Keşfet

KATİL ARAMIZDA20. Bölüm: Hatırlanmayan İmza

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

20. Bölüm: Hatırlanmayan İmza

Fikret Aydın, karakola geldiğinde Selin onu girişte karşıladı. Daha önce de ifade vermişti ama bu kez yanında eski hastane kayıtlarından alınmış birkaç belge vardı.

“Tekrar geldiğiniz için teşekkür ederiz,” dedi Selin.

Fikret başını salladı.

“Geçen sefer konuştuğumuz evraklarla ilgili yeni bir şey mi buldunuz?”

“Bazı kayıtlar bulduk. Sizin de hatırlayabileceğiniz ayrıntılar olabilir.”

Görüşme odasına geçtiler. Murat masanın üzerindeki dosyayı açtı.

“Fikret Bey, Neriman Aksoy'u tanıdığınızı söylemiştiniz. Onun eski hastane kayıtlarını araştırdığını hatırlıyor musunuz?”

Fikret bir süre düşündü.

“Yıllar önce yanıma gelmişti. Bir kayıt numarası sormuştu. Tam olarak ne aradığını hatırlamıyorum. Ben de arşive bakması gerektiğini söylemiştim.”

“Size hangi kayıtla ilgili olduğunu anlattı mı?”

“Hayır. En azından benim hatırladığım bu.”

Selin, teslim defterinden alınan kopyayı önüne koydu.

“Bu kaydı daha önce gördünüz mü?”

Fikret gözlüğünü takıp belgeyi inceledi. Önce numaraya, sonra altındaki imzaya baktı.

“Defteri hatırlamıyorum. Bu imza da bana tanıdık gelmedi.”

“Peki kayıt numarasının neden değiştirildiğini biliyor musunuz?”

Fikret başını iki yana salladı.

“Hayır. Normalde bir numara düzeltildiyse bunun nedenini belirtmek gerekir. Ama o dönemde bazı belgeler farklı birimlere gönderiliyordu. Bütün işlemleri benim takip etmem mümkün değildi.”

Murat başka bir kâğıt çıkardı.

“Bu da aynı döneme ait bir DNA karşılaştırma başvurusu. Sonucun yetkili bir kişiye teslim edildiğini belirten bir not var.”

Fikret belgeyi dikkatlice okudu.

“Böyle başvuruların yapıldığını hatırlıyorum. Ama bu başvurunun kime ait olduğunu bilmiyorum.”

“Sonucun teslim edildiği kişiyi kaydetmek kimin göreviydi?”

“İşlemin yapıldığı birime bağlıydı. Bazı evrakları idari işler takip ederdi, bazılarını da doğrudan ilgili bölüm teslim alırdı.”

Selin notlarını kontrol etti.

“Yani teslim defterindeki imzanın size ait olduğunu söyleyemiyorsunuz.”

“Hayır. Bana ait olduğunu söyleyemem. Değil de diyemem. Bu kadar eski bir yazıdan emin olmam mümkün değil.”

Murat, Fikret'in cevabını not etti. Görüşme yeni bir isim ortaya çıkarmamıştı ama eski kayıtların nasıl tutulduğuyla ilgili bazı ayrıntılar netleşmişti.

“Son bir sorumuz var,” dedi Murat. “Neriman bu kayıtları araştırırken birinden çekindiğini ya da başına bir şey gelebileceğini söyledi mi?”

Fikret'in yüzü ciddileşti.

“Bana böyle bir şey söylemedi. Ama son karşılaşmamızda aceleci görünüyordu. Bir an önce bir belgeye ulaşmak istiyordu.”

Selin öne eğildi.

“Hangi belgeye?”

“Bilmiyorum. Sorsaydım belki anlatırdı ama sormadım.”

Görüşme sona erdiğinde polislerin elinde hâlâ eksik parçalar vardı. Fikret'in anlattıkları, Neriman'ın eski kayıtlarla ilgilendiğini destekliyordu. Fakat DNA başvurusunun kime ait olduğunu veya cinayetle bağlantısını açıklamıyordu.

Murat, Selin'e döndü.

“Laboratuvar kayıtlarını ve teslim defterini karşılaştırmaya devam edeceğiz. Bir de Neriman'ın son günlerde kimlerle görüştüğünü yeniden inceleyelim.”

Selin dosyayı kapattı.

“Belki telefon kayıtlarında gözden kaçırdığımız bir şey vardır.”

Öğleden sonra Elif, Defne'ye mesaj attı. İkisi okul çıkışında buluşmaya karar verdi. Bu kez yanlarında yalnızca telefonları değil, ailelerinden buldukları belgelerin fotoğrafları da vardı.

Bir parkta oturup fotoğrafları yeniden açtılar.

Defne, kendi belgesini büyüttü.

“Şuraya bak. Numaranın son hanesi karalanmış. Sanki önce başka bir rakam yazılmış.”

Elif kendi fotoğrafını gösterdi.

“Benimkinde de bir bölüm okunmuyor. Ama aynı işlem mi yapılmış, anlayamıyoruz.”

Defne telefonunu indirdi.

“Bence hastaneye gidip sormalıyız. Belki bu numaraların ne anlama geldiğini bize söylerler.”

Elif biraz düşündü.

“Olur. Ama önce annemle babama haber vereceğim. Gizlice gidip yanlış bir şey yapmak istemiyorum.”

“Ben de anneme söylerim. Babamla konuşmak zor olacak ama ona da söyleyeceğim.”

Defne bunu söylerken kendinden emin görünmeye çalışıyordu. Aslında Orhan'ın nasıl tepki vereceğini düşünmek bile onu yoruyordu.

Elif arkadaşının koluna hafifçe dokundu.

“Ne bulursak birlikte bakarız, tamam mı?”

“Tamam.”

Bir süre başka konulardan konuştular. Eve dönmeden önce Defne, Elif'e bir soru sordu.

“Hiç ailene ait olmadığını düşündüğün oldu mu?”

Elif şaşkınlıkla ona baktı.

“Hayır. Neden sordun?”

“Bilmiyorum. Bu belgeler yüzünden aklıma geldi. Sanki herkes bir şey biliyor da ben bilmiyorum gibi.”

Elif bir süre sessiz kaldı.

“Ben böyle düşünmek istemiyorum. Ortada açıklayamadığımız belgeler var, evet. Ama bu, ailelerimizin bizi kandırdığı anlamına gelmez.”

Defne başını salladı.

“Biliyorum. Yine de gerçeği öğrenmek istiyorum.”

Akşam Elif, annesi Aylin mutfakta işlerini bitirirken yanına gitti.

“Anne, Defne'yle eski doğum belgelerimizi karşılaştırdık.”

Aylin elindeki tabağı tezgâha bıraktı.

“Bir şey buldunuz mu?”

“Kesin bir şey değil. İkisinde de kayıt numaralarıyla ilgili tuhaflıklar var. Hastaneye gidip sormayı düşünüyoruz.”

Aylin'in yüzünde kısa süreli bir şaşkınlık belirdi.

“Hangi hastaneye?”

“Henüz bilmiyoruz. Benim belgemdeki isim okunmuyor.”

Aylin bir an sustu.

“Babanla birlikte bulduğunuz belgeleri tekrar kontrol edin. Belki başka bir kâğıtta hastanenin adı yazıyordur.”

Elif annesinin yüzünü inceledi.

“Sen gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor musun?”

Aylin kızına döndü.

“Doğumun üzerinden çok yıl geçti, Elif. Her ayrıntıyı hatırlamam mümkün değil.”

Elif daha fazla üstelemedi.

“Tamam anne. Bir şey bulursak sana da gösteririz.”

Aylin başını salladı ama Elif mutfaktan çıktıktan sonra bir süre olduğu yerde kaldı. Kızının soruları giderek daha ayrıntılı hâle geliyordu.

Karaca ailesinin evinde ise Defne, akşam yemeğinden sonra babasıyla konuşmak için fırsat kolladı. Orhan salondaki koltukta oturuyordu.

“Baba, seninle bir şey konuşabilir miyim?”

Orhan elindeki telefonu bıraktı.

“Söyle.”

“Elimizdeki doğum belgesini hastaneye götürüp sormak istiyorum. Elif de kendi belgesiyle gelecek.”

Orhan'ın yüzü gerildi.

“Buna gerek yok.”

Defne kaşlarını çattı.

“Neden?”

“Eski belgelerden bir sonuç çıkmaz. Boşuna uğraşacaksınız.”

“Bunu nereden biliyorsun? Daha kimseye göstermedik.”

Orhan bir an cevap veremedi.

“Defne, ben sadece zaman kaybetmenizi istemiyorum.”

“Ben zaman kaybetmiyorum. Kendi doğumumla ilgili bir şey öğrenmek istiyorum.”

Orhan ayağa kalktı.

“Bu konuyu sonra konuşuruz.”

Defne bu kez arkasından gitmedi.

“Her seferinde sonra diyorsun. Ben artık beklemek istemiyorum.”

Orhan cevap vermeden odadan çıktı.

Defne gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Babasının davranışları ona cevap vermiyordu ama şüphelerini artırıyordu.

Yine de elinde kanıt yoktu. Ertesi gün annesiyle konuşacak, sonra da Elif'le birlikte ne yapacaklarına karar verecekti.

Gece Murat'ın telefonu çaldı. Arayan, eski hastane arşivinde çalışan görevliydi.

“Komiser Bey, istediğiniz belgelerden birini daha bulduk. Eski teslim listesinde, DNA başvurusuyla aynı tarihe yakın bir işlem kaydı var.”

Murat yatağından doğruldu.

“Kaydı okuyabiliyor musunuz?”

“Tamamını değil. Ama belgeyi yarın size gönderebilirim.”

“Lütfen gönderin. Özellikle teslim alan kişinin adının bulunduğu bölümü kontrol edin.”

Telefon kapandıktan sonra Murat, masanın üzerindeki dosyaya baktı. Bu yeni kayıt, önceki belgelerle aynı dosyaya ait olmayabilirdi. Yine de incelenmesi gerekiyordu.

Sabah Selin'le birlikte belgeyi karşılaştıracaklardı.

O sırada Orhan çalışma odasında çekmecesini açmış, eski zarfı elinde tutuyordu. Bu kez zarfın içinden bir kâğıt çıkardı. Kâğıdın üzerindeki yazıyı okudu, sonra yeniden katlayıp yerine koydu.

Kapı çalınınca hızla çekmeceyi kapattı.

“Baba?” diye seslendi Defne.

Orhan boğazını temizledi.

“Ne oldu?”

“Yarın Elif'le hastaneye gitmeyi düşünüyoruz. Anneme de söyleyeceğim.”

Orhan kapıya doğru baktı ama açmadı.

“Yarın konuşuruz, Defne.”

Defne bir süre bekledi. Sonra uzaklaştı.

Orhan kilitli çekmecenin önünde kaldı. Polislerin bulduğu belgelerin ne kadar ileri gideceğini bil