KATİL ARAMIZDA18. Bölüm: Eski Belgeler
KATİL ARAMIZDA
18. Bölüm: Eski Belgeler
Elif, cumartesi sabahı kahvaltısını bitirir bitirmez babasının yanına gitti.
“Baba, bugün belgeleri arayacaktık, değil mi?”
Kemal çayından bir yudum aldı.
“Evet kızım. Birazdan bakalım.”
“Dün de birazdan demiştin.”
Kemal gülümsedi.
“Tamam, tamam. Haklısın. Şimdi başlayalım.”
Birlikte salondaki dolabın üst rafında duran eski kutuyu indirdiler. Kutunun içi fotoğraflar, mektuplar ve yıllar önce saklanmış evraklarla doluydu.
Elif, fotoğrafları bir kenara ayırıp kâğıtları incelemeye başladı. Bir süre sonra eline kendi adı yazılı bir belge geçti.
“Baba, galiba aradığımız şey bu.”
Kemal yanına oturdu.
Elif'in doğum tarihi belgede yazıyordu. Fakat hastanenin adı silikleşmişti. Alt taraftaki kayıt numarasının da bir kısmı okunmuyordu.
“Senin başka bir doğum belgen var mı?” diye sordu Elif.
“Bildiğim kadarıyla yok.”
“Peki hastanenin adı neden okunmuyor?”
“Belge eski kızım. Zamanla silinmiş olabilir.”
Elif kâğıdı biraz daha yaklaştırdı.
“Numaranın bir kısmı da silinmiş.”
Kemal belgeyi eline aldı. Birkaç saniye dikkatlice baktıktan sonra masaya bıraktı.
“Bunu hastaneden öğrenebiliriz belki.”
Elif başını kaldırdı. Babasının ilk kez sorusunu geçiştirmek yerine bir çözüm önermesi hoşuna gitmişti.
“Gerçekten araştıracak mıyız?”
“Evet. Merak ediyorsan öğrenelim.”
Elif diğer kâğıtları da karıştırdı ama aradığı başka bir belge bulamadı. Kutuyu toplarken doğum belgesinin fotoğrafını çekti.
“Numarayı kaydediyorum. Belki sonra lazım olur.”
Kemal bir şey söylemedi. Yalnızca kutunun kapağını kapatıp dolaba kaldırdı.
Elif odasına giderken babasının yüzündeki ifadeyi düşündü. Belki de ortada önemli bir şey yoktu. Yine de içindeki merak geçmemişti.
Defne de annesiyle birlikte eski evrakları arıyordu.
Salonun ortasına birkaç klasör yaymışlardı. Annesi eski fotoğraflara bakarken Defne, bir dosyanın arasından çıkan belgeyi eline aldı.
“Anne, bu benim doğum belgem mi?”
Annesi gözlüğünü takıp kâğıda baktı.
“Evet, öyle görünüyor.”
Defne belgenin altındaki numarayı gösterdi.
“Burada bir rakamın üstü çizilmiş. Neden?”
Annesi kâğıdı eline alıp inceledi.
“Bilmiyorum canım. Belki yazarken hata yapılmıştır.”
“Peki düzelten kişinin adı nerede?”
“Her belgede olmayabilir. Baban eve gelince ona da sorarız.”
Defne içini çekti.
“Ben ona daha önce de sordum. Her seferinde sonra bakacağını söylüyor.”
Annesi kızının yanına oturdu.
“Babanın neden böyle davrandığını ben de bilmiyorum. Ama hemen kötü bir şey düşünme.”
“Ben kötü bir şey düşünmek istemiyorum zaten. Sadece neden sorularıma cevap vermediğini anlamıyorum.”
Annesi cevap vermedi. Defne belgeyi masaya koyup telefonuyla fotoğrafını çekti.
Ardından Elif'e gönderdi.
Benim doğum belgemde de kayıt numarasının bir kısmı değiştirilmiş gibi görünüyor. Senin bulduğun belgeye benziyor mu?
Elif'in cevabı birkaç dakika sonra geldi.
Benimkinde de numaranın bir kısmı okunmuyor. Ama fotoğrafları karşılaştırmadan aynı olduğunu söyleyemeyiz.
Defne mesajı okudu. İki belgenin gerçekten birbiriyle ilgisi olup olmadığını bilmiyordu. Yine de bunu öğrenmek istiyordu.
Aynı saatlerde Selin, karakolda eski hastane dosyalarını inceliyordu. Murat elinde yeni gelen evraklarla odaya girdi.
“Laboratuvardan cevap geldi mi?” diye sordu.
Selin başını salladı.
“Eski DNA karşılaştırma başvurusunun bir kopyasını gönderdiler. Ama dosya eksik.”
Murat belgeyi masaya bıraktı.
“Testin yapıldığı kesin mi?”
“Hayır. Başvuru kaydı var ama sonuç belgesine ulaşamadık.”
Selin, kâğıdın altındaki satırı gösterdi.
“Burada sonucun teslim edilmesiyle ilgili bir not var. Fakat kime teslim edildiği yazmıyor ya da yazan bölüm sonradan zarar görmüş.”
Murat belgeyi dikkatlice inceledi.
“Peki kayıt numarası?”
“Eski teslim defterindeki numarayla bazı rakamları uyuşuyor. Ama son kısım farklı. Bunun aynı dosya olduğunu söylemek için yeterli değil.”
Murat sandalyeye oturdu.
“Önce bu evrakın hangi birimden geldiğini bulalım. Sonra kimin elinden geçtiğini araştırırız.”
Selin, laboratuvarla yeniden iletişime geçmek için not aldı.
Neriman'ın ölümünden önce eski hastane kayıtlarını araştırdığı biliniyordu. Fakat bu DNA başvurusuyla onun araştırması arasında doğrudan bir bağ kurulamamıştı.
Murat dosyayı kapattı.
“Rauf Erdem'le tekrar görüşelim. Eski evrakların nasıl teslim edildiğini biliyor olabilir.”
Akşam Orhan eve döndüğünde Defne onu salonda bekliyordu. Elindeki belgeyi babasına uzattı.
“Baba, bunu eski dosyaların arasında bulduk.”
Orhan kâğıda göz attı.
“Bu nereden çıktı?”
“Dolaptaki klasörden. Benim doğum belgem.”
Orhan belgeyi birkaç saniye inceledi.
“Eski evrak işte.”
Defne kaşlarını çattı.
“Bunu ben de görüyorum. Sana numaranın neden değiştirildiğini soruyorum.”
“Belki yanlış yazılmıştır.”
“Belki. Ama sen de bilmiyorsun, öyle mi?”
Orhan kâğıdı masaya bıraktı.
“Defne, şu an bununla uğraşmak istemiyorum.”
Defne'nin yüzündeki ifade değişti.
“Ben de durup dururken uğraşmıyorum baba. Sana daha önce sordum. Her defasında başka bir zamana bırakıyorsun.”
“İşlerim var. Her şeyi hemen araştırmam mümkün değil.”
“Ben senden hemen araştırmanı istemiyorum. Bana doğru düzgün cevap vermeni istiyorum.”
Orhan sustu.
Defne bir an bekledi, belki babasının bir açıklama yapacağını düşündü. Ama Orhan başka tarafa bakınca daha fazla konuşmanın faydası olmadığını anladı.
“Peki. Ama bu belgeyi de öylece bırakmayacağım.”
Kâğıdı alıp odasına gitti.
Orhan salonda tek başına kaldı. Bir süre masanın üzerindeki diğer evraklara baktı, sonra hepsini toplayıp çekmeceye koydu.
Defne, odasına geçince Elif'i aradı.
“Babamla konuştum,” dedi.
“Ne söyledi?”
“Her zamanki gibi. Bilmediğini söylüyor ama bir yandan da belgeyi araştırmama pek sıcak bakmıyor.”
Elif yatağında doğruldu.
“Belki gerçekten bilmiyordur.”
“Olabilir. Ama o zaman neden benimle birlikte bakmak istemiyor?”
Elif hemen cevap veremedi.
“Bilmiyorum. Benim babam da belgeyi buldu ama hastanenin adını hatırlamadığını söyledi. Yine de araştırabileceğimizi kabul etti.”
Defne biraz sakinleşti.
“Seninkinde de numara var mı?”
“Evet. Bir kısmı silik. Fotoğrafını sana atmıştım.”
“Bir daha gönderir misin? Benimkiyle yan yana koyacağım.”
Elif fotoğrafı gönderdi.
Bir süre iki belgeyi karşılaştırdılar. Bazı rakamlar birbirine benziyor gibiydi ama fotoğrafların kalitesi ve kâğıtların yıpranmış olması kesin bir karşılaştırma yapmalarını zorlaştırıyordu.
“Bence bunu kendimiz çözemeyeceğiz,” dedi Elif.
“Ben de öyle düşünüyorum. Belki hastaneden öğrenebiliriz.”
“Önce ailelerimize biraz daha soralım. Bir şey bulamazsak başka bir yol düşünürüz.”
Defne kabul etti.
Telefonu kapattıktan sonra belgelerin fotoğraflarına bir kez daha baktı. Kayıt numaralarının benzer görünmesi onu düşündürüyordu ama elinde bir sonuç yoktu.
Şimdilik yalnızca cevaplanmamış soruları vardı.
Pazartesi sabahı Selin'in telefonu çaldı. Arayan Rauf Erdem'di.
“Komiser Hanım, geçen gün gösterdiğiniz evrakı düşündüm,” dedi Rauf. “O dönem bazı belgeler için ayrı bir teslim listesi tutuluyordu. Liste hâlâ arşivdeyse kimin teslim aldığını bulabiliriz.”
Selin hemen not aldı.
“Bu listeye nereden ulaşabiliriz?”
“Önce eski idari kayıtların tutulduğu birime sormanız gerekiyor. Belgeler başka yere taşınmış olabilir.”
“Peki, oradan başlayacağız. Yardımınız için teşekkür ederim.”
Selin telefonu kapatıp Murat'ın yanına gitti.
“Rauf, ayrı bir teslim listesi tutulduğunu hatırladı. Belki aradığımız imzanın kime ait olduğunu öğrenebiliriz.”
Murat ceketini aldı.
“O zaman vakit kaybetmeyelim. Önce listeyi bulalım.”
İkisi de bu kaydın soruşturmayı nereye götüreceğini bilmiyordu. Belki yalnızca eski bir evrakın kim tarafından teslim alındığını öğreneceklerdi. Belki de yıllardır açıklanamayan bir ayrıntı sonunda anlam kazanacaktı.
Ama bunun için önce o listeyi bulmaları gerekiyordu.
Elif ve Defne ise kendi belgelerinden bir sonuç çıkaramamıştı. Ailelerinin açıklamaları onları tatmin etmese de ellerinde kesin bir kanıt yoktu.
Geçmişe ait iki belge, iki genç kızın aklına aynı soruyu düşürmüştü