KATİL ARAMIZDA19. Bölüm: Listedeki İsim
KATİL ARAMIZDA
19. Bölüm: Listedeki İsim
Murat ile Selin, sabah hastanenin eski kayıtlarının tutulduğu birime gitti. Rauf Erdem'in sözünü ettiği teslim listesini bulabilirlerse yıllar önceki evrakların kimlerin elinden geçtiğini öğrenebilirlerdi.
Görevli bilgisayarında arama yaptıktan sonra onlara döndü.
“Bu döneme ait bazı belgeler depoya kaldırılmış. Teslim defterinin de orada olma ihtimali var.”
Murat sordu:
“Depodaki kayıtları inceleyebilir miyiz?”
“Önce sorumlu kişiden izin almam gerekiyor. Biraz bekleyin.”
Görevli odadan çıkınca Selin, Murat'a döndü.
“Bir defteri bulmak için kaçıncı yere geldik, saymayı bıraktım.”
Murat hafifçe gülümsedi.
“En azından nerede aramamız gerektiğini biliyoruz. Bu da bir şey.”
Bir süre sonra görevli geri geldi. Ellerindeki eski evrak listesini göstererek onları arşiv deposuna götürdü.
Raflarda numaralandırılmış kutular vardı. Görevli, listedeki numarayı kontrol edip birkaç kutuyu indirdi. Üçüncüsünün içinden ince, koyu renkli bir defter çıkardı.
Selin kapağı açtı.
“Bu olabilir.”
Murat yanına geldi. İkisi, eski tarihleri kontrol ederek sayfaları çevirmeye başladı. Kâğıtların bazı bölümleri sararmış, yazıların bir kısmı da silinmişti.
Selin bir satırda durdu.
“Murat Bey, buraya bakın.”
Satırda, yıllar önceki kayıtlara ait bir teslim işlemi bulunuyordu. Kayıt numarasının büyük bölümü Neriman'ın belgelerindeki numarayla örtüşüyordu. Ancak son hanenin üzeri çizilmiş ve yanına başka bir rakam yazılmıştı.
Murat satırı dikkatle inceledi.
“Düzeltmenin yanına açıklama yazılmamış.”
“İmza da tam okunmuyor.”
Selin defteri biraz ışığa doğru çevirdi. İsimden birkaç harf seçilebiliyordu ama kime ait olduğunu söylemek mümkün değildi.
Murat görevliye döndü.
“Bu defterin dijital kopyası var mı?”
“Bazı sayfalar taranmıştı. Hepsinin görüntüsü olmayabilir ama kontrol edebilirim.”
“Lütfen kontrol edin. Bu sayfanın da resmî bir kopyasını almak istiyoruz.”
Gerekli işlemler tamamlanınca Selin, kayıt numarasını not etti. Sonunda ellerinde karşılaştırabilecekleri yeni bir belge vardı.
Yine de iki sorunun cevabı hâlâ yoktu: Numara neden değiştirilmişti ve bu işlemi kim yapmıştı?
Aynı gün Elif, Defne'yle buluştu. İkisi de doğum belgelerinin fotoğraflarını telefonlarına kaydetmişti.
Defne, oturur oturmaz telefonunu çıkardı.
“Bak, dün gece tekrar inceledim. Şu iki rakam birbirine benziyor.”
Elif fotoğrafları yan yana açtı.
“Evet, benziyor. Ama görüntü çok net değil.”
“Senin belgende de bir kısmı silinmişti, değil mi?”
“Evet. Hastanenin adı bile doğru düzgün okunmuyor.”
Defne telefonunu masaya bıraktı.
“Sence bunların birbiriyle ilgisi olabilir mi?”
Elif hemen cevap vermedi.
“Olabilir de, olmayabilir de. Sadece numaralar benziyor diye kesin bir şey söyleyemeyiz.”
“Biliyorum. Ama ailelerimiz de doğru düzgün bir şey anlatmayınca insan daha çok düşünüyor.”
Elif başını salladı.
“Ben de babama sordum. Hastaneyi tam hatırlamadığını söyledi. En azından birlikte araştırabileceğimizi kabul etti.”
“Benim babam ise konuyu açınca hemen sinirleniyor.”
“Belki kendisi de hatırlamıyordur.”
Defne omuzlarını silkti.
“Umarım öyledir. Çünkü benden bir şey sakladığını düşünmek istemiyorum.”
Elif arkadaşının yüzündeki endişeyi fark etti.
“Biraz daha bekleyelim. Belgeleri hastaneye gösterirsek belki kayıt numaralarının ne anlama geldiğini öğrenebiliriz.”
Defne kabul etti.
Buluşmaları boyunca başka konulardan da konuştular. Ama ayrılmadan önce Defne, belgelerin fotoğraflarını bir kez daha kontrol etti.
İkisinin de elinde bir sürü soru vardı. Henüz hiçbirinin cevabı yoktu.
Öğleden sonra Selin'in bilgisayarına arşivden bir dosya gönderildi. Teslim defterinin bazı sayfaları yıllar önce taranmıştı. Görüntülerden biri, buldukları satırın daha net bir kopyasıydı.
Selin görüntüyü büyüttü.
Yazı hâlâ tam seçilmiyordu ama soyadının ilk harfleri biraz daha belirgindi.
“Bir isim çıkarmamız mümkün mü?” diye sordu Murat.
“Şimdilik hayır. Yanlış bir kişiye odaklanmak istemiyorum.”
Selin, eski personel listelerini açtı. O dönemde hasta kabul ve evrak işlerinde çalışanların isimlerini kontrol etmeye başladı.
Bir isim dikkatini çekti: Fikret Aydın.
Fikret, o yıllarda hasta kabul bölümünde çalışmıştı. Daha önce de Neriman'ın eski çalışma arkadaşlarından biri olarak karşılarına çıkmıştı.
Selin, dosyasını Murat'a uzattı.
“Fikret'le tekrar görüşebiliriz. Ama imzanın ona ait olduğuna dair elimizde bir kanıt yok.”
Murat dosyayı inceledi.
“Önce o dönemdeki işleyişi anlatsın. Sonra elimizdeki belgeyi gösteririz.”
Selin görüşme için Fikret'i aradı. Fikret ertesi gün gelebileceğini söyledi.
Akşam Orhan eve geldiğinde Defne salondaydı. Babasının yanına gidip doğum belgesini gösterdi.
“Baba, buna tekrar bakabilir misin?”
Orhan kâğıdı aldı.
“Bunu nereden buldun?”
“Eski klasörlerden. Annemle aradık.”
Orhan belgenin altındaki numaraya baktı.
“Eski evraklarda böyle şeyler olabilir.”
Defne sabrını korumaya çalıştı.
“Olabilir. Ama nedenini öğrenmek istiyorum.”
“Şimdi bununla uğraşacak vaktim yok.”
Defne'nin yüzü düştü.
“Senin hiçbir zaman vaktin olmuyor.”
“Defne, konuyu büyütme.”
“Büyütmüyorum. Sana bir soru soruyorum. Benim doğum belgemde bir değişiklik var ve sen benimle birlikte bakmak bile istemiyorsun.”
Orhan kâğıdı masaya bıraktı.
“Belgeyi inceleyeceğim, dedim ya.”
“Ne zaman?”
Orhan cevap vermedi.
Defne gözlerini babasından ayırmadan bir süre bekledi. Sonra belgeyi aldı.
“Tamam. Ama ben de araştırmaya devam edeceğim.”
Odasına çıktıktan sonra kapısını kapattı. Babasına kızgındı ama asıl canını sıkan, ondan bir cevap alamamaktı.
Orhan bir süre salonda oturdu. Sonra çalışma odasına geçti ve çekmecesinden eski bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerindeki yazıya baktı. Bir an açmayı düşündü ama vazgeçti.
Tam o sırada telefonu çaldı. Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.
“Efendim?”
Karşıdaki kişi fazla oyalanmadan konuştu.
“Eski teslim defterini bulmuşlar.”
Orhan'ın yüzü gerildi.
“Kim söyledi?”
“Önemli değil. Kayıt numarasını yeniden inceliyorlarmış.”
Orhan sesini alçalttı.
“Başka ne biliyorsun?”
“Şimdilik bu kadar.”
“Yeni bir şey öğrenirsen haber ver.”
Telefonu kapattı. Zarfı çekmeceye koyup kilitledi.
Bir süre kapının önünde durdu. Defne'nin odasından ses gelmiyordu.
Orhan, kızının neden bu belgelerin peşine düştüğünü biliyordu. Asıl korktuğu, bu soruların nereye varabileceğiydi.
Ertesi sabah Selin ile Murat, Fikret Aydın'ın eski personel dosyasını yeniden inceledi.
Dosyada görev yaptığı bölümler ve çalışma tarihleri vardı. Ancak teslim defterindeki imzayı onunla eşleştirecek bir belge bulunmuyordu.
“Yarın görüşmede önce Neriman'ı soralım,” dedi Selin. “Sonra eski kayıtları anlatmasını isteriz.”
Murat başını salladı.
“Doğru. Elimizdeki belgeyi de gösteririz ama doğrudan suçlamayız.”
Selin, Neriman'ın dosyasını açtı.
“Onun ölümünden önce bu kayıtları araştırdığı kesin. Ama neden araştırdığını hâlâ bilmiyoruz.”
“Bunu öğrenmeden cinayetle kayıtlar arasında bağ kuramayız,” dedi Murat. “İki konuyu birlikte inceleyeceğiz ama varsayımlara kapılmayacağız.”
Selin tam cevap verecekken bilgisayarına yeni bir belge geldi. Bu, eski DNA başvurusuna ait başka bir kopyaydı.
Belgenin alt kısmında kısa bir not vardı. Önceki kopyada okunmayan birkaç kelime bu kez seçilebiliyordu:
“Sonuç, yetkili kişiye elden teslim edildi.”
Selin ekrana yaklaştı.
“Murat Bey, buna bakın.”
Murat notu okudu.
“Yetkili kişinin adı yazmıyor mu?”
“Hayır. İsim bölümü boş ya da silinmiş.”
Murat belgeyi yazdırdı.
“Bu notun teslim defterindeki kayıtla aynı dosyaya ait olup olmadığını öğrenmeliyiz.”
Selin başını salladı.
“Bir de sonucun gerçekten teslim edilip edilmediğini doğrulamamız gerekiyor. Bu not tek başına yeterli değil.”
Murat dosyaları bir araya getirdi. Teslim defteri, değiştirilmiş kayıt numarası ve eski DNA başvurusuna ait belge artık önlerindeydi.
Üçü arasında bir bağlantı olabilirdi. Fakat bunu kanıtlayacak bilgi henüz ellerinde değildi.
Selin, Fikret'le yapılacak görüşmenin saatini kontrol etti.
“Belki yarın bir şey öğ