık,” dedi görevli. “DNA karşılaştırma başvurusunun bir kaydı var. Ancak sonuç belgesi bu dosyanın içinde bulunmuyor.”

Selin hemen sordu:

“Başka bir yerde tutulmuş olabilir mi?”

“Olabilir. O dönemde başvuru kayıtlarıyla sonuç belgeleri farklı dosyalarda saklanabiliyordu. Fakat şu an elimizde sonucu doğrulayacak bir belge yok.”

“Anladım. Bulabildiğiniz kayıtların kopyasını gönderebilir misiniz?”

“Hazırlayıp göndeririz.”

Selin telefonu kapattıktan sonra Murat'a döndü.

“Başvuru kaydı doğrulandı. Ama sonuç yok.”

Murat dosyayı kendine çekti.

“Demek ki şimdi sonuç belgesini aramamız gerekiyor.”

“Evet. Bir de başvuruyu kimin yaptığını öğrenmeliyiz.”

Murat kayıttaki numarayı inceledi.

“Bu numara, teslim defterindeki numarayla aynı dosyaya ait olabilir. Ama tek başına yeterli değil.”

Selin başını salladı.

“Laboratuvardan gelecek kopyayı bekleyelim. Sonra eski kayıtlarla karşılaştırırız.”

Murat ayağa kalktı.

“Bir de Neriman'ın telefon kayıtlarını yeniden inceleyelim. Belki bu başvuruyla ilgili biriyle görüşmüştür.”

Selin not aldı. Soruşturma yavaş ilerliyordu ama artık araştırabilecekleri somut bir başvuru kaydı vardı.

Neriman'ın neden bu dosyanın peşine düştüğünü ve ölümünden önce ne öğrendiğini bulmaları gerekiyordu.

O akşam Elif, Defne'ye mesaj attı.

“Hafta sonu babamla belgeleri arayacağız. Sen de bir şey öğrenirsen bana söyle.”

Defne hemen cevap verdi.

“Tamam. Ben de vazgeçmeyeceğim.”

Elif telefonu bıraktı. Birkaç dakika sonra Aylin odasına geldi.

“Yarın babanla belgelere bakacaksınız, değil mi?”

“Evet.”

Aylin kızının yanına oturdu.

“Bazen insanın hatırlamadığı şeyler olabilir. Ama senin merak etmen de çok normal.”

Elif annesine döndü.

“Ben sizden başka bir şey istemiyorum. Sadece bana açıkça anlatmanızı istiyorum.”

Aylin kızının elini tuttu.

“Bunu anlıyorum.”

Elif annesine sarıldı. Aylin de ona sarıldı ama ikisinin de aklında cevaplanmamış sorular v