Keşfet

KATİL ARAMIZDA2. Bölüm — Eski Bir Fotoğraf

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

2. Bölüm — Eski Bir Fotoğraf

Sabah Telaşı

Elif, telefonunun alarmını susturup gözlerini yeniden kapattı. Ona göre henüz sabah olmamıştı. Perdenin arasından içeri süzülen güneş bile yataktan kalkması için yeterli bir sebep değildi.

Kapı iki kez tıklatıldı.

“Elif, kalktın mı?”

Zeynep’in sesini duyunca yorganı başına çekti.

“Kalktım.”

“E o zaman neden cevap vermiyorsun?”

“Şu an cevap veriyorum.”

Kapı açıldı. Zeynep, ablasının hâlâ yatakta olduğunu görünce gözlerini devirdi.

“Anneye seni beklemesini söyleyeyim mi?”

Elif bir gözünü açtı.

“Niye?”

“Kahvaltıya gelmeyeceksen tostunu ben yerim.”

Elif bir anda doğruldu.

“Dokunma tosta!”

Zeynep gülerek odadan çıktı. Elif de söylene söylene yataktan kalktı. Aynanın karşısına geçip saçlarını toplamaya çalıştı ama lastik tokasını bulamadı. Birkaç dakika aradıktan sonra yatağın altından çıkardı.

“Bir gün de hiçbir şey kaybolmasa şaşıracağım,” diye söylendi.

Mutfağa girdiğinde Ege çoktan kahvaltıya başlamıştı. Aras telefonundan bir şey okuyor, anneleri Aylin de masaya çay koyuyordu.

Ege, Elif’i görünce saate baktı.

“Okula mı gidiyorsun, öğle yemeğine mi?”

Elif sandalyesini çekti.

“Seninle konuşacak enerjim yok.”

“İyi, kahvaltıdan sonra toparlanır.”

“Ege,” diye uyardı Aylin.

“Ne yaptım anne? Kız kardeşimle ilgileniyorum.”

“İlgilenmesen daha iyi,” dedi Elif.

Aras istemsizce gülümsedi. Elif bunu fark edince ona da ters ters baktı.

“Sen de gülme.”

“Bir şey demedim.”

“Demene gerek yok.”

Aylin masaya otururken başını iki yana salladı. Bu evde sabahları sessiz bir kahvaltı yapmak neredeyse imkânsızdı.

Masal, elinde bir kâğıtla mutfağa girdi.

“Anne, resmime bakar mısın?”

Aylin kâğıdı aldı. Masal bütün aileyi çizmişti. Herkesin yanına adını yazmış, Ege’nin saçlarını da neredeyse başının iki katı büyüklüğünde yapmıştı.

Ege resme eğildi.

“Benim saçlarım gerçekten böyle mi?”

Masal hiç düşünmeden cevap verdi.

“Bazen daha kötü.”

Zeynep kahkaha attı. Ege itiraz etmeye hazırlanırken Aylin resmi dikkatlice katlayıp Masal’a verdi.

“Çok güzel olmuş kızım. Odana asarsın.”

Masal memnuniyetle uzaklaştı.

Kemal mutfağa girdiğinde kahvaltı neredeyse bitmişti. Ceketini sandalyeye bıraktı, kendisine çay koydu.

“Bugün geç gelebilirim,” dedi.

Aylin, ekmek sepetini masanın ortasına bıraktı.

“Akşam yemeğine yetişir misin?”

“Belli değil. İşler uzayabilir.”

“Peki. Ona göre yemek ayırırım.”

Konuşma orada bitti. Aylin alışmıştı; Kemal’in işi bazen planladığından uzun sürerdi. Üstelik çocukların okulu, ev işleri ve kendi sorumlulukları derken sabahları uzun uzun konuşmaya vakit kalmıyordu.

Elif çantasını aldı. Kapıdan çıkarken Zeynep arkasından seslendi.

“Akşam matematiğe bakacağız, unutma.”

“Unutmam.”

“Dün de unutmamıştın hani?”

Elif durup kardeşine döndü.

“Bugün gerçekten bakacağız. Söz.”

Zeynep başını salladı ama yüzündeki ifadeden ikna olmadığı belliydi.

Elif kapıyı kapattığında evin içindeki sesler yeniden yükseldi. Aylin, Masal’ın beslenmesini hazırlıyor; Ege kaybettiği kulaklığını arıyor; Aras ise çıkmadan önce babasına bir şey sormaya çalışıyordu.

Her şey her zamanki gibiydi.

Karaca Evi

Karaca ailesinin kahvaltısında sesler daha az yükseliyordu ama bu, herkesin anlaşabildiği anlamına gelmiyordu.

Mert telefonuna bakarken Deniz önündeki bardağı masaya bıraktı.

“Yemeğini bitir de öyle bak.”

Mert başını kaldırmadan cevap verdi.

“Bitti zaten.”

“Tabağında yarım ekmek var.”

“Onu da birazdan yiyeceğim.”

Defne araya girdi.

“Deniz, bırak yesin. Daha kahvaltıda başladı sorgu.”

“Ben sadece—”

“Biliyorum,” dedi Defne. “Sen sadece her şeyi düzene sokmaya çalışıyorsun.”

Mert sırıttı.

“Sonunda beni anlayan biri.”

Deniz ikisine de cevap vermedi. Peçetesini tabağının yanına bıraktı ve ayağa kalktı.

Orhan Karaca gazetesini katlayıp masanın üzerine koydu.

“Bu akşam ikiniz de evde olun.”

Defne kaşlarını kaldırdı.

“Neden?”

“Bir misafirim gelecek.”

“Kim?”

“İşle ilgili biri.”

Defne babasının yüzüne baktı. Orhan, açıklama yapmaya niyeti olmadığını belli eden o sakin ifadesini takınmıştı.

“Arkadaşlarımla plan yapmıştım,” dedi Defne.

“Başka bir güne ertelersin.”

Defne bir şey söylemedi. Babasıyla bu konuda tartışmanın sonucu değiştirmeyeceğini biliyordu.

Mert sandalyesini geriye itti.

“Tamam, evde oluruz.”

Orhan başıyla onayladı. Ardından saatine baktı.

Deniz kapıya yönelirken çalışma odasının kapısının kapalı olduğunu fark etti. Dün gece odadan ışık geldiğini hatırlıyordu ama bunun üzerinde durmadı. Babasının işiyle ilgili belgelerle uğraşması alışılmadık bir durum değildi.

Ceketini alıp evden çıktı.

Emniyet Müdürlüğü

Selin Arslan, elindeki dosyayla başkomiserin odasına girdiğinde Murat Demir bilgisayar ekranına bakıyordu.

“Kimlik doğrulandı mı?” diye sordu Murat.

“Evet. Neriman Aksoy, elli altı yaşında. Uzun yıllar önce bir hastanede hemşire olarak çalışmış.”

Murat ekranı kapatıp dosyayı aldı.

“Yakınları?”

“Şimdilik komşusuyla konuştuk. Yalnız yaşadığını söyledi. Neriman Hanım'ın eski evraklar biriktirdiğini de anlattı. Ama ne sakladığını bilmiyormuş.”

“Son günlerde bir sorun yaşadığından bahsetmiş mi?”

“Hayır. Komşusu, olaydan önceki günlerde dikkatini çeken bir şey olmadığını söyledi.”

Murat dosyadaki fotoğrafa baktı. Olay yerinden alınan eşyalar listelenmişti. Çantası, anahtarları, cüzdanı ve kişisel eşyaları bulunmuştu. Fakat Neriman’ın yanında taşıdığı düşünülen eski evrakla ilgili henüz kesin bir bilgi yoktu.

“Belgenin yanında olduğunu nereden biliyoruz?” diye sordu.

Selin sandalyesine oturdu.

“Henüz bilmiyoruz. Komşusu, Neriman’ın bazı eski belgelerle ilgilendiğini söylemiş. Belki evinde bulabiliriz. Ama olay gecesi yanında bir belge taşıdığı kesin değil.”

“Öyleyse dosyaya kesin bilgi gibi yazmayalım.”

“Yazmadım zaten.”

Murat gözlerini dosyadan kaldırıp Selin’e baktı. Selin de ona baktı. İkisi de bu konuşmanın uzamasına gerek olmadığını biliyordu.

“Bir fotoğraf daha var,” dedi Selin. “Çantasından çıktı. Eski görünüyor. Arka tarafında el yazısıyla bir şeyler yazılmış ama çoğu silinmiş.”

Fotoğrafı masaya koydu.

Murat fotoğrafı eline alıp dikkatle inceledi. Birkaç kişi yan yana durmuştu. Görüntü solmuş, kenarları yıpranmıştı. Arkadaki yazıysa ilk bakışta okunmuyordu.

“Hastanede çekilmiş olabilir mi?” diye sordu.

“Olabilir. Ama fotoğraftan kesin bir şey söyleyemiyoruz.”

“Görüntüyü inceletin. İnsanların yüzleri seçilebiliyor mu, arka planda bir tabela var mı, bunlara bakılsın.”

Selin notlarını aldı.

“Telefon kayıtları için de başvuru yapıldı. Son görüşmelerini öğrenebilirsek olaydan önce kiminle iletişim kurduğunu anlayabiliriz.”

Murat fotoğrafı dosyaya geri koydu.

“Güzel. Önce son günlerini anlamaya çalışalım. Birileriyle tartışmış mı, bir yere gitmiş mi, bunları öğrenelim. Şimdilik elimizdeki bilgiler sınırlı.”

Selin ayağa kalktı.

“Ben ev incelemesini takip edeceğim.”

“Tamam. Bir şey bulursanız haber verin.”

Selin odadan çıktı. Murat birkaç saniye kapıya baktıktan sonra yeniden dosyasını açtı. Henüz hiçbir şey birbirine bağlanmıyordu.

Ama Neriman Aksoy’un geçmişi, araştırılması gereken ilk yerlerden biriydi.

Okul Çıkışı

Elif, okul kapısının önünde Zeynep’i beklerken telefonuna baktı. Ege’den mesaj gelmişti.

Eve gelirken ekmek al. Annem söyledi.

Elif cevap yazdı.

Niye ben?

Ege’den hemen yanıt geldi.

Çünkü sana söyledim.

Elif gözlerini devirdi. Telefonunu çantasına koyduğunda Zeynep yanına geldi.

“Ne oldu?”

“Ege ekmek almamı istiyor.”

“Annem söylemiştir.”

“Biliyorum. Yine de sanki kendi kararıymış gibi yazmış.”

Zeynep güldü.

Birlikte fırına doğru yürüdüler. Yol boyunca okulda olanları konuştular. Zeynep matematik sınavından yakınıyor, Elif de öğretmenin verdiği ödevin gereksiz derecede uzun olduğunu anlatıyordu.

Eve vardıklarında Masal salonda resim yapıyordu. Aylin mutfaktan başını uzattı.

“Ekmeği aldınız mı?”

Elif poşeti kaldırdı.

“Aldık.”

“Yıkayıp sofraya koyun, birazdan yemek hazır.”

Zeynep ellerini yıkamaya giderken Elif çantasını odasına bıraktı. Gün boyunca aklını kurcalayan tek şey ertesi günkü ödeviydi. Akşam k

Yorumlar

  • Ege Pektaş: masal resminle aileyi tekrar hatırlatıyorsun! Çok güzel
  • Belgin Peker: Her şey yine yerli yerinde ama gölgeler de artıyor
  • Yasemin Yıldırım: elif o gülümseme ne ya?
  • Kırmızı lekeli çocuk: Kod adı gibi bir yazıdan başka pek bir şey kalmadı
  • Melis K.: zeynep kardeşin için yapman gerekenleri unutma dikkat et!
  • Alperix: @otukenkalem00 parça parça bilgi topluyoruz fakat yeter mi?
  • Sevgi Korkmaz: elif gözlerini açmaktan bu kadar zorlanma artık kalk!
  • Aslı Kılıç: aylin elif Bugün ödevde ciddisin diyebilirsin!
  • nadire menekşe: Hem neden böyle konuşuyorsun?
  • Kırık Cümleler: ege elifin girmesiyle saatine bakmak yerine bir şey demeliydi
  • İkbal Sürücü: Emeğine sağlık canım 👏